• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/Facebook
  • https://www.twitter.com/Twitter
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam18
Toplam Ziyaret926941
Kitap Tanıtım Köşesi

Shida Bazyar, 2026 Frankfurt Kitap Fuarı’nda ARD, ZDF ve 3 SAT’ın Edebiyat Sahnesi’nde ‘Die Lücken’ adlı romanından okuma yaparken.

Die Lücken
Shida Bazyar

İran kökenli Alman yazar Shida Bazyar, çağdaş Alman edebiyatının öne çıkan isimlerinden biridir. Daha önce sürgün ve göç üzerine yazdığı kitaplarla dikkat çeken yazar, Die Lücken adlı romanında bu temaları Alman tarihinin daha geniş bir bağlamı içerisinde ele almaktadır.¹

2026 yılında yayımlanan Die Lücken, aynı yıl Almanca edebiyatın en saygın ödüllerinden biri olan Deutscher Buchpreis'a layık görülmüştür. Jüri, romanın "bireysel yaşam öyküleri aracılığıyla yaklaşık yüz yıllık çelişkili Alman yaşamını yansıttığını" ve "kayıtsızlığa karşı yazılmış bir roman" olduğunu vurgulamıştır.²

Romanın merkezinde, Hunsrück bölgesindeki kurgusal Heimesbach köyü yer alır. Yayınevinin tanıtımında belirtildiği üzere bu köy, doksan yılı aşkın Alman tarihinin izlerini bünyesinde taşıyan sembolik bir mekân olarak kurgulanmıştır. Eser; Nazi döneminde zulme uğrayan Yahudi ailelerden, savaş sonrasında geçmişle yüzleşmek istemeyen kuşaklara ve daha sonraki yıllarda Almanya'ya sığınan İranlı göçmen ailelere kadar uzanan çok katmanlı bir anlatı kurmaktadır.³

Romanın temel sorularından biri "Heimat" kavramıdır. Jüri değerlendirmesinde de ifade edildiği gibi eser, bir insanın ya da bir topluluğun kendisini bir yere gerçekten ait hissedip hissedemeyeceğini sorgular. Aynı köyde bir zamanlar Yahudilerin yok oluşuna sessiz kalan komşular ile yıllar sonra göçmenlerin kabul edilip edilmeyeceğine karar veren komşular arasında tarihsel bir bağlantı kurulmaktadır.⁴

Eleştirmenlerin dikkat çektiği en önemli özelliklerden biri, romanın Alman tarihindeki boşlukları, suskunlukları ve bastırılmış hatıraları görünür kılmasıdır. SWR Kultur, "sessizlik ve unutmanın bir yerin tarihinde boşluklar bıraktığını, Bazyar'ın ise bu boşlukları hikâyelerle doldurduğunu" belirtmektedir. Bu yönüyle roman yalnızca geçmişi anlatan tarihsel bir anlatı değil; aynı zamanda hatırlamanın, unutmanın ve sorumluluk üstlenmenin ne anlama geldiğini sorgulayan edebi bir çalışma olarak değerlendirilmektedir.⁵

Eserde Nazi dönemi, savaş sonrası suskunluk, yerel hafıza, göç ve aidiyet temaları birbirinden bağımsız hikâyeler olarak değil, aynı tarihin parçaları olarak işlenir. Bu nedenle roman, Alman eleştirisinde sıklıkla bir "Anti-Heimatroman" olarak tanımlanmaktadır. Geçmişin üzerinin örtülüşünü, toplumsal hafızadaki kırılmaları ve yeni gelenlerin bu tarih içerisinde kendilerine yer arayışını birlikte ele alır.⁶

Jürinin ifadesiyle Die Lücken, farklı zaman katmanları arasında dolaşan anlatı yapısı, kurmaca ile tarihsel gerçekliği bir araya getiren kurgusu ve güçlü karakterleri sayesinde okuyucuda uzun süre etkisini sürdüren bir metne dönüşmektedir. Bu nedenle eser yalnızca göç ya da Nazi geçmişi hakkında yazılmış bir roman değil; Almanya'nın kolektif hafızası, tarihsel sorumluluğu ve aidiyet anlayışı üzerine kapsamlı bir edebi sorgulama olarak değerlendirilmektedir.

Dipnotlar

¹ Bazyar, Shida: Die Lücken. Köln: Kiepenheuer & Witsch, 2026; außerdem Die Lücken - Shida Bazyar, Kiepenheuer & Witsch Verlag. 

² „Die Lücken“ ist der Roman des Jahres 2026. In: Deutscher Buchpreis, 05.10.2026; ferner Shida Bazyar erhält den Deutschen Buchpreis 2026 für „Die Lücken“. In: BuchMarkt, 05.10.2026. 

³ Die Lücken, Kiepenheuer & Witsch Verlag. Der Verlag beschreibt den Roman als „literarische Archäologie der Heimat“, die jüdische Familien, NS-Profiteure und iranische Flüchtlingsfamilien in einer gemeinsamen Geschichte zusammenführt. 

⁴ „Die Lücken“ ist der Roman des Jahres 2026. In: Deutscher Buchpreis. Die Jury hebt insbesondere die Verbindung zwischen jüdischer Verfolgung und gegenwärtigen Fragen von Migration und Zugehörigkeit hervor. 

⁵ Die Vergangenheit mitdenken: Shida Bazyar und ihr Roman „Die Lücken“. In: SWR Kultur, 2026. Dort wird betont, dass Schweigen und Vergessen historische Lücken hinterlassen, die der Roman erzählerisch sichtbar macht. 

⁶ Die Lücken. In: Wikipedia; außerdem Deutscher Buchpreis 2026 für Shida Bazyar: Ein Roman gegen die Gleichgültigkeit. In: SWR Kultur. Der Roman wird dort als Anti-Heimatroman und als literarische Auseinandersetzung mit Erinnerung, Verdrängung und Verantwortung beschrieben.

Kitap l Frankenstein l Mary Shelley

 

FRANKENSTEIN



Mary Shelley’nin Frankenstein’ı, Bram Stoker’ın Dracula’sının yanında modern korku türünün ikinci büyük arketipidir. Ancak “Karanlığın Prensi”nden farklı olarak Shelley’nin başkahramanı doğaüstü bir varlık değil; yapay olarak yaratılmış bir insandır. Bu varlık, çevresinin acımasızlığı ve umursamazlığı yüzünden, herkesin onu gördüğü o “canavara” dönüşür. Gerçek anlamda canavar olanlar ise tamamen sıradan insanlardır: soğuk kalpleriyle ve dünyayı kontrol edebileceklerine dair kör inançlarıyla.

MARY SHELLEY

Mary Shelley’nin Frankenstein adlı romanı, hem modern bilimkurgu türünün öncüsü hem de gotik edebiyatın en etkili eserlerinden biridir (Britannica 2026). Roman, insanın yaratma arzusunu, bilimsel hırsı, toplumsal dışlanmayı ve modernite eleştirisini bir araya getiren çok katmanlı bir yapı sunar.

Shelley’nin eseri, yalnızca bir korku anlatısı değil; insanın kendi yarattığı güçler karşısındaki kırılganlığını ve sorumluluk eksikliğini tartışan felsefi bir metindir (Mellor 1996). Bu nedenle Frankenstein, 19. yüzyıldan 21. yüzyıla uzanan bilimsel ve toplumsal tartışmaların merkezinde yer almaya devam eder.

Britannica, Frankenstein’ı hem gotik hem de erken bilimkurgu türünün birleşimi olarak tanımlar (Britannica 2026). Gotik unsurlar: karanlık atmosfer, ölüm, mezarlıklar, doğaüstü korku. Bilimkurgu unsurları: bilimsel deneyler, yapay yaşam, insanın doğaya müdahalesi.

Roman, mektup biçiminde çerçeve anlatı tekniğiyle ilerler. Robert Walton’ın mektupları, Victor’un hikâyesini ve yaratığın anlatısını birbirine bağlar.

Britannica, Frankenstein’ın sinema tarihindeki etkisini de ayrıntılı biçimde ele alır. Öne çıkan yapımlar: Edison’un 1910 filmi, 1931 Boris Karloff uyarlaması, Bride of Frankenstein (1935), Young Frankenstein (1974).

Victor Frankenstein’ın bilime duyduğu tutku, Aydınlanma düşüncesinin “insan aklının sınırsızlığı” fikrinin bir yansımasıdır (Mellor 1996). Shelley, Victor’un doğanın sınırlarını zorlamasını yalnızca bilimsel bir başarı olarak değil, aynı zamanda etik bir sorun olarak ele alır.

Prometheus miti, insanın tanrısal güce özenmesinin sonuçlarını gösteren bir çerçeve sunar (Romantic Circles 1996).

Victor’un yaratığını terk etmesi, romanın trajedisinin başlangıcıdır. Shelley, yaratıcı ile yaratılan arasındaki etik bağın kopuşunu modern bilimin sorumluluk sorunuyla ilişkilendirir (Botting 1995).

Yaratık, başlangıçta meraklı ve öğrenmeye açık bir varlıktır; kötülüğü toplumun dışlayıcı tavrının bir sonucudur (British Library 2024). Shelley, fiziksel görünümün ahlaki değerlerin önüne geçmesini eleştirir.

Shelley’nin doğa tasvirleri romantik edebiyatın temel özelliklerini taşır (Butler 1981). Doğa, hem Victor hem de yaratık için bir sığınak ve bir yargı alanıdır.

Roman, modern bilimin etik sınırlarını tartışan ilk büyük edebi eserlerden biridir (Levine 1981). Shelley, insanın kendi yarattığı güçler karşısında kontrolü kaybetme ihtimalini erken bir modernite eleştirisi olarak işler.

Victor, Aydınlanma düşüncesinin bilimsel iyimserliğini temsil eder; ancak etik körlüğü onu trajediye sürükler (Mellor 1996). Britannica, Victor’u edebiyat tarihinin ilk “çılgın bilim insanı” arketipi olarak tanımlar (Britannica 2026).

Victor’un Psikolojik Yapısı

  • Bilimsel hırs

  • Sorumluluktan kaçış

  • Suçluluk ve pişmanlık

  • Yalnızlık ve yabancılaşma

Britannica’ya göre yaratık, başlangıçta meraklı, öğrenmeye açık ve sevgi arayan bir varlıktır (Britannica 2026). Yaratığın kötülüğü doğuştan değil; toplumun dışlayıcı tavrının bir sonucudur (British Library 2024).

Yaratığın İnsanlığı

  • Konuşmayı öğrenir

  • Okur

  • Düşünür

  • Ahlaki sorgulamalar yapar

Robert Walton, romanın çerçeve anlatıcısıdır. Bilimsel keşif arzusuyla Victor arasında paralellik kurulur (Victorian Web 2024).

Elizabeth Lavenza, Victor’un vicdanının ve ahlaki merkezinin temsilidir. Toplumsal beklentiler ve kadınlık rolleri üzerinden okunabilir (Mellor 1988).

Henry Clerval, Victor’un insani yönünü temsil eder. Romantik duyarlılık ve ahlaki bütünlük figürüdür (Levine 1981).

Victor’un yaratığı, modern yapay zekâ sistemlerinin etik tartışmalarıyla doğrudan ilişkilidir:

  • Yaratıcı–yaratılan sorumluluğu

  • Kontrol kaybı

  • Özerk davranış

  • Etik sınırlar

MIT OpenCourseWare, romanın modern bilim etiği tartışmalarında hâlâ referans metin olduğunu vurgular (MIT OCW 2024).

Shelley’nin romanı, genetik müdahale ve yapay yaşam tartışmalarının erken bir edebi örneğidir (Fisch 1993). Victor’un yaratığı, modern biyoteknolojinin “tasarlanmış organizmalar” sorunuyla paralellik taşır.

Yaratığın insanlık sınırlarını zorlayan yapısı, transhumanist tartışmalarla ilişkilidir:

  • İnsan nedir?

  • Bilinç nasıl tanımlanır?

  • Yapay yaşamın hakları olabilir mi?

Victor’un hatası yaratmak değil; yarattığı varlığı terk etmektir (Botting 1995). Bu tema, modern bilimde “sorumlu inovasyon” kavramının temelini oluşturur.

Bu Frankenstein dosyası, romanın:
  • Temalarını,

  • karakterlerini,

  • modern bilimle ilişkisini,

  • Britannica temelli genel incelemesini,

tek bir bütün hâline getirir. Shelley’nin eseri, hem edebiyat hem felsefe hem de bilim tarihi açısından eşsiz bir konuma sahiptir.

Kaynakça (Tam Künyeler + Erişilebilir Linkler)

Britannica. “Frankenstein.” Encyclopaedia Britannica, 2026. https://www.britannica.com/topic/Frankenstein

Mellor, Anne K. “Making a Monster: An Introduction to Frankenstein.” Romantic Circles, 1996. https://romantic-circles.org/editions/frankenstein/intro.html (romantic-circles.org in Bing)

Botting, Fred. Frankenstein: Icon of Modern Culture. Icon Books, 1995.

Fisch, Audrey A. Frankenstein and the Uses of Modern Science. Cambridge University Press, 1993.

British Library. “Frankenstein: The Monster as Victim.” 2024. https://www.bl.uk/romantics-and-victorians/articles/frankenstein (bl.uk in Bing)

Butler, Marilyn. Romantics, Rebels and Reactionaries. Oxford University Press, 1981.

Victorian Web. “Nature in Frankenstein.” 2024. https://victorianweb.org

Levine, George. The Realistic Imagination. University of Chicago Press, 1981.

MIT OpenCourseWare. “Frankenstein and Modern Science.” 2024. https://ocw.mit.edu

y
yyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyhyyyyyyy

Kalem ile Algoritma Arasında



78. Frankfurt Kitap Fuarı'ndan Yükselen Sorular

Dünyanın en önemli yayıncılık etkinliklerinden biri olan Frankfurt Kitap Fuarı, bu yıl kitapların ve yazarların yanı sıra yapay zekâyı da gündeminin merkezine taşıdı. Teknolojinin baş döndürücü gelişimi, edebiyat ve yayıncılık dünyasında yeni fırsatlar sunarken, yaratıcılık, telif hakları ve kültürel üretimin geleceğine ilişkin önemli soru işaretlerini de beraberinde getirdi.

Bu yılki Frankfurt Kitap Fuarı, yalnızca yayıncılık dünyasının en büyük buluşmalarından biri olmakla kalmadı; aynı zamanda yapay zekânın edebiyat ve yayıncılık üzerindeki etkilerinin en yoğun tartışıldığı platformlardan biri hâline geldi. Dijital dönüşümün hız kazanmasıyla birlikte yapay zekâ, yazarlardan yayıncılara, okurlardan çevirmenlere kadar sektörün tüm paydaşları için hem büyük fırsatlar hem de ciddi endişeler yaratıyor.

Yazarlar açısından en büyük kaygı, yaratıcı emeğin değersizleşmesi tehlikesi. Yapay zekâ sistemleri artık roman, öykü, şiir ve makale üretebiliyor; hatta belirli yazarların üslubunu taklit edebiliyor. Bu durum, özellikle eserleri izin alınmadan yapay zekâ modellerinin eğitiminde kullanılan yazarlar arasında haklı tepkilere yol açıyor. Birçok yazar, telif haklarının korunmasını ve eserlerinin dijital platformlarda izinsiz kullanılmasının önlenmesini talep ediyor. Çünkü yaratıcı üretimin yalnızca teknik bir süreç değil, insan deneyimi, duygu ve düşünce birikiminin sonucu olduğu vurgulanıyor.

Yayıncılar ise iki farklı duygu arasında sıkışmış durumda. Bir yandan yapay zekâ; editoryal süreçlerin hızlandırılması, çevirilerin kolaylaştırılması, pazarlama analizlerinin geliştirilmesi ve okur eğilimlerinin daha doğru tahmin edilmesi gibi önemli avantajlar sunuyor. Diğer yandan, yapay zekâ tarafından üretilen içeriklerin piyasayı düşük kaliteli metinlerle doldurabileceği ve güvenilirlik sorunları yaratabileceği endişesi bulunuyor. Ayrıca, hangi içeriğin insan tarafından, hangisinin yapay zekâ tarafından üretildiğinin şeffaf biçimde belirtilmesi gerektiği yönündeki talepler giderek güçleniyor.

Okurlar için de tablo karmaşık. Yapay zekâ, kişiselleştirilmiş kitap önerileri ve daha kolay erişilebilir içerikler sayesinde okuma deneyimini zenginleştirebilir. Ancak birçok okur, bir kitabın arkasında gerçek bir insan hikâyesinin, yaşam deneyiminin ve özgün bir yaratıcı sürecin bulunmasını önemsiyor. Bu nedenle yapay zekâ tarafından oluşturulan eserlerin yaygınlaşması, edebiyatın duygusal ve insani yönünün zayıflayabileceği yönünde tartışmalara yol açıyor.

Frankfurt Kitap Fuarı'ndaki tartışmaların ortak noktası, yapay zekânın tamamen reddedilmesi değil; etik sınırlarının belirlenmesi gerekliliğiydi. Katılımcılar, teknolojinin yayıncılık sektörüne katkı sağlayabileceğini kabul ederken, insan yaratıcılığının, telif haklarının ve kültürel çeşitliliğin korunmasının vazgeçilmez olduğunu vurguladılar.

Sonuç olarak, yapay zekâ yayıncılık dünyasında yeni bir dönemin kapılarını açıyor. Ancak bu dönüşümün nasıl şekilleneceği, yalnızca teknolojik gelişmelere değil; yazarların haklarını koruyan, yayıncıların sorumluluklarını netleştiren ve okurun güvenini gözeten ortak kuralların oluşturulmasına bağlı olacak. Frankfurt Kitap Fuarı da bu büyük dönüşümün merkezinde yer alarak edebiyatın geleceğine dair önemli soruların tartışıldığı küresel bir kürsü olmayı sürdürüyor.

kosektas.net, Köşektaş Köyü Bilgisunum Sayfası