• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/Facebook
  • https://www.twitter.com/Twitter
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam396
Toplam Ziyaret842541
Yaren Leylek Geldi


Yaren Leylek'in geçen yıllara nazaran bu yıl erken gelmesi dikkat çekti.

Bursa'nın Karacabey ilçesinde, Uluabat Gölü'nün kıyısındaki kırsal Eskikaraağaç Mahallesi'nin simgesi "Yaren Leylek", on beşinci kez gelerek, balıkçı Adem Yılmaz'ın teknesindeki yerini aldı.

Bursa’nın Karacabey ilçesinde yıllardır süren bir bahar geleneği bu yıl da bozulmadı. Balıkçı Adem Yılmaz ile kurduğu sıra dışı dostlukla milyonların sevgisini kazanan Yaren leylek, göç yolculuğunu tamamlayarak on beşinci kez Eskikaraağaç Leylek Köyü’ne döndü ve dostunun kayığına kondu.

Türkiye'yi, Avrupa Leylek Köyleri Birliği'nde temsil eden tek köy olan Bursa'nın Karacabey ilçesi Eskikaraağaç köyünde balıkçı Adem Yılmaz ile Yaren leyleğin dostluğu, milyonlar tarafından ilgiyle takip edilen hikayeye dönüştü.

Eskikaraağaç Leylek Köyü, her yıl göç döneminde on binlerce leyleğin geçtiği göç rotası üzerinde yer alıyor. Köy, aynı zamanda yerleşik leyleklere de ev sahipliği yapıyor.

Haber: DW Türkçe

Adnan Yalım l Main Page


 



 Adnan Yalım, tuval üzerinde gezdirdiği dengeli ve kararlı fırça darbeleriyle, tarih boyunca kadın bedenine yüklenen anlamları yeniden yorumlamıştır. Sanatçı, her dönem insanlık dışı koşullarda metalaştırılan kadınların temsilini, çağdaş bir duyarlık ve güçlü bir estetik bakışla yeniden yaratır.
kosektas.net

 


Aşağıdaki bağlantılar aracılığıyla, Yalım’ın bu bağlamda dikkat çeken eserlerini inceleyebilirsiniz.
The Art of Adnan Yalım


Adnan Yalım’ın sanat anlayışının merkezinde, sanatçının “Ten‑Metal” adını verdiği özgün kavram yer alır. Yalım, eserlerinde çağdaş pop‑art estetiğini; kadın ve erkeğin toplumdaki konumlarına dair güçlü, katmanlı bir kavramsal sorgulamayla birleştirir.

Bu bağlamda sanatçı, kadın figürünü canlı, erotik ve baskın bir ifadeyle resmeder. Kadının karşısına ise doğrudan bir erkek figürü koymak yerine; eskimiş, parçalanmış, paslanmaya yüz tutmuş objeleri—tekneleri, taşıtları, makineleri ve motosikletleri—yerleştirir. Bu karşıtlık, kadının yumuşaklığı ve doğurganlığı ile erkeğin sertliği, soğukluğu ve geçiciliği arasında kurulan sembolik bir gerilim yaratır.

Adnan Yalım, kimi eserlerinde ise doğduğu topraklarla kurduğu özel bağı samimi bir dille görünür kılar. Köşektaş’ın taş evleri ve çevresindeki doğa, sanatçının fırçasında sıkça yeniden hayat bulur. Bu manzaralar, onun için bir teşekkür ve vefa ifadesidir; çocukluk ve gençlik anılarına açılan bir pencere niteliği taşır. Sanatçı, bu resimlerle izleyiciyi hem kendi kişisel hafızasına hem de o coğrafyanın ılıman estetiğine davet eder.

            

Bu resimlerdeki her fırça darbesi, sanatçının bu coğrafyaya duyduğu sevginin izini taşır. Evlerin çatılarına verdiği sıcak tonlar, bulutların yumuşak kıvrımları, tepelerin sakin iniş çıkışları... Hepsi, “Ben burayı tanıyorum, seviyorum, anlıyorum” diyen bir elin izidir.

Adnan Yalım, resimleri süslemeye çalışmamış; onları olduğu gibi, kendi sadelikleri içinde güzel bulmuş. Bu da ancak sevgiyle olur. Sevgi, abartmaz; olduğu hâliyle görür ve olduğu hâliyle değer verir. Bu resimlerde de tam olarak bu var: doğaya, köye, insana duyulan sessiz ama derin bir bağlılık.
kosektas.net


Adnan Yalım’ın “Beydağları” serisi, sanatçının doğa ile kurduğu kişisel ve duyusal ilişkinin resimsel bir yansımasıdır. Sanatçı, bu seride doğayı durağan bir görüntü olarak değil, sürekli dönüşen bir varlık olarak yorumlar. Işık, renk ve mevsim geçişleri, resimlerde yalnızca atmosfer yaratmakla kalmaz; aynı zamanda doğanın döngüselliğini, sürekliliğini ve insan deneyimiyle kurduğu ortak ritmi görünür kılar.

          

Sanatçının Eserlerinde Öne Çıkan Özellikler

➡️ Evrensel pop‑art biçimselliğini benimser; ancak bunu kişisel, ironik ve özgün bir renk anlayışıyla yeniden yorumlar.

➡️ Resimlerinde bir “itme‑çekme” dinamiği kurar: Erotik kadın figürleri izleyiciyi kendine çekerken, geometrik ve grafik öğeler bilinçli bir mesafe yaratır.

➡️ Kadını salt bir erotizm nesnesi olmaktan çıkararak, toplumsal cinsiyet rolleri, dişil güç ve varlık‑zaman ilişkisi bağlamında derinlemesine sorgular.

Diğer Tema ve Resim Örnekleri

➡️ “Ten‑Metal” Serisi: Sanatçının Ten‑Metal temalı eserleri “Saatchi Art” platformunda sergilenir; “Sanat Gezgini” platformunda ise aynı temaya ait farklı boyutlarda birçok çalışması yer alır.

          

➡️ “Zaman – İmaj” Sergisi (2011): Ankara Galeri Soyut’ta açılan bu kişisel sergi, sanatçının pop biçimselliği ve erotik anlam katmanlarını sorguladığı dönemsel bir toplamı temsil eder.

       

➡️ “K‑Pop Güncesi I”: Sanatçının güncel popüler kültür öğelerini de üretim sürecine dahil ettiğini gösteren bir çalışma.

                   

➡️ “Çığlık” (2022): Sanatçının izleyicide yaratmak istediği duygusal etkiyi tüm ayrıntılarıyla taşıyan güncel bir başyapıt niteliğindedir.


Birincil Kaynaklar: Sergi Tanıtım Bültenleri

İkincil Kaynaklar: 
Sanat Eleştirmen Metinleri

kosektas.net, Köşektaş Köyü Bilgisunum Sayfası


 

 

Köşektaş Köyü Bilgisunum Sayfası'nda yer alan metin, resim, fotograf gibi tüm içeriklerin hakları asıl sahiplerine aittir! Söz konusu bu içerikler, sahiplerinin rızası olmadan, matbu ya da dijital, başka ortamlarda kullanılamaz!


Yorumlar - Yorum Yaz
Leylekler Bizim Köyü Çok Severdi



Soğuk suyun akışı,
Serçelerin ötüşü,

Gökyüzünde şenlikti,
Leyleklerin uçuşu...

Yerkürenin kuzey yarısında, ekvator ile kuzey kutbu arasındaki bölgelerde havanın nisan ve mayıs aylarından itibaren ısınmaya başladığını nereden bildikleri şaşırtıcı, hatta mucize olan leylekler, sıcak yaz aylarını geçirmek için soğuk kış aylarını geçirdikleri ülkelerden geri döner, beş altı ay gibi uzun bir süre bizim köyde kalırlardı.

Altı yedi ay gibi uzun bir zaman sonra, o kadar uzak mesafeleri kat edip bizim köye gelen leylekler, sanki pusulaları varmış gibi hedefi hiç şaşırmadan, Süllü amcanın tuvaletinin üzerindeki, daha tam anlamıyla hazır olmayan yuvaya konarlar; gagalarını tüylerine gömer, tüylerini kabartıp gerneştikten sonra huzur içinde uykuya dalarlardı.

Önce erkek leylek gelirdi. Çok telaşlı bir şekilde, geçen yıl bırakıp gittiği yuvayı çubuk ve otlarla onarıp yenilemeye başlardı. İşi bittiğinde ise özlem içinde başını gökyüzüne çevirip dişisinin gelmesini beklerdi. Takriben bir hafta sonra dişi leylek de, erkek leylek tarafından onarılmış olan yuvaya döner ve hemen yerini alırdı.

Leyleklerin birbirlerini karşılama töreni oldukça ilginç olurdu. Yuvanın sahibi erkek, dişisini karşılamak için kanatlarını hızla çırpar ve gagasıyla tıkırdardı. Daha sonra, etraflarına aldırmadan en güzel anlarını yaşamaya başlarlardı. Baş döndüren bir yükseklikte gerçekleşen bu tutku dolu sevgi gösterisinin meyvesi dört ya da beş yumurta olurdu. Takriben dört, bilemediniz beş hafta sonra tüy yumağı civcivler yumurtalarından çıkmaya başlarlardı. İşte bundan sonra anne ve baba leylek için telaş başlar; baba leylek, çığırtkan yavrularının beslenmeleri için gerekli solucan, çekirge ve sümüklü böcek bulabilmek için harekete geçer, hatta bir süre sonra talep daha da artar; fare, kurbağa ve yılanlar sofrayı süslerdi.

Baba leylek yavrularını beslemekle yükümlü iken, anne leylek kanatlarının altına alarak yavrularını yağmur, fırtına ve kızgın güneş sıcağından korurdu.

Evin sahibi Süllü amca, doğal yaşamın bir parçası olan leylekleri gözü gibi korur, doğum yerlerine ilk kez geri dönen genç leyleklerin yuvayı onarmalarına yardımcı olur, onlara taş attırmaz, yuvadan düşüp yaralanan körpe yavruların yaralarını sarar, iyileşmelerini sağlardı.

Leylekler, bölgede havalar soğumaya başlar başlamaz başka bölgelerden gelen leyleklerle gökyüzünde birleşerek seyredilmeye değer bir görüntü oluşturduktan sonra, yolculuk rotaları olan Güney Afrika, Körfez, Süveyş ve İsrail’e doğru yola koyulurlardı.

Süllü amca: Süleyman Ceyhan

Lütfullah ÇETİN 

17 Şubat 2004