Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam112
Toplam Ziyaret829028
Zeynep Uçar

Resim (*)

Zeynep Uçar’ın Muhtar Vekilliği
Seferberlik Yıllarında Kadın Emeği

Emperyalist işgale karşı ülkenin tüm güç ve kaynaklarının seferber edildiği yıllarda, Köşektaş Köyü’nde Zeynep Uçar bir süre muhtar vekilliği görevini üstlenmiştir¹. Bu görevlendirmenin hemen ardından ilan edilen genel seferberlik kapsamında, muhtar vekili olarak Zeynep Uçar, cepheye çağrılan yükümlülere Ulukışla’ya kadar eşlik etmiş; onların birliklerine güvenli biçimde ulaşmalarını sağlamıştır. Köşektaş’a Sarılar’dan gelen Zeynep Uçar, Hasan Hüseyin Uçar’ın babaannesidir².

Küçük yaşta yetim kalan Ahmet Çavuş (Uçar), Zeynep Uçar tarafından büyütülmüş; böylece aile içi dayanışmanın ve kadın emeğinin kuşaklar arası aktarımında önemli bir rol üstlenmiştir³.

Savaş, Yokluk ve Milli Mücadele Yılları; Kadınların Kamusal Alana Çıkışı

Ülkenin varoluş mücadelesi verdiği bu dönemde, erkek nüfusun büyük bölümü cepheye gitmiş; bu durum yerleşim birimlerinde idari boşlukların oluşmasına yol açmıştır. Bu boşluk çoğu zaman kadınlar tarafından doldurulmuş, ancak kadınların bu süreçteki katkıları ne resmi kayıtlara ne de toplumsal hafızaya yeterince yansımıştır.

Ayrıca, Milli Mücadele yıllarında kırsal bölgelerde kadınların kamusal görevler üstlenmesi son derece nadirdir. Kadınlar çoğunlukla ev içi sorumluluklar, yaşlı ve çocuk bakımı, tarımsal üretimin devamı ve geride kalanların ihtiyaçlarının karşılanmasıyla meşgul olurken; idari bir görevi üstlenmek ise istisnai bir durumdur.

Savaşın kırsal bölgelerdeki kadınları, cepheye yiyecek-mühimmat taşıyan, cephe gerisini ayakta tutan, erkeklerin yokluğunda tarlaları işleyip evlerini savunan kahramanlar olarak tasvir edilir⁴.

Zeynep Uçar’ın muhtar vekilliği, bu açıdan bakıldığında, savaş yıllarında kadınların üstlendiği sorumluluğun somut ve değerli bir örneğidir.

Cepheye Giden Yükümlülere Eşlik Etmesi: Sıradan Bir Görev Değil

Zeynep Uçar’ın yükümlülere Ulukışla’ya kadar eşlik etmesi, dönemin koşulları göz önüne alındığında olağanüstü bir cesaret örneğidir. Yolculuklar güvenli değildir; ulaşım imkânları sınırlıdır; kadınların tek başına uzun mesafe yolculuk yapması alışılmış bir durum değildir. Ortam gergin, belirsiz ve tehlikelidir⁵.

Bu nedenle Zeynep Uçar’ın böylesi riskli ve özveri gerektiren bir görevi üstlenmiş olması, yalnızca bireysel cesaretin değil, aynı zamanda güçlü bir toplumsal sorumluluk bilincinin de göstergesidir.

Toplumsal Hafızada Kadınların Yeri

Zeynep Uçar’ın hikâyesi, köy tarihinin çoğu zaman gölgede kalan kadın unsurunu görünür kılar. Bu tür anlatılar, yalnızca bireysel bir hatırayı değil; kadınların savaş yıllarında taşıdığı yükü, toplumsal dayanışmayı ve kadın emeğinin tarihsel sürekliliğini de ortaya koyar. Bugünden bakıldığında, onun üstlendiği sorumluluk, kadınların tarih boyunca çoğu zaman görünmez kılınan kahramanlıklarının bir yansımasıdır. Yaptıkları resmi belgelere geçmemiş olsa da köyün hafızasında ve aile anlatılarında yaşamaya devam etmektedir. Bu nedenle Zeynep Uçar’ın hikâyesi, yalnızca bir aile anlatısı değil; Köşektaş’ın toplumsal belleğinde yer alması gereken tarihsel bir tanıklıktır.

Resim (*): Zeynep Uçar’ın fotoğrafına ulaşamadığımız için metni telif hakkı bulunmayan yukarıdaki resimle yayımlamayı uygun gördük.

kosektas.net, Köşektaş Köyü Bilgisunum Sayfası

Dipnotlar

1. Celalettin Ölgün, sözlü aktarım, 2024.
2. Bülent Uçar, aile anlatısı, 2025.
3. Leyla Uçar Bayazıt, aile bilgisi, 2025.
4. Turgut Özakman, Şu Çılgın Türkler, (Bilgi Yayınevi). Turgut Özakman, Milli Mücadele dönemindeki kırsal kesim kadınlarının cephe gerisindeki fedakârlıklarını “Şu Çılgın Türkler” adlı kitabının büyük bölümünde anlatır.

İsteyen kitabın PDF sürümüne buradan ulaşabilir.

5. Erik Jan Zürcher, Modernleşen Türkiye’nin Tarihi, Savaş ve Seferberlik Bölümleri.

Halk Tıbbı

HALK TIBBI - HEKİMLİĞİ 

-KOCAKARI  İLAÇLARI-

HAZIRLAYAN VE SUNAN

Celalettin ÖLGÜN


Doktorun, sağlık kurum ve kuruluşlarının yaygın olmayışı, halkı, sağlığını koruma ve sağaltma konusunda, arayışa itmiştir. Bu gereksinmeden de bugün “Kocakarı ilaçları, kocakarı usulü” dediğimiz, ilaç ve sağaltım yöntemleri doğmuştur. 
Gerçekte kimisinin hiçbir yararının olmayışının yanında birçokları uzun yıllardan beri süregelen ve olumlu sonuçlar gösteren deneyimlerin  ürünüdür. Bugün pek çoğu kullanılmasa da kimi tedavisi olmayan hastalıklarda ya da acil durumlarda tek çıkar yol görülerek kullanılmaktadır.

 

ALLERJİ

Çördükotu ve kekik kaynatılıp içirilir    

ARI –BÖCEK SOKMASI

Çamur sürülür.

ARPACIK (İt dirseği)

Arpacığın çıktığı yer, ısıtılan mendil kaşık sapı gibi  şeyler sürülüp korkutulur. Arpacık çıkan yere ıslatılmış ekmek konu bir köpek eniğinin onu alması sağlanır.

APSE- ŞİŞLİK

Sütle ıslatılmış ekmek sarılarak  şişliğin baş vermesi sağlanır. Süt, yumurta ve un karışımı sarılır.

BALGAM SÖKTÜRME

İğde, süt kaynatılıp içirilir. Her sabah aç karına  taze tereyağı petekli bal karışımı yedirilir.

BEL, SIRT AĞRILARI

Ağrıyan yer sıvanır (Masaj yapılır) sonra  kupa çekilir.

BASUR

Çiriş otu kökü pişirilip basur üzerine sarılır

BASMA-BADEMCİK

Parmak  bastırılarak patlatılır

BAŞ AĞRISI ve ATEŞLENME

Islak bez ya da çiğ patates dilimleri konur. Hocaya  okutulup iplik  bağlatılır.

BAŞKONAĞI (Kepek)

 Beziryağı ile koruk suyu kaynatılıp saç Yıkanır.

BEL, KABURGA KIRIKLARI

(Kırıkçılar yapar) Isıtılarak iyice yumuşatılmış kara sakız ya da yumurta akını sabunla karıştırıp  bez üzerine yayıp kırık yere gelecek biçimde tüm karını saracak biçimde  sarılır.

BÜYÜMEYEN-ONMAYAN BEKLERE

Eşek sütü içirilir.

ÇIBAN-DOLAMA

Pişmiş soğan ya da yumurta akıyla sabun tilesi (rendelenmesi)  karıştırılıp sarılarak çıbanın olgunlaşıp delinmesi sağlanır. Okunmuş tereyağı sürülür.

DİŞ AĞRISI

Yaş söğüt kabuğu  ısıtılıp  çıkan suyu ağrıyan yere pamukla konur. Mercimek, nohut ağızda tutulur. Ağrıyan diş üzerine karanfil tohumu ya da çetene yaprağı  konur.

EKZAMA-DERMA

Güvezi (Kopya) kalem ya da mürekkeple yazılır. Ocaklara okutulur üzerine tükürtülür.

EZİK- BURKULMA

Çiğ et ya da yeni kesilmiş  kuyruk kapağı (koyun kuyruğu derisi)  sarılır. Öküzgözü otu çiçeklerinin kaynatılıp suyu ile yıkandığında şişlik iner.

GECE GÖRMEYENLER

Gözlerine kara tavuk yağı sürülür.  

GÖZ AĞRISI

Islatılmış mayalı ekmek konur,

GÖZ ÇAPAKLANMASI

Soğuk çay demi damlatılır. 

GÖZ DEĞMESİ- NAZAR

Kurşun döktürülür, Göğüs ya da gizli bir yere göz boncuğu, iğde çubuğu parçası, tavuk boku  (Muska biçim verilmiş kesecik içinde) deniz böceği kabuğu  (deve boncuğu) ve sarımsak götü birleştirilip dikilir.  Mavi bocuk dizisi  boğaza takılır. Muska  yazdırılıp boyuna takılır. Tuz okutulur ağzına bir çimdik atılıp nazardan korunan çocuktan bir parça (bez, para vb) alınıp  nazarın başkasına geçmesi sağlanır.

GÖZ KANLANMASI

Kuru üzüm ezilip göze sarılır. uymadan önce ıslatılmış yufka ekmeği sarılır.

HAŞLANMA ve YANIKLAR

Salça, yoğurt sürülür

İDRAR SÖKTÜRME

Keçiboynuzu çekirdeği kavrulup, dövüldükten sonra kahve gibi içirilir.     

KABAKULAK

Şişen yere tava karası sürülür.

KABIZLIK

Sabun kirtiği sokulur. Zeytinyağı içirilir. Buğday kepeğini yoğurtla karıştırılıp  birkaç gün yedirilir. Erik kurusu ve çir  yemek de it burnu yaprağı kaynatılıp içilmesi kabızlık için iyi gelir.

KANI DURDURMA

Kesici aletlerle oluşan  yaralanmalarda durmayan kan üzerine işenerek kan durdurulur. Tütün ya kül basılır.

KARIN AĞRISI(Sancı)

Kekik kaynatılıp içirilir ya da rakı içirilir. Bal ve sirkeyle karıştırılmış bal karına sarılır karın ovalanır, göbek çekilir. Pişirilip lapa durumuna getirilmiş tarhana sarılır

KULAK  AĞRISI

Tavşan yağı konur ya da yeni  kız doğurmuş anne sütü sağılır

KURBAĞICIK

(Bebeklerde görülür) Bıngıldak temiz bir jiletle çizilip kara sakız yapıştırılır

NEFES DARLIĞI YELPİK

Sarı çiçek(Papatya), ya da it burnu  meyvesi kaynatılıp içirilir. Devetabanı çiçek ve yaprakları kaynatılıp içirilir.

NEZLE- GRİP

Nane kaynatılıp içirilir. Isıtılmış pekmez  içine acı biber katılıp yedirilir. Terletilir.

PARMAK ARASI, TIRNAK YARALARI

Kına yakılır

ROMATİZMA

ROMATİZME (Yel ağrısı, sızı): Bacaklara düğün otu sarılıp kandaki sarı suların akması sağlanır. Sıcak kapak taşı bastırılır, sıcak kumda yatılır. Okunmuş iplik bağlatılır.

SARILIK

Anlından kan alınır. Camuz yoğurdu yedirilir.

SITMA


 

SİĞİL

Çakır dikeni  batırılır. Diken çürüdükçe siğil kurur. Öküz kuyruğu otu çiçeği sarılır.Bezir ya da zeytinyağında bekletilmiş sarımsak ezmesi sarılır. Taze ezilmiş ayrık otu kökü sarılır. 

ŞARBON

(Koyundan bulaşır). Yara yeri ısıtılmış ağaç kaşık sapı ile yakılır

UYKUSUZLUK

Kaynatılmış Yarpuz yaprağı suyu, içirilir. Kurutulmuş gelincik yaprakları kaynatılıp içirilir.

UYUZ-GİCİMİK

Kireç, göktaşı (Cenger) karışımı suda eritilip vücuda sürülür.

VEREM

(İnce hastalık): Köpek yavrusu eti yedirilir.

YATAK ISLATMA

Kirpi eti yedirilir.

YILAN SOKMASI

Afsuncu ocaklara afsunlatılır

ZAYIF (Marazlı) ve BÜYÜMEYEN BEBEKLERE

Eşek sütü içirilir

ZEHİRLENMELER

Ayran içirilir ya da tuzlu içirilip kusturulur. Pekmez şerbeti içirilir.


 






Yorumlar - Yorum Yaz
İbramlar Güzergâhı

Köşektaş’ta İbramlar Güzergâhı
Bir ismin, bir hattın hikâyesi

Köşektaş’ın taşlı yollarından biri, bir topluluğun sessiz tanığıdır: Aynı adı taşıyan bir dizi insanın aynı güzergâhta yaşamış olması, belki çevrede bir ilk, belki bir rastlantı, belki de rastlantının ötesine geçen, köy kültürünün kendiliğinden oluşmuş bir mirasıdır.

Bu güzergâh, yıllar boyunca yalnızca ayak izlerini değil; sohbetleri, dayanışmaları, kederleri ve sevinçleri de taşımıştır. Bu güzergâh, yalnızca bir yol değil; bir soyun, bir geleneğin, bir köy hafızasının katman katman birikmiş izlerini barındırır. “İbram” adı, bu hatta yankılanan seslerin, kapı önlerinde edilen sohbetlerin, harman yerinde paylaşılan ekmeğin ve komşuluk hukukunun ortak paydasıdır. Aynı adı taşıyan bu insanlar, birbirlerinden bağımsız hayatlar sürseler de, isimleriyle bu hattın dokusuna işlenmişlerdir.

İbramlar Güzergâhı Üzerindeki İsimler

Her biri kendi hikâyesiyle, lakabıyla, ailesiyle ve yaşanmışlıklarıyla bu hattın bir parçası olmuş; kimi bir anısıyla, kimi bir sözüyle, kimi de sessizliğiyle hafızalarda yer etmiştir:

• Kör İbram (Sol Koca) – hattın en yaşlısı; yılların bilgeliğini taşıyan.
• Sohununoğlu İbram – bir soyun devamı; babasının adıyla anılan.
• Tahavit İbram – uzak diyarlardan gelip bu hatta yerleşen; adıyla farklılık taşıyan.
• Aşçı İbram – aşçılığıyla hatırlanan, yemeklerin lezzet ustası.
• Hacıhasanınoğlu İbram – bir soyun devamı; babasının adıyla yaşayan.
• İlle İbram – kararlılığıyla bilinen; sözünden dönmeyen.
• Topal İbram (Hacı Ethem) – bedeniyle değil, yüreğiyle yürüyen; direnciyle anılan.
• Süleyman’ın İbram – babasının gölgesinde büyüyen; aile bağlarıyla tanınan.
• Hacı Hakkı’nın İbram – bir soyun devamı; babasının adıyla anılan bir başka halka.
• Gülü’nün Halibram – annesinin adıyla anılan.
• Omarça’nın Zekiye’nin İbram – iki kuşağın izini taşıyan; aile hafızasının yürüyen parçası.
• Yaab’ın İbram – sessizliğiyle, derinliğiyle hatırlanan; az konuşup çok dinleyen.
• Çakmak’ın İbram – hattın en genç karakteri; geleceğe dair umudu temsil eden.
• Hacıbekir’in Yusuf’un İbram – üç kuşağın birleştiği bir isim; soy zincirinin güçlü halkası.
• Şakir’in İbram – hattaki son şahsiyet; iyilikseverliğiyle, yardımseverliğiyle bilinen.

Bu isimler, bir araya geldiklerinde yalnızca bir liste oluşturmaz; bir köyün sosyal dokusunu, komşuluk ilişkilerini, lakap kültürünü ve hafızasını görünür kılar.

Tesbit ve Nakil

Bu isimler, yalnızca bir kayıt değil; bir hattın belleği, bir köyün kendi kendini anlatma biçimidir.

Tesbit eden: Kazım Çavuş
Genişleten ve nakleden: Necaşi Güneş

Onların dikkatli gözlemi ve titiz aktarımı sayesinde, bu güzergâh artık yalnızca bir yol değil; geçmişi bugüne taşıyan bir anlatı, bir topluluk hafızası, bir kültürel izlek hâline gelmiştir.

kosektas.net, Köşektaş Köyü Bilgisunum Sayfası