Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi8
Bugün Toplam204
Toplam Ziyaret837376
Köşektaş Hikayeleri

Boynu Kravatlı

Celalettin Ölgün

Kimi öyküler sık okunduğunda ya da dinlendiğinde,
insanda bir bıkkınlık yaratır; kimi öyküler de
şiddetli etkiler, derin izler bırakır!
kosektas.net

Kimi yerde “aptal” deseler de, kendileri biz aptal değil, “abdalız!” derler. Aslında kendi tanımları doğrudur. Çalgıcılık yaparak geçimlerini sağlarlar, kalender insanlardır. Çalgıdan geldikleri günü dolu dolu yaşarlar, eğlenirler, diğer günler ise yarı aç yarı tokturlar. Kendi aralarında ara sıra kavga etseler de, başkalarına zararları olmaz. Her kentte, onların toplu yaşadıkları mahalleler, semtler vardır.

1950’li yıllara değin kayıtsız, yurtsuz yaşarlarken, devlet, Hacıbektaş abdallarını asimile yoluyla eritmeyi düşünmüş olmalı ki, her köye üç aile yerleştirilmesini zorunlu kılmış. Anlatılanlara göre: Son yıllara değin zurnacı Külebi usta, düğünlerde davul oynatan Ferzi usta, Hallik usta, Köşektaş nüfusuna kayıtlılarmış. Sonradan hepsi de Hacıbektaş’a ya da Kırşehir’e yerleşmişler.

Hangi köyün nüfusuna kayıtlı olduğu bilinmeyen zurnacı Kemal usta da Köşektaşlı sayılır. Köyde olsun, dışarıda yaşasın, tüm Köşektaşlıları bilir. Köyün tamamına yakınının düğünlerinde o ve ekibi çalgıcılık yapmış, çocukların tümünü o sünnet yapmıştır. Sağlamcıdır; yeni doğan erkek çocuklar, nüfus kayıtları yaptırıldıktan sonra, onun defterine de kaydedilir. Zaman, zaman oğlan babasına: “Ne oldu, güççük ağa büyüyor mu?” diye, sünneti anımsatır.

Kız bitirme, nişan gibi merasimlerden haberi olur, oğlan tarafını her görüşünde, düğün zamanını sorar. Kısaca işinin takipçisidir. Kemal usta, doğruluğunun, cana yakınlığının yanında, aydın bir insandır. Çocuklarına sadece kendi işini yaptırmamış, hepsini okutmuştur da. Oğullarından öğretmen, banka memuru olanlar vardır.

Kemal ustanın öğretmen oğlu lisede okurken, kendi gibi şakacı olan anası, oğluna her gün takılıyormuş; “Şuna bak, şuna, okula gidiyor! Yarın, Neşet gibi saz çalan adam olacak değil ya, boynu gravatlı eşşek olur!" “Şuna bak, şuna, boz davulu duvara asıp da, utanmadan okula gidiyor.” Kadın, öbür oğlanı da zaman zaman sıkıştırırmış: "Şu sazı iyi öğren, çal, Neşet gibi adam ol! Öğrenmezsen, seni okula gönderir, okutur, öğretmen yapar, köy, köy süründürürüm!"

Diğer kimi yargıları yanlış olsa da, doğruluk payı olan yargıları da var.

• İlk kez 21 Mart 2005 tarihinde yayınlanmış bir öyküdür.

Kemal Usta: Kemal Süle, 1934 yılı, Adana/Kozan, Hacımirza köyü doğumludur. 1936 yılında babasıyla birlikte Sivas'ın Şarkışla ilçesi, Alakilise köyüne, oradan da, 1953 yılında, Hacıbektaş'a göç etmiştir. (Bilgi: Suavi Cesur).

Kız Bitirme: Söz kesme.

Türk ve Dünya Edebiyatı


 

 

MUSA KÂZIM YALIM ANISINA


"Merak, ona bağlı olarak da bilgi arayışı, bireyin sadece yaşama dair bakış açısını zenginleştirmekle kalmaz, aynı zamanda, zor zamanlarda, yaşama tutunma ve dayanıklılık da sağlar!"
Musa Kâzım Yalım
Köşektaşlı aydın Musa Kâzım Yalım anısına oluşturduğumuz ve birçok ülkenin edebiyatına yer vereceğimiz bu sayfa henüz düzenleme aşamasındadır. Birikimleriyle bu çalışmaya katkıda bulunmak isteyen ziyaretçilerimiz bizimle iletişime geçebilirler. kosektas.net

Alman
Edebiyatı

Amerikan Edebiyatı 

Fransız Edebiyatı 

İngiliz Edebiyatı 

Japon Edebiyatı

Rus 
Edebiyatı

Hermann
Hesse

John
Steinbeck

Viktor
Hugo

George
Orwell

Haruki Murakami

  Lev Tolstoy 

Johann Wolfgang von Goethe

Ernest Hemingway

Mary
Shelley

Kazuo Ishiguro

Maksim Gorki

Erich
Fromm

Robert
Frost
Richard Dawkins

 

 

Anthony
Doerr
Virginia
Woolf
 

William
Faulkner

Bram
Stoker

 
Arthur
Miller

 

 

Antropoloji (*) Kitapları

(*)Antropoloji, insanın dünyayla kurduğu ilişkileri—bedensel, kültürel, toplumsal ve simgesel tüm boyutlarıyla—zaman ve mekân boyunca inceleyen; insanların kendilerini ve başkalarını anlamak için ürettikleri anlam sistemlerini çözümleyen bütüncül bir bilim dalıdır. Antropoloji, insan yaşamını yalnızca gözlemlemekle yetinmez; insanların deneyimlerini, ritüellerini, gündelik pratiklerini, güç ilişkilerini ve hayal dünyalarını birbirine bağlayan görünmez örüntüleri ortaya çıkarmaya çalışır. Bu yönüyle antropoloji, hem insan çeşitliliğini betimleyen hem de bu çeşitliliğin ardındaki ortak insani soruları araştıran eleştirel bir düşünme biçimidir.

Yuval Noah Harari
Sapiens
Yuval Noah Harari
Nexus
Yuval Noah Harari
Homo Deus

Sosyoloji Kitapları

Hüseyin Seyfi
Anadolu'da Dört Bin Yılı Yaşayanlar

Çocuk ve Gençlik Edebiyatı

Eleanor Coerr
Sadako ve Kağıttan Bin Turna Kuşu

Toplumsal Hafıza ve Tanıklık Edebiyatı

Çağdaş Çelebi
Ma.zi 1945


𝐊𝐢𝐭𝐚𝐩𝐥𝐚𝐫, hayatınızı zenginleştirir, yaratıcılığınızı geliştirirler!
𝐊𝐢𝐭𝐚𝐩𝐥𝐚𝐫, iyi günlerde coşkunuzu artırır, zor günlerde size umut aşılarlar!
𝐊𝐢𝐭𝐚𝐩𝐥𝐚𝐫, karanlık günlerde adeta bir fener görevi görürler, yolunuzu aydınlatırlar!
𝐎𝐤𝐮𝐦𝐚𝐤 ve 𝐲𝐚𝐳𝐦𝐚𝐤 sadece başkalarıyla iletişim kurmanızın bir yolu değil, aynı zamanda kendinizi geliştirmenin de bir yoludur!
𝐎𝐤𝐮𝐲𝐚𝐫𝐚𝐤 başkalarının deneyimlerinden ve bilgeliklerinden yararlanabilirsiniz!
𝐘𝐚𝐳𝐚𝐫𝐚𝐤 düşüncelerinizi ve duygularınızı ifade edebilir, kendi gelişiminizi sağlayabilirsiniz!
𝐎𝐤𝐮𝐦𝐚𝐤 𝐝𝐚, 𝐲𝐚𝐳𝐦𝐚𝐤 𝐝𝐚 hem öğrenim hem de sağlıklı iletişim açısından ihtiyaç duyacağınız becerilerdir. Her iki beceri de, zihninizi ve kişiliğinizi geliştirebilmeniz, zihinsel sağlığınızı iyileştirebilmeniz ve yeni fikirler edinebilmeniz için gereklidir!
𝐌𝐞𝐫𝐚𝐤, ona bağlı olarak da bilgi arayışı, yalnızca yaşama dair bakış açınızı genişletmekle kalmaz, aynı zamanda, iyi zamanlarınızda coşku, zor zamanlarınızda yaşama tutunmanızı sağlar! Hayatınız boyunca okuma açlığınızı gidereceğine inandığınız kitaplardan satın alın! Çünkü kitap satın almak; size umut verir, sizi mutlu eder, enerjinizi harekete geçirir, çocuklarınıza miras bırakabileceğiniz bir kütüphane oluşturmanızı sağlar!
Musa Kâzım Yalım l Temmuz 2010


 

 

 

Köşektaş Köyü Bilgisunum Sayfası'nda yer alan metin, resim, fotograf gibi tüm içeriklerin hakları asıl sahiplerine aittir! Söz konusu bu içerikler, sahiplerinin rızası olmadan, matbu ya da dijital, başka ortamlarda kullanılamaz!

Köşektaş Hikayeleri


Ah Senin İçin Koygun Koygun Çaldığım Zurnalar
Celalettin Ölgün

Hikâyelerin kültürler açısından önemine ilişkin değerlendirmeler, genellikle kimlik ve hafıza aktarımı, toplumsal bağların kurulması, değerlerin iletilmesi ve deneyimlerin anlamlandırılması gibi işlevlere vurgu yapar.
kosektas.net

Eski yıllarda davullu, zurnalı, köçekli, ince sazlı düğün yapmak herkesin altından kalkacağı iş değildi. Böyle düğünleri ancak varlıklılar yaparlardı. Elinde avucunda olmayanlar ise kimisinin “cin düğünü”, kimisinin de “ennecin” dediği; yalnız “tef” çalınıp kadın ve kızların kendi aralarında oynadıkları, erkeklerin geriden seyrettikleri düğünler yapardı.

Almancıların mark göndermeye başladığı yıllara değin Köşektaşlı hep böylesi düğünler yaptı. Varlıklı kişinin oğlunun düğünü de cin düğünüyle olacak değil ya. Onların düğünü, o yılların en gösterişli düğünü oldu. Boyunlarına kora denilen ziller, koşumlarına göz değmesin diye iri iri mavi boncuklar dikili atlar koşulmuş arabalarla; Köşektaş kütüğüne kayıtlı olmasına karşın Hacıbektaş’ta ikamet eden Davulcu Ferzi, Zurnacı Kulebi ustalarla birlikte Engel köyünden seçkin çalgıcılar getirtildi. Nereden bulunmuşsa Acer Harman Yeri’ne, belki de yatak yükleri altında saklanan eski yörüklükten kalma çadırlar kuruldu. Davul, zurna, köçek eşliğinde Kelik Derviş’in peşinde kadınlar kartala gittiler; Turnam oyunu eşliğinde ev ev dolaşıp tüm köy halkını düğüne davet ettiler. Üç gün boyunca dışarıda davul zurna, odada saz, keman, Zeynelabidin cümbüşü ve dümbelek çaldı; çalgıların önünde köçek oğlan oynadı. Hatta Belbaraklı Lomen ile Yahya’nın Ali, kaşıktan yaptıkları kuklayı bile oynattılar. Anlatılanlara bakılırsa o güne dek yapılan düğünlerin en görkemlisi oldu; gelin çıktı, düğün bitti.

O yıllarda varsıl–yoksul yaşantısı arasında fazla bir fark yoktu. Varsıl da yamalı şalvar giyer; eti bayramdan bayrama ya da herkes gibi koyun, kuzu hışırlarsa ya da deneleme sonucunda ölürse yerlerdi. Kışın odasında ocak ya da sobada tezek, kerme yakardı; belki de ısısı ve kokusu fazla olan koyun kermesi yakardı, yoksullardan farklı olarak.

Düğünü izleyen günlerin birinde yeni gelin, dışarıya ahırdan çıkarılmış gübreyi yalınayak çiğneyip tezek harcı yapmaktadır. Her yanına hayvan gübresi yapışmış, eli ve ayakları pislik içinde kalmış durumdadır. Düğününde zurna çalmış Fevzi Usta, kim bilir ne amaçla oradan geçerken, özenle çaldığı zurnaya verdiği emeğe acımış olmalı ki geline bakıp dayanamamış:

“Ah! Senin için koygun koygun çaldığım zurnalar!”

• İlk kez 18 Şubat 2005 tarihinde yayınlanmış bir öyküdür.


Kerme:Tezek.
Zeynelabidin cümbüşü: Metal Tambur.
Koygun: Etkili, dokunaklı, içli.