• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/Facebook
  • https://www.twitter.com/Twitter
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam28
Toplam Ziyaret876826
Resim Tanıtım Köşesi

Görseldeki figürlerin konumlanışı, dönemin ev içi rollerini ve teknolojik cihazlarla kurulan ilişkileri temsil eden bir mikro-toplumsal düzen sunuyor. Erkek figürün cihazın düğmelerini ayarlamakla meşgul oluşu, teknik müdahale rolünün aile içinde nasıl cinsiyetlendirilmiş bir pratik olarak konumlandığını ima ediyor. Çocuğun kolundaki saate işaret ederek sabırsızlık göstermesi, teknolojik beklentilerin kuşaklar arası farklılaşmasını yansıtıyor. Televizyonun üzerine eğilmiş genç kızın sıkılmış ifadesi, arızanın aile içi zaman akışını kesintiye uğratan bir “bekleme anı” yarattığını gösteriyor.

Arka planda çay servisi hazırlayan kadın figürü ise, ev içi bakım emeğinin sürekliliğini temsil ediyor; teknik aksaklık karşısında bile gündelik ritüellerin devam ettiğini vurguluyor. Televizyonun etrafında toplanmış bu küçük topluluk, erken medya teknolojilerinin yalnızca bir eğlence aracı değil, aynı zamanda aile içi etkileşimi biçimlendiren bir sosyalleşme odağı olduğunu ortaya koyar.

Bu bağlamda sahne, “televizyon tamiri”nin yalnızca teknik bir müdahale değil, aynı zamanda aile üyelerinin rollerini, beklentilerini ve ortak deneyimlerini yeniden üreten kültürel bir pratik olduğunu gösteren tipik bir Kurt Ard anlatısı niteliği taşıyor.

kosektas.net, Köşektaş Köyü Bilgisunum Sayfası

Köşektaş Söylencesi l Lütfullah Çetin


 

 


KÖŞEKTAŞ SÖYLENCESİ

Lütfullah Çetin

Köşektaş Köyü, bulunduğu coğrafi konum itibarıyla; vaktiyle ortasından şırıl şırıl pınarların aktığı söylenen bir bölgenin hemen tepebaşındadır. Ancak bölgenin günümüzdeki doğal bitki örtüsü tamamen bozkır görünümündedir. Bu bozkır görünümünün, vaktiyle bölgede geniş yer kaplayan ormanların yok olmasıyla oluştuğu anlatılır. Günümüzde bölge, Türkiye’nin orman açısından en yoksul bölgelerindendir. Ağaçlıklara ancak bölgeyi kuşatan alçak tepelerin alt kesimlerinde ve su boylarında rastlanır.

Eskiçağlarda taşımacılık, yük hayvanlarıyla yapıldığından, hem çok yavaş, hem çok pahalı, hem çok güç hem de çok tehlikeli bir işmiş. Her babayiğidin yapabileceği bir iş olmayan taşımacılık, bölge koşullarına en iyi şekilde uyum sağlamış hayvanlarla, korkusuz ve cesaretli insanlar tarafından yapılırmış.

Köşektaş’ta yıllardır anlatılagelen bir söylenceye göre, su ve yeşil zengini  Köşektaş’a yakın bu bölge, develeriyle taşımacılık yapan kimselere, tüccarlara, konaklama ve dinlenme bakımından, çok cazip gelirmiş.

Bir gün, bir tüccar yüklü deve kervanıyla uzun bir yolculuğa çıkmış. Saatlerce yol aldıktan sonra Köşektaş’ın altbaşındaki pınarlı, suyu bol alana varmış. Hem kendisi hem de develeri aç, susuz, yorgun ve uykusuzmuş. Develeri yemleyip suladıktan sonra kendi karnını doyurmuş, su içmiş, namaz kılmış ve kısa bir uykuya dalmış. Uyandığında, yolculuğun uzunluğunu düşünerek develerin yem ve su tedarikini yeniden yapmış. Tam yola koyulacakken, bir deve ile yavrusunun kervanda olmadığını fark etmiş.

Zaman kaybetmeden aramaya başlamış. Dağ dememiş, taş dememiş, dere tepe dolaşmış ama izlerine rastlayamamış. Sanki yer yarılmış da deve ile yavrusu içine karışmış. Umudunu yitiren tüccar, sonunda olduğu yere çökmüş, ellerini göğe açmış ve kervanı terk eden deve ile yavrusunun bulundukları yerde taşa dönüşmesini dilemiş. Tüccarın bu dileği Tanrı katında kabul görmüş olmalı ki; deve ile yavrusu o anda oldukları yerde taş kesilivermişler.

Bilgi: Yıllardır anlatılagelen ve herkes tarafından bilinen bu söylence Lütfullah Çetin tarafından yazıya yansıtılmıştır.


Kervan: Bir yerden bir yere yolcu ve ticaret eşyası taşıyan yük hayvanı katarı.
Tüccar: Ticaret yapan, ticaretle uğraşan kimse; tacir.
Söylence: Hayali hikaye.
Köşek: Deve yavrusu.


 

 

 

Köşektaş Köyü Bilgisunum Sayfası'nda yer alan metin, resim, fotograf gibi tüm içeriklerin hakları asıl sahiplerine aittir! Söz konusu bu içerikler, sahiplerinin rızası olmadan, matbu ya da dijital, başka ortamlarda kullanılamaz!


Yorumlar - Yorum Yaz
Kitap Tanıtım Köşesi


Milliyetçilik:
Türkiye'nin Çıkmazı

“Erdoğan Aydın, bugün Türkiye’nin en çok ihtiyaç duyduğu bir etkinliğe çağırıyor okuru: Düşünmeye! Rehberlik ediyor üstelik.”


Milliyetçilikle dünyayı ve insanlığı sürekli savaş gerilimine sokmaktan başka bir şey yapılamayacağı bir yana; ülkenin sorunlarına da çözüm üretilemez!

Modernçağ tarihinin de gösterdiği gibi milliyetçilik; insanlığa, ortaçağdaki dinsel ideolojilerle kıyaslanacak denli büyük felaketler getirmiştir. Bütün savaşlar, artan silahlanma, eğitim, sağlık ve kalkınma bütçelerinin kısılması, hep milliyetçilikle meşrulaştırılmıştır. Dahası; insanı ve haklarını, dinin yerini alan yeni bir kolektif kimlikle ezmenin ve burjuvazinin çıkarlarına feda etmenin aracı olmuştur.

Sorunlarımızı görüp aşmamızı sağlayacak demokratik sağduyumuzu elimizden alıp, bizi öteki inanç ve halklara düşman etmekte din nasıl olumsuz bir misyon görmüşse, milliyetçilik de modern koşullarda aynı misyonu görmektedir.

Bu bağlamda devlet kendi halkına, sürekli olarak "davulcuya kaçabilecek kız" muamelesini reva görmektedir.

Özetle bu kitapta, milliyetçiliğin -ve yanısıra dinin- halkın kontrolü, tektipleştirilmesi ve haklarının unutturulması için nasıl temel bir ideolojik araç olarak kullanıldığı gösterilmektedir.

Kitap, kâh tarihe gidip, kâh günümüzde tartışılan sorunlara gelerek, milliyetçilikle şekillendirilmiş Türkiye’nin öyküsünü anlatıyor.

“Egemenliğin “kayıtsız şartsız millete ait” olduğunu haykıran egemen söylemin ardında, gerçekte “milletin” nasıl güdülüp kontrol altında tutulduğu yatıyor. “Halkını ve ülkesini sevmek” sanısının aksine, milliyetçiliğin hak ve özgürlüklerimizden uzaklaştırılmamıza hizmet eden bir egemenlik ideolojisi olduğunu da açıkça ortaya koyuyor.

Füsun Akatlı

Milliyetçilik: Türkiye'nin Çıkmazı

Erdoğan Aydın.

ISBN: 9789750406355