• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/Facebook
  • https://www.twitter.com/Twitter
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam77
Toplam Ziyaret877393
Resim Tanıtım Köşesi

Görseldeki figürlerin konumlanışı, dönemin ev içi rollerini ve teknolojik cihazlarla kurulan ilişkileri temsil eden bir mikro-toplumsal düzen sunuyor. Erkek figürün cihazın düğmelerini ayarlamakla meşgul oluşu, teknik müdahale rolünün aile içinde nasıl cinsiyetlendirilmiş bir pratik olarak konumlandığını ima ediyor. Çocuğun kolundaki saate işaret ederek sabırsızlık göstermesi, teknolojik beklentilerin kuşaklar arası farklılaşmasını yansıtıyor. Televizyonun üzerine eğilmiş genç kızın sıkılmış ifadesi, arızanın aile içi zaman akışını kesintiye uğratan bir “bekleme anı” yarattığını gösteriyor.

Arka planda çay servisi hazırlayan kadın figürü ise, ev içi bakım emeğinin sürekliliğini temsil ediyor; teknik aksaklık karşısında bile gündelik ritüellerin devam ettiğini vurguluyor. Televizyonun etrafında toplanmış bu küçük topluluk, erken medya teknolojilerinin yalnızca bir eğlence aracı değil, aynı zamanda aile içi etkileşimi biçimlendiren bir sosyalleşme odağı olduğunu ortaya koyar.

Bu bağlamda sahne, “televizyon tamiri”nin yalnızca teknik bir müdahale değil, aynı zamanda aile üyelerinin rollerini, beklentilerini ve ortak deneyimlerini yeniden üreten kültürel bir pratik olduğunu gösteren tipik bir Kurt Ard anlatısı niteliği taşıyor.

kosektas.net, Köşektaş Köyü Bilgisunum Sayfası

Maniler

 M A N İ L E R

HAZIRLAYAN VE SUNAN

Celalettin ÖLGÜN

Anonim halk  edebiyatı ürünlerinden en yaygın  olanlardan birisi de “Mani” lerdir. Bulgur, tuz çekme, nohut, mercimek, ekin yolma imeceleri, ve düğün gibi kadınların bir araya geldiği topluluklarda söylenen manilere örnekler vermeye çalışacağız.

Her türlü insan ilişkileri arasında  aşk, hasretlik, gurbet acıları, kıskançlık, kırgınlık ve doğa olaylarını işleyen manilerde ilk iki dize bir bakıma duygu, düşünce ve hayalin girişini oluşturur ve dinleyen yada okuyanın ilgisini çekmeye yarar. Üçüncü ve dördüncü dizeler asıl konuyu anlatır. Ender olarak dört dizenin bütünü duygu, düşünce ve hayali anlattığı da olur.

Manilerin içerikleri pek ender durumlarda onların kullanılmasını gerektiren olaylarla ya da işlerle ilişkilidir. Her ne denli söyledikleri ortama, duruma, yerlere, koşullara göre kümeleştire biliniyorsa da bir manide görülen öğelerin bir kısmı başka bir manide de görülüne bilinir.

(1979-1982  yıllarında derlenmiştir.)

1-Gelin, kaynana maniler: Genelde atışma biçiminde olup birbirlerinin özürlerini açığa çıkaran özellikler taşır.

 GELİN                                       KAYNANA

          1                                                        2

Bahçeden söktüm lahana                         Dam üstünde mağara

Kıydım koydum sahana                            Felek gözün ağara

Ölüm hiçte gelmedi                                 Ben sana ne ettim

Kaldı bizim kaynana                                Muhtaç ettin şu zağara

 

            3                                                     4

Kaynanayı ne yapmalı                             Karları eritirim

Kaynar kazana atmalı                             Suları yürütürüm

Kaynanana yandım dedikçe                      Senin gibi gelini

Altına odun atmalı                                  Küllükte ürütürüm

 

            5                                                     6

Kişe tavuğum kişe                                  Yedi dağın  kengeri

Avluya gölgen düşe                                Ye dönderi dönderi

Kaynanam tuzak kurmuş                          Bizim gelinin altında

İnşallah kendi düşe                                Yok oturacak minderi

........................

            45                                                 46

Camilerin ezanı                                       Kar yağar ipek gibi

Kaynanamın düzeni                                  Dökülür kepek gibi

Cinler beni yelliyor                                   Ne ürüyon orada

Çal başına Kazanı                                    Zincirli köpek gibi

 

            47                                                 48

Harmanda nohut kaynana                        Dam başında yatıyor     

Oğluna okut kaynana                             Yel yorganı atıyor

Sana veriyom on para                            Öte git be coz gelin

Kefenini dokut kaynana                           Kemiklerin batıyor

 

            49                                                 50

Irafa koydum kutu                                 Sus be gelin

İçinde çörek otu                                    Soluğum bitti

Kaynanam sıçan boku                             Hep hastasın da

Oğlu cevahir topu                                  Gebermedin gitti


 


 




Yorumlar - Yorum Yaz
Kitap Tanıtım Köşesi


Milliyetçilik:
Türkiye'nin Çıkmazı

“Erdoğan Aydın, bugün Türkiye’nin en çok ihtiyaç duyduğu bir etkinliğe çağırıyor okuru: Düşünmeye! Rehberlik ediyor üstelik.”


Milliyetçilikle dünyayı ve insanlığı sürekli savaş gerilimine sokmaktan başka bir şey yapılamayacağı bir yana; ülkenin sorunlarına da çözüm üretilemez!

Modernçağ tarihinin de gösterdiği gibi milliyetçilik; insanlığa, ortaçağdaki dinsel ideolojilerle kıyaslanacak denli büyük felaketler getirmiştir. Bütün savaşlar, artan silahlanma, eğitim, sağlık ve kalkınma bütçelerinin kısılması, hep milliyetçilikle meşrulaştırılmıştır. Dahası; insanı ve haklarını, dinin yerini alan yeni bir kolektif kimlikle ezmenin ve burjuvazinin çıkarlarına feda etmenin aracı olmuştur.

Sorunlarımızı görüp aşmamızı sağlayacak demokratik sağduyumuzu elimizden alıp, bizi öteki inanç ve halklara düşman etmekte din nasıl olumsuz bir misyon görmüşse, milliyetçilik de modern koşullarda aynı misyonu görmektedir.

Bu bağlamda devlet kendi halkına, sürekli olarak "davulcuya kaçabilecek kız" muamelesini reva görmektedir.

Özetle bu kitapta, milliyetçiliğin -ve yanısıra dinin- halkın kontrolü, tektipleştirilmesi ve haklarının unutturulması için nasıl temel bir ideolojik araç olarak kullanıldığı gösterilmektedir.

Kitap, kâh tarihe gidip, kâh günümüzde tartışılan sorunlara gelerek, milliyetçilikle şekillendirilmiş Türkiye’nin öyküsünü anlatıyor.

“Egemenliğin “kayıtsız şartsız millete ait” olduğunu haykıran egemen söylemin ardında, gerçekte “milletin” nasıl güdülüp kontrol altında tutulduğu yatıyor. “Halkını ve ülkesini sevmek” sanısının aksine, milliyetçiliğin hak ve özgürlüklerimizden uzaklaştırılmamıza hizmet eden bir egemenlik ideolojisi olduğunu da açıkça ortaya koyuyor.

Füsun Akatlı

Milliyetçilik: Türkiye'nin Çıkmazı

Erdoğan Aydın.

ISBN: 9789750406355