Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam54
Toplam Ziyaret704342
Şiir Tanıtım Köşesi

Az sözle çok şey anlatan, hiçbir şey söylemiyormuş gibi görünüp gerçekleri göze sokan bu seçkin şiiri siz ziyaretçilerimize sunmaktan kıvanç duyarız.
kosektas.net,
Köşektaş Köyü Bilgisunum Sayfası


AŞK DÜŞERSE BİLİNCE

Sevmekten kim usanır
Kalbe mehtap girince,
Başı dönüyor sanır
Aşk düşerse bilince.
 
Ayrımına Dünyanın
Hayırına rüyanın;
Sevincine her anın
Tutununca derince.

Yakın olur uzaklar
Her an bir anı saklar,
Delinirse yasaklar
‘Yok’ olur ince ince.

Zerdüşt sanma kendini
Bilmelisin haddini,
Ettiğin o yemini
Yalarsın gerekince.

Çomak sokma her işe
Kulak ver bu deyişe;
Zaman yok serzenişe
Gülde diken görünce.

Dimdik durmalı başın
Geçti gidiyor yaşın;
Tokalaş ve anlaşın
Bulamazsın ölünce.

Bulutlara gün doğar
Sıcak baharı kovar,
Sendeki bu havalar
Kar olup eriyince.

Silinirse umutlar
Ölür kuzu ve kurtlar,
Bir garip seni sırtlar
Güçlüyse yeterince.

Rengin sararıp solsa
Üç günlük ömrün kalsa,
Yolunda halı olsa
Basamazsın gönlünce.

Umut, ekmek fakire
Gerek yok bunca kire,
Göğsünü gere gere
Kendini bilmeyince.

Şair Dr. Salim ÇELEBİ

Hastamın Öğretmeni - 17 - Tabanca ve Bıçak

Hastamın Öğretmeni

17 -TABANCA VE BIÇAK

“Okulda etkinlikler olur muydu?”

Olmaz olur mu? Çok etkinlikler olurdu. Baharın pikniğe giderdik; Anadolu Yakasındaki Küçük Su Kasrına. Kumanyalar hazırlanır, özel vapur kiralanırdı biz öğrenciler için. Yemekler yenir, oyunlar oynanır, sınıflar arası müsabakalar yapılırdı. Dinleneceğimiz zaman ikili gruplar (eşli gruplar) oluştururduk. Benim eşim Nahitçiğim olurdu.  Birimiz çayıra uzanır, diğerimizin başı, uzananın başına değecek şekilde 180 derece açıyla yatar, sonra da her birimiz başlarını birbirimizin omuzlarına koyardık. Bu vaziyette yatarken birbirimize dönmek istediğimizde dudak dudağa gelirdik adeta.”

Okulumuzun çevresi yüksek bir duvarla çevriliydi. Ne biz dışarıyı görebilirdik, ne de dışarıdakiler biz içerdeki öğrencileri. Rahibeler gibiydik anlayacağınız. Dışarıyı görebilmek için hafta sonunun gelmesini veya mutfak nöbetini iple çekerdik. Okulumuzun mutfağı, okulun karşısında, yolun öbür tarafında bulunan Şehremini İlkokulundaydı. Yemekler orada pişer, kazanlar, nöbetçinin nezaretinde caddenin öbür tarafından bu tarafına geçirilirdi. Trafik yok gibi bir şeydi. Arada bir geçen tramvayları görürdük. Tramvay ücreti 3 kuruştu. Savaş yılları olmasına rağmen, yiyecek konusunda hiçbir zorluğumuz olmazdı.”

“Bir ara, okul olarak Ankara’ya gittiğinizi söylemiştiniz galiba?”

“Evet, evet.1944-1945 Öğretim yılında Cumhuriyet Bayramı kutlamaları için izci olarak trenle Ankara’ya götürdüler. Başımızda da Meso vardı. Hamit’le arkadaştık o zamanlar. Sözlü gibi bir şey yani. Hamit, Meso’dan izin alarak pasta getirdi bize. Tüm kızlar afiyetle yedik. İstanbul’a dönüp de Nahit Hanımın ilk dersine girdiğimiz zaman, Nahitçiğimin bana yazdığı bir pusula, ön sıradan başlayıp elden ele dolaşarak bana kadar geldi. Açtım, ‘Süslü kızım Ankara’yı mı düşünüyor?’ diye soruyordu Nahitçiğim. Sanırım,  Ankara’da neler yaptığımızı ve bu arada arkadaşım Hamit’in bize pasta getirdiğini, Meso, Nahit Hanıma anlatmıştı.”

“Öğretmen okulu son sınıftaydınız zaten. Okulu bitirip yurdun dört bir yanına dağılacaktınız. Sizin tayininiz nereye çıktı?”

“Zonguldak’ın Çaycuma ilçesinin Çayırlı Köyüne.” “Nasıl bir köydü Çayırlı?”

“Güzel bir köydü; her Anadolu köyü gibi. Köyün içinden, Filyosun kollarından biri geçerdi. Köyde epeyce değirmen vardı. Köy, Çaycuma’ya yaya olarak 3,5 saat uzaklıkta idi. Zaman zaman toplantı için çağırırlardı bizleri. Ben genellikle yaya olarak giderdim. 1-2 defa atla gittim. Köylüler atla gitmem için ısrar ederlerdi. Ben atla gitmeyi istemezdim. Çünkü atla gittiğim zaman yanıma bir de çocuk verirlerdi. Ben atın üstünde, çocuk ise yürüyerek gidiyorduk. Çocuğun yürüyerek yorulmasına içim elvermiyordu. Çevredekiler benim için,” Erkek gibi kadın; her ay onca yolu tek başına yürüyor, mutlaka tabancası vardır,“ derlermiş. Köyün muhtarı ise, “Hem tabanca taşır, hem de bıçak,” diye korumaya çalışırmış beni.”

 

Seçim Muhasebesi


Son birkaç yılda Köşektaş'ta yapılmış işlerin, çözülmüş sorunların yanında, ihmal edilmiş sorunlar, çoğu köylülerimizi rahatsız eden hususlar da vardır. Amacımız onları, kimseye haksızlık etmeden, bize yansıtıldıkları şekilde yansıtmaktır!
kosektas.net, Köşektaş Köyü Bilgisunum Sayfası

Tartışma götürmez bir gerçek; hiçbir köyde her şey mükemmel değildir. Her köyde olduğu gibi köyümüzde de, yapılmış iyi işlerin, çözüme kavuşturulmuş sorunların yanında, imkansızlıklar nedeniyle üstelerinden gelinememiş ya da doğrudan ihmal edilmiş, hatta savsaklanmış sorunlar da vardır! Bizim amacımız, yapılmış işleri, çözülmüş sorunları takdir ederken, ihmal edilmiş sorunları, köylülerimizi rahatsız eden hususları da dile getirmektir!

Hiç kuşku yok ki, son iki dönemdir görevde bulunan, yeni dönem için yeniden aday olacağı söylenen mevcut muhtar, son iki dönem boyunca, ekibi ile birlikte, takdire şayan çalışmalar yapmıştır. Mevcut muhtar ile ekibinin son iki dönem boyunca yapmış olduğu çalışmalar, çözmüş olduğu sorunlar nelerdir, bir bütün olarak sunulduğunda, bu sütunlara aktarmak isteriz! Bunu yaparken, köyümüzde son birkaç yıldır ihmal edilmiş olan sorunları ya da köylülerimizi rahatsız eden hususları da gözardı edemeyiz!

Köşektaş’ta sürekli ya da kısa aralıklarla yaşayan herkesin malumudur ki, köyümüzdeki ihmal edilmiş sorunların başında, canlıların yaşam alanlarını önemli ölçüde tehdit eder hale gelmiş olan çevre kirliliği vardır. Her ne gerekçeyle ihmal edilmiş olduğunu merak ettiğimiz çevre kirliliği, önümüzdeki seçimde seçilecek muhtarın üzerine ciddiyetle eğilmesi ve çözüme kavuşturması gereken bir sorundur!

Çevre kirliliğinden başka, dile getirilmeleri önem teşkil eden, 31 Mart’ta seçilecek muhtarın üzerlerine itina ile eğilmesi gereken, daha birçok husus var. İşte bugün çoğu köylülerimiz nezdinde sorun teşkil eden o hususlar ya da önümüzdeki seçimde seçilecek muhtardan beklentiler:

31 Mart 2024 günü seçilecek muhtarın;

  • Kibir ve bencillikten uzak olması!
  • Köy halkının sorunlarına, ayrım gözetmeksizin, ciddiyetle eğilmesi, kimi insanları, “bana oy vermedi” diye hizmetten mahrum bırakmaması!
  • Köyde yapılması gereken alt yapı işleri için İl Özel İdaresi, gerektiğinde daha üst makamlar nezdinde girişimlerde bulunmaktan kaçınmaması!
  • Köyün girişinde ve içinde yeralan hayvan gübresi basmalarının kimseyi rahatsız etmeyecek noktalara kaldırılmaları için, kanunlar çerçevesinde, girişimlerde bulunması.
  • Su taşkınlarına sebebiyet veren yetersiz köprülerin genişletilmelerini sağlaması!
  • Muhtarlığı mümküm mertebe açık tutarak insanları, evrak onaylatmak için, kapı kapı dolaştırmaması!
  • 1976 yılında bin bir zahmetle inşa edilen ve aynı yıl öğretime açılan “Köşektaş Köyü Ortaokul Binası” ile 1945 yılında bin bir zahmetle inşa edilen ve aynı yıl öğretime açılan, bugün izleri bile kalmayan “Köşektaş Köyü Eski İlkokul Binası”nın kapatılmasınının hemen ardından, 1979 yılında MEB tarafından inşa ettirilen ve 1980 yılında öğretime açılan “Köşektaş Köyü Yeni İlkokul Binası”nı inşaat şirketlerinden alarak koruma altına alınmalarını sağlaması!
  • İşsiz ve güçsüz köylülerimizden toplanmış parayla alınmış ve monte edilmiş, ancak bugün çalışmayan kameraların bakımlarını yaptırarak, çalışır hâle getirtmesi.
  • Bakımsızlıktan ve susuzluktan çürümeye yüz tutmuş ağaçların bakımlarını sağlaması.
  • İlkokul ile sağlık ocağı lojmanlarında oturma fırsatını, sadece imtiyazlı kimselere değil, ihtiyaç sahibi tüm köylülerimize, eşit bir şekilde tanıması.
  • Biçer ve hasat zamanı yaşanan kaosun önüne geçmesi, birçok alanda olduğu gibi, çıkarları gereği muhtar yanından ayrılmayan ve kendilerini ayrıcaklı gören kimselere öncelik tanımaması, tarlaların mümkün mertebe sırayla biçilmelerini sağlaması!

bire bir mülakat yaptığımız köylülerimizin dile getirdikleri hususlardır!

Aktardığımız bu hususları, köyde sürekli ya da kısa süreli yaşayan köylülerimiz dile getirmişlerdir, hususları dile getirmiş olan köylülerimizin kimlikleri bizde saklıdır!

kosektas.net, Köşektaş Köyü Bilgisunum Sayfası