Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam97
Toplam Ziyaret643621
Kitap Tanıtım Köşesi


Doğudan Batıya Aydınlanma
Onur Bilge Kula

“İnsanın özgürlüğünden vazgeçmesi, insan oluşundan vazgeçmesi demektir! Özgür olmamak, bütün haklardan ve yükümlülüklerden vazgeçmedir.”

Özerkleştirici ve özgürleştirici yeni bir yönelim olan Aydınlanmanın birincil istemi veya kazanımı, dünyanın her yerinde, her insanın akıl ile donatılmış olduğu ve aklını yetkinleştirebileceği ilkesidir. Bir akıl varlığı olan insan, dünyanın her yerinde aklını kullanma cesareti gösterebilir; eleştirel ve öz-eleştirel bir öz-bilinç geliştirebilir.

“Biz, bir halkın, bir halk olduğu eylem ile kendimizi yeniden oluştururuz” (Bubner 1989, s. 408). Bu nedenlerle, insanın ve doğanın kurtuluşu birbirinden ayrılamaz. İnsan doğasının kurtuluşu, Aydınlanmayı da eleştirel öz-değerlendirmeye yönlendiren ahlaksal-politik bir karara bağlıdır. Sorun, insanlığın bu kararı verip veremeyeceği ya da ne ölçüde verebileceğidir.

Cumhuriyetçilik, yürütme erkinin, diyesi, hükümetin, yasama erkinden ayrılmasıdır. Despotizm ise, kamusal istenci hiçe sayarak, devlet düzenini, despotun keyfince belirlediği yönetimdir. Yasa ve hukuk dışı olarak kullanılan devlet erki, şiddettir ve bu despotik uygulamaya karşı “direniş hakkı” doğar. Devlet gücünün hukuk dışı kullanımı, hükümetin veya yasa koyucunun temel özgürlükleri ihlal etmesi ve anayasada anlatımını bulan toplumsal sözleşmeyi bozmasıdır. Toplumsal sözleşmenin bozulması ve keyfilik, halka direniş hakkı verir.

Onur Bilge Kula, “Doğu’dan Batı’ya Aydınlanma”da son yıllarda çok tartışılan Aydınlanma Felsefesini, Aydınlanmanın insanlığın önünü açan ışığını, Batılı felsefecilerin görüşlerini de hatırlatarak yeniden yorumluyor.

ISBN: 9789944612333

Şiirlerle Şenlendik - 23 Bölüm

ŞİİRLERLE ŞENLENDİK - 23. BÖLÜM

"Şiirlerle Şenlendik" adlı yazı dizimizin 23. bölümünü
siz ziyaretçilerimize sunmanın kıvancını yaşıyoruz!
kosektas.net

Şair Dr. Salim ÇELEBİ

8 Mayıs 2015, Cuma

Şiirlerle Şenlendik, 23 - Göçmen İşçiler

Ortak simgeleri şiirlerinde en akıcı, en uyarlı şekilde kullanan şairlerimizin başında gelir Ozan Telli. Şiirini okuduğunuz anda, alıp götürür sizi yıllar öncesi bir yaşantınıza. Okunan sözcükler, unutulmaya yüz tutmuş simgeler; bilinç ötenizin kapısını aralar ve o anınızı dününüzle buluşturur. Anımsatır, dününüzle yüzleştirir; kendinizle barıştırır sizi.

Yaşıtım Ozan Telli: 1950 doğumlu. Şiirleriyle 1970’li yılların sonunda tanıştım. İçimizden biriydi. Bizi, bize; bizim sesimizle, bizim gibi anlatıyordu: Sade, duru, içtenlikli…

Ozan Telli’yi de kaçırdık yurt dışına. Kovduk adeta. Yazdığı şiirleri, düşüncelerini; sakıncalı saydık ülkemiz için; boğduk, yasakladık. Şu anda yurt dışında İsveç’te yaşıyor Ozan Telli. Başta yurdum insanı olmak üzere, tüm insanlar için, yeni şiirler üretmeye devam ediyor İsveç’ten.

Yurt dışına emek göçü başladığı zaman, 10-11 yaşındaydım. Önce Almanya’yı tanıdık, daha sonra da diğer Avrupa ülkelerini. Yasal altyapısı oluşturulmadan, yurt dışına emek göçünün başladığı o yıllar ne zaman aklıma düşse, hep aynı cümleleri çağrıştırır beynim: İş ve İşçi Bulma Kurumu… Ütüye ihtiyaç duymayan naylon gömlek… HB sigara… Elde taşınan pilli radyo ve teyp…

GÖÇMEN İŞÇİLER

Göçmen işçileriz göçüp gelmişiz
ayrılık şerbetin içip gelmişiz,
sıra sıra sınır geçip gelmişiz
dış düşmana terimizi satmaya,
iç düşmanın kârına kâr katmaya
ve bir ucundan tutmaya
                 bizim olan geleceği.

Biliriz toprağı sürüyen seli.
Kopmuşuz ilimizden
kopmuşuz dalımızdan…
Biliriz toprağı sürüyen yeli.
Nasıl eser
nasıl susar
               biliriz,

yedi iklim dört köşeden geliriz.
Dört çiçekten bal alırız:
Sarı
    kızıl
          kara, ak,
okyanusa akarak;
Ustanın doğduğu ülke içinde
genişler halkalar halka içinde:
Suya düşünce taş
davranınca beden
düşününce baş:
Gör neler olur
duy neler olur
uyy neler olur!..
Uyy neler…

Yaban ellerinde doğar dölümüz
yaban ellerinde kalır ölümüz.
Halkların halaya durduğu yerde;
kendi türkümüzü söyler dilimiz
kendi türkümüzü çalar elimiz:
Gitarla
        santurla
                   sazla sevdalı;
ekmekle
        şarapla
              tuzla sevdalı;
duyulur sesimiz sesler içinde
başkaldırır Güneş sisler içinde.
Gün çekeriz yaşamaya canım hey,
can çekeriz yaşamaya canım hey!
Güvercin çekeriz: Gözleri güzel.
Kartal çekeriz: Kanatları kahraman.
Çimento çekeriz, çelik çekeriz, çark çekeriz;
çıkrık çekeriz, şelek çekeriz, aşk çekeriz:
                          Yarılmış ellerimizle
                          gerilmiş kollarımızla,
                          yapısına yarınların
ve yapıların harcına.

Akar buram buram duru terimiz,
terimizin aktığı yer, yerimiz.
Beklesin bayrağımızı burçlar baharda,
nasıl da nazlı salınacak seherde
nasıl da özgür…
Gölgesinde gönenecek gönüller,
destanımız okunacak renginde.
Kırmızı yelken gibi enginde
türküsünü söyleyecek rüzgârların.
Geceyi öldürecek
Güneşi güldürecek
karışacak gök denize:
                  Mavi maviye
                  mavi maviye.
Yarışacak gök denizle:
                  Mavi maviyle
                  mavi maviyle.

Şiir Tanıtım Köşesi


Türk Şiiri'nin Devi Hasan Hüseyin Korkmazgil'in "Elhükmilillah" adlı bu şiirini siz ziyaretçilerimizle paylaşmaktan kıvanç duyarız!
kosektas.net
savaştı
kime karşı
namussuz soyguncuya

vuruldu
kim mi vurdu
o namussuz soyguncu

dediler
ne dediler
-elhükmilillah

direndi
kime karşı
namussuz vurguncuya

vuruldu
kim mi vurdu
o namussuz vurguncu

dediler
ne dediler
-elhükmilillah

vuruştu
kime karşı
namussuz sömürgene

vuruldu
kim mi vurdu
o namussuz sömürgen

dediler
ne dediler
-elhükmilillah

demesinler bunu bir
deyip geçirmesinler
o çileli ellerini o ışıksız yüzlerinden karanlıkta insanlar
deve nalbant
eşek tellal
ağalarla beyler allah
bismillah

bismillah sömürüye
bismillah haksızlığa
bismillah kandan kına
hem de kardeş kanından

desem ki kardeş desem
desem ki barış desem
desem ki elhükmidiyalektik
tekel kadı
tröst cellat
oligarşi izbandut
insanlar ki bir güzel
insanlar ki bir tatlı
öyle de susamışlar ki
barışa kardeşliğe

söyle savcı
kim kıyar güzelliğe
söyle yargıç
kim kıyar tatlılığa
barışı kim
kim vurur kardeşliği
sen söyle ey bürokrat
gel aristo
gel eflatun
musa isa muhammet
siz de gelin açıklayın
şu işin gerçeğini
kim vurur kardeşliği
barışı kimler boğar beşikte

sürüseler leşlerini şu insan düşmanlarının
sürüseler şu kanlı sokaklarda
demem onlar gibi kalleşçe
elhükmilillah
derim bilim buyruğunca
elhükmidiyalektik

ne anlar canavarlar
ne anlar soyguncular
talancılar ne anlar
bilimsel güzellikten

Hasan Hüeyin Korkmazgil