Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam42
Toplam Ziyaret704330
Şiir Tanıtım Köşesi

Az sözle çok şey anlatan, hiçbir şey söylemiyormuş gibi görünüp gerçekleri göze sokan bu seçkin şiiri siz ziyaretçilerimize sunmaktan kıvanç duyarız.
kosektas.net,
Köşektaş Köyü Bilgisunum Sayfası


AŞK DÜŞERSE BİLİNCE

Sevmekten kim usanır
Kalbe mehtap girince,
Başı dönüyor sanır
Aşk düşerse bilince.
 
Ayrımına Dünyanın
Hayırına rüyanın;
Sevincine her anın
Tutununca derince.

Yakın olur uzaklar
Her an bir anı saklar,
Delinirse yasaklar
‘Yok’ olur ince ince.

Zerdüşt sanma kendini
Bilmelisin haddini,
Ettiğin o yemini
Yalarsın gerekince.

Çomak sokma her işe
Kulak ver bu deyişe;
Zaman yok serzenişe
Gülde diken görünce.

Dimdik durmalı başın
Geçti gidiyor yaşın;
Tokalaş ve anlaşın
Bulamazsın ölünce.

Bulutlara gün doğar
Sıcak baharı kovar,
Sendeki bu havalar
Kar olup eriyince.

Silinirse umutlar
Ölür kuzu ve kurtlar,
Bir garip seni sırtlar
Güçlüyse yeterince.

Rengin sararıp solsa
Üç günlük ömrün kalsa,
Yolunda halı olsa
Basamazsın gönlünce.

Umut, ekmek fakire
Gerek yok bunca kire,
Göğsünü gere gere
Kendini bilmeyince.

Şair Dr. Salim ÇELEBİ

KÖŞEKTAŞ'TA TAŞLAMA TÖRENİ

 

 Dr. E. Sabri Dündar


Yaşı 45 - 50'nin üzerinde olup da Köşektaş ve Kızılağıl kökenli olanlar çok iyi bilirler ki, 1970 öncesinde, iki köy arasında şöyle garip bir adet vardı. Dini bayramlarda, bayram namazından çıkan her iki köyün yeni yetme gençleri, iki köy arası bir meydanlıkta karşı karşıya gelirler, bir müddet süren ağız dalaşından sonra “daşlaşırlardı”. Yani gençler, karşılıklı olarak, elleriyle veya örme sapanlarla birbirlerine taşlar atarlar, küfürlerle karışık kaçıp kovalamaca sonrası, sanırım öğle saatlerinde, yorgun ve yaralı bir şekilde, kimin galip geldiği belli olmadan, karşılıklı olarak köylerine çekilirlerdi, taa ki bir sonraki dini bayrama kadar.

Aslında her iki köy arasında çok eskiye dayanan aşiret ve akrabalık ilişkileri vardı. Bir tanesine ilkokul yaşlarında iken, uzaktan korku ile, benim de katıldığım ve canlı tanığı olduğum, ne zamandır sürdüğü belli olmayan bu ilginç adet, bu “arkaik” kültür kalıntısı, sonradan ciddi düşmanlıklara ve yaralanmalara neden olmaya başladı. Hatta, son bir kaçında, işin içine ateşli silah ve yaralanmalar da girince, her iki köyün ortak kararıyla, çok haklı olarak, 1967 veya 1968 yıllarında sona erdirildi. Ancak, özellikle dini bayramların içinde olmasının da kendi içinde taşıdığı tezatlıkla birlikte bir “düşmanlık kültürü” idi.Belki de çok eski bir “arkaik kültür kalıntısı” idi. Veya yöreye özgü bir gelenekti. Her ne olursa olsun, sona erdirilmesi çok yerinde olmuştur.

Bu geleneğin sona erdirilmesinde, o dönemde bütün Türkiye'de ve özellikle Köşektaş'ta da yükselmeye başlayan siyasal bilincin, gençleri ve aydınları etkilemiş olmasının büyük payı olduğunu düşünüyorum. Bu benim kendi  yorumum. Aslında bu “daşlaşma kültürü”, bizde ve doğu toplumlarında, hiç eksik olmamıştır. Sürekli düşmanlık üreten bu kültür ve davranışlar biçimi, kimin neye ve niçin düşman olduğunu bilmeden, bilemeden sürüp gidiyor. Toplumun önünü tıkayan, yenileşmenin, gençleşmenin oluşumuna engel her türlü sürer durumdan yana gerici bir kültür veya kültürsüzlüktür. Mevcut durumu korumak için düşmanlıkların olması gerekir veya düşmanlıklar yaratılmalıdır. Bir canlılık da getirmiyor bize, karşımızdakilerinin de haklı olabileceğini söyleyemiyor. Dolayısıyla karşımızdakilerin doğrularını paylaşamıyoruz. İster istemez yalan ve gerçek dışılık üretiliyor sürekli. Yaratıcılık ve üretkenliğin önündeki en büyük engel. Hep biz haklıyız, hep biz doğruyuz. Karşımızdakiler asla doğruyu söyleyemezler. Bu da tekrarı, tekdüzeliği getirmektedir. Tekrardaki kahredici kolaycılığı ve de ezberi. Burada tabiki zekaya yer yok. İhtiyaç da yok zaten. Düşmanlıklara taraf olmanız çok yeterlidir ve de gereklidir. O halde yaşasın düşmanlık! Her şeyi en iyi biz biliyoruz. Karşımızdakiler asla bilemezler. Ama ya biliyorlarsa? Onların doğrusundan mahrum kaldığımızın farkında mıyız? Matematik'te “Pi” sayısı evrensel bir gerçektir! Hayır bu doğru demenin anlamı var mı? Ya da o evrensel doğruyu reddetmenin yol açacağı vahim sonuçlar ne olacak? Karşı taraflarda yaratacağı hasarı hiç düşünmeden sopalar ve taşlar elimizde bekliyoruz. Kimin kafasının gözünün yarılacağı belli olmadan. Önemli olan o taşı atmak ve birilerini yaralamaktır. Acaba bütün dünya mı böyle? Sanmıyorum. O zaman uygarlıklar yaratılamazdı. Dinlerin, inançların, ideolojilerin aksi mesajlarına rağmen. Hiçbir şekilde engel olunamayan çok güçlü bir kolaycılık kültürü. Bir güdü. Sadece taraf olmanız yeterlidir. Başka hiçbir çaba gerekmez. Şöyle düşünenler olabilir. Çıkar çatışması! Ancak aynı çıkarları savunuyor görünen, aynı ortak değerleri paylaşan guruplar içinde veya arasında da olabildiğine göre, çıkarla da çok fazla ilintili değil. O halde nedir bu olgu? Her atılan taşın başka büyük ve kalıcı düşmanlıklar üretmesini istediğimiz bir “bencillik”. Veya altında ezildiğimiz eski bir ortak süper bencillik mi? Ya da ortak bir suçluluk duygusu mu? Geçmişimiz bu kadar kriminal ve kirli mi?

Çok mu ahlakçı bir yazı oldu sevgili dostlar? Neyse çok dikkate alıp da kafanızı karıştırmayın. Üzülürüm sonra! “Daşlaşa daşlaşa” taşlaşacağız nasıl olsa. “İnsana yabancı gelen tüm koşullarda yaşanmış veya yaşanabilecek anlık kayıtlardan bir demet bütün bunlar... Hemen herkesin kendinden bir parça bulabileceği ve yüzüne pussuz bir ayna olabilecek bu denemelerde, çoğu yazarın dört elle sarıldığı “mutlu son”, “acı son” gibi izlerden söz etmek mümkün değil. Gerçekle hayal ürününün birbiriyle örgülendiği, zamansal belirsizliklerle bezeli, okutan, okudukça düşündüren bir çalışma ve bir diğer deyişle, yazarın yıllanmış birikimlerinden küçük ve özel bir seçki bunlar...”


 

 


0 Yorum - Yorum Yaz
Seçim Muhasebesi


Son birkaç yılda Köşektaş'ta yapılmış işlerin, çözülmüş sorunların yanında, ihmal edilmiş sorunlar, çoğu köylülerimizi rahatsız eden hususlar da vardır. Amacımız onları, kimseye haksızlık etmeden, bize yansıtıldıkları şekilde yansıtmaktır!
kosektas.net, Köşektaş Köyü Bilgisunum Sayfası

Tartışma götürmez bir gerçek; hiçbir köyde her şey mükemmel değildir. Her köyde olduğu gibi köyümüzde de, yapılmış iyi işlerin, çözüme kavuşturulmuş sorunların yanında, imkansızlıklar nedeniyle üstelerinden gelinememiş ya da doğrudan ihmal edilmiş, hatta savsaklanmış sorunlar da vardır! Bizim amacımız, yapılmış işleri, çözülmüş sorunları takdir ederken, ihmal edilmiş sorunları, köylülerimizi rahatsız eden hususları da dile getirmektir!

Hiç kuşku yok ki, son iki dönemdir görevde bulunan, yeni dönem için yeniden aday olacağı söylenen mevcut muhtar, son iki dönem boyunca, ekibi ile birlikte, takdire şayan çalışmalar yapmıştır. Mevcut muhtar ile ekibinin son iki dönem boyunca yapmış olduğu çalışmalar, çözmüş olduğu sorunlar nelerdir, bir bütün olarak sunulduğunda, bu sütunlara aktarmak isteriz! Bunu yaparken, köyümüzde son birkaç yıldır ihmal edilmiş olan sorunları ya da köylülerimizi rahatsız eden hususları da gözardı edemeyiz!

Köşektaş’ta sürekli ya da kısa aralıklarla yaşayan herkesin malumudur ki, köyümüzdeki ihmal edilmiş sorunların başında, canlıların yaşam alanlarını önemli ölçüde tehdit eder hale gelmiş olan çevre kirliliği vardır. Her ne gerekçeyle ihmal edilmiş olduğunu merak ettiğimiz çevre kirliliği, önümüzdeki seçimde seçilecek muhtarın üzerine ciddiyetle eğilmesi ve çözüme kavuşturması gereken bir sorundur!

Çevre kirliliğinden başka, dile getirilmeleri önem teşkil eden, 31 Mart’ta seçilecek muhtarın üzerlerine itina ile eğilmesi gereken, daha birçok husus var. İşte bugün çoğu köylülerimiz nezdinde sorun teşkil eden o hususlar ya da önümüzdeki seçimde seçilecek muhtardan beklentiler:

31 Mart 2024 günü seçilecek muhtarın;

  • Kibir ve bencillikten uzak olması!
  • Köy halkının sorunlarına, ayrım gözetmeksizin, ciddiyetle eğilmesi, kimi insanları, “bana oy vermedi” diye hizmetten mahrum bırakmaması!
  • Köyde yapılması gereken alt yapı işleri için İl Özel İdaresi, gerektiğinde daha üst makamlar nezdinde girişimlerde bulunmaktan kaçınmaması!
  • Köyün girişinde ve içinde yeralan hayvan gübresi basmalarının kimseyi rahatsız etmeyecek noktalara kaldırılmaları için, kanunlar çerçevesinde, girişimlerde bulunması.
  • Su taşkınlarına sebebiyet veren yetersiz köprülerin genişletilmelerini sağlaması!
  • Muhtarlığı mümküm mertebe açık tutarak insanları, evrak onaylatmak için, kapı kapı dolaştırmaması!
  • 1976 yılında bin bir zahmetle inşa edilen ve aynı yıl öğretime açılan “Köşektaş Köyü Ortaokul Binası” ile 1945 yılında bin bir zahmetle inşa edilen ve aynı yıl öğretime açılan, bugün izleri bile kalmayan “Köşektaş Köyü Eski İlkokul Binası”nın kapatılmasınının hemen ardından, 1979 yılında MEB tarafından inşa ettirilen ve 1980 yılında öğretime açılan “Köşektaş Köyü Yeni İlkokul Binası”nı inşaat şirketlerinden alarak koruma altına alınmalarını sağlaması!
  • İşsiz ve güçsüz köylülerimizden toplanmış parayla alınmış ve monte edilmiş, ancak bugün çalışmayan kameraların bakımlarını yaptırarak, çalışır hâle getirtmesi.
  • Bakımsızlıktan ve susuzluktan çürümeye yüz tutmuş ağaçların bakımlarını sağlaması.
  • İlkokul ile sağlık ocağı lojmanlarında oturma fırsatını, sadece imtiyazlı kimselere değil, ihtiyaç sahibi tüm köylülerimize, eşit bir şekilde tanıması.
  • Biçer ve hasat zamanı yaşanan kaosun önüne geçmesi, birçok alanda olduğu gibi, çıkarları gereği muhtar yanından ayrılmayan ve kendilerini ayrıcaklı gören kimselere öncelik tanımaması, tarlaların mümkün mertebe sırayla biçilmelerini sağlaması!

bire bir mülakat yaptığımız köylülerimizin dile getirdikleri hususlardır!

Aktardığımız bu hususları, köyde sürekli ya da kısa süreli yaşayan köylülerimiz dile getirmişlerdir, hususları dile getirmiş olan köylülerimizin kimlikleri bizde saklıdır!

kosektas.net, Köşektaş Köyü Bilgisunum Sayfası