• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/Facebook
  • https://www.twitter.com/Twitter
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi5
Bugün Toplam261
Toplam Ziyaret877802
Resim Tanıtım Köşesi

Görseldeki figürlerin konumlanışı, dönemin ev içi rollerini ve teknolojik cihazlarla kurulan ilişkileri temsil eden bir mikro-toplumsal düzen sunuyor. Erkek figürün cihazın düğmelerini ayarlamakla meşgul oluşu, teknik müdahale rolünün aile içinde nasıl cinsiyetlendirilmiş bir pratik olarak konumlandığını ima ediyor. Çocuğun kolundaki saate işaret ederek sabırsızlık göstermesi, teknolojik beklentilerin kuşaklar arası farklılaşmasını yansıtıyor. Televizyonun üzerine eğilmiş genç kızın sıkılmış ifadesi, arızanın aile içi zaman akışını kesintiye uğratan bir “bekleme anı” yarattığını gösteriyor.

Arka planda çay servisi hazırlayan kadın figürü ise, ev içi bakım emeğinin sürekliliğini temsil ediyor; teknik aksaklık karşısında bile gündelik ritüellerin devam ettiğini vurguluyor. Televizyonun etrafında toplanmış bu küçük topluluk, erken medya teknolojilerinin yalnızca bir eğlence aracı değil, aynı zamanda aile içi etkileşimi biçimlendiren bir sosyalleşme odağı olduğunu ortaya koyar.

Bu bağlamda sahne, “televizyon tamiri”nin yalnızca teknik bir müdahale değil, aynı zamanda aile üyelerinin rollerini, beklentilerini ve ortak deneyimlerini yeniden üreten kültürel bir pratik olduğunu gösteren tipik bir Kurt Ard anlatısı niteliği taşıyor.

kosektas.net, Köşektaş Köyü Bilgisunum Sayfası

Kitap l Deniz Feneri l Virginia Woolf


Deniz Feneri
Kadınlara Adanmış Bir Roman

1927'de yayınlanan "Deniz Feneri", "Virginia Woolf"un en ünlü ve en etkili eserlerinden biri olarak kabul ediliyor. Deniz Feneri, insan ilişkilerinin karmaşıklığını, zamanın geçişini ve sanatın öznel deneyimleri yakalamadaki rolünü araştıran modernist bir roman.

Roman üç bölüme ayrılmış: İlk bölüm olan "Pencere" İskoçya'nın Skye Adası'ndaki bir yazlık evde geçiyor. Ramsay ailesini, özellikle de arkadaşları ve ailesi için bir akşam yemeği partisi düzenleyen Bayan Ramsay'ı tanıtıyor. Anlatı, çeşitli karakterlerin düşüncelerine ve algılarına odaklanıyor, onların içsel düşüncelerini ve ilişkilerindeki gerilimleri ortaya çıkarıyor.

İkinci bölüm olan "Zaman Geçiyor", Birinci Dünya Savaşı'nın yaşandığı on yıl boyunca zamanın geçişini tasvir ediyor. Evde meydana gelen değişiklikleri ve karakterlerin yaşamlarını soyut ve bağımsız bir şekilde anlatıyor.

Son bölüm olan "Deniz Feneri" on yıl sonra geçiyor ve karakterlerin çoğu yazlık eve dönüyor. Ancak Bayan Ramsay öldüğü ve aile önemli değişiklikler geçirdiği için hepsi mevcut değil. Hikaye, Ramsay’ın çocuklarının, özellikle de James'in, uzun zamandır arzuladıkları hedef olan deniz fenerine yaptıkları geziyi anlatıyor.

Roman boyunca Woolf, zamanın geçişi, insan ilişkilerinin karmaşıklığı, bireysel kimlik mücadelesi ve varoluşun geçici anlarını yakalamada sanatın rolü ve benzer temaları araştırıyor.

Deniz Feneri, yenilikçi anlatım tarzı ve bilinç akışı tekniği nedeniyle takdir ediliyor. Woolf, karakterlerinin düşüncelerini ve bakış açılarını derinlemesine inceliyor, onların iç yaşamlarına ve karşılaştıkları zorluklara dair içgörü sağlıyor. Roman, geleneksel olay örgüsü ve yapı kavramlarına meydan okuyor, bunun yerine karakterlerin içsel deneyimlerine, düşünce ve duygularının gelgitlerine odaklanıyor.

Woolf ayrıca cinsiyet yapısını ve kadınlara yönelik toplumsal beklentileri de inceliyor. Bayan Ramsay karakteri aracılığıyla, 20. yüzyılın başlarında toplumda kadınların sahip olduğu sınırlı rolleri ve yetersiz fırsatları eleştiriyor. Ayrıca roman, gerçekliğin öznel doğasını ve bireylerin çevrelerindeki dünyaya ilişkin anlayışlarını nasıl oluşturduklarını araştırıyor.

Deniz Feneri, geleneksel anlatı biçimlerinin sınırlarını zorladığı ve insan bilincini temsil etmenin yeni yollarını araştırdığı için modernist edebiyatın dönüm noktası niteliğinde bir eseri olarak kabul ediliyor ve yenilikçi tarzı nedeniyle kalıcı bir çalışma olmaya devam ediyor.

kosektas.net

Virginia Woolf  Deniz Feneri

Kitap Tanıtım Köşesi


Milliyetçilik:
Türkiye'nin Çıkmazı

“Erdoğan Aydın, bugün Türkiye’nin en çok ihtiyaç duyduğu bir etkinliğe çağırıyor okuru: Düşünmeye! Rehberlik ediyor üstelik.”


Milliyetçilikle dünyayı ve insanlığı sürekli savaş gerilimine sokmaktan başka bir şey yapılamayacağı bir yana; ülkenin sorunlarına da çözüm üretilemez!

Modernçağ tarihinin de gösterdiği gibi milliyetçilik; insanlığa, ortaçağdaki dinsel ideolojilerle kıyaslanacak denli büyük felaketler getirmiştir. Bütün savaşlar, artan silahlanma, eğitim, sağlık ve kalkınma bütçelerinin kısılması, hep milliyetçilikle meşrulaştırılmıştır. Dahası; insanı ve haklarını, dinin yerini alan yeni bir kolektif kimlikle ezmenin ve burjuvazinin çıkarlarına feda etmenin aracı olmuştur.

Sorunlarımızı görüp aşmamızı sağlayacak demokratik sağduyumuzu elimizden alıp, bizi öteki inanç ve halklara düşman etmekte din nasıl olumsuz bir misyon görmüşse, milliyetçilik de modern koşullarda aynı misyonu görmektedir.

Bu bağlamda devlet kendi halkına, sürekli olarak "davulcuya kaçabilecek kız" muamelesini reva görmektedir.

Özetle bu kitapta, milliyetçiliğin -ve yanısıra dinin- halkın kontrolü, tektipleştirilmesi ve haklarının unutturulması için nasıl temel bir ideolojik araç olarak kullanıldığı gösterilmektedir.

Kitap, kâh tarihe gidip, kâh günümüzde tartışılan sorunlara gelerek, milliyetçilikle şekillendirilmiş Türkiye’nin öyküsünü anlatıyor.

“Egemenliğin “kayıtsız şartsız millete ait” olduğunu haykıran egemen söylemin ardında, gerçekte “milletin” nasıl güdülüp kontrol altında tutulduğu yatıyor. “Halkını ve ülkesini sevmek” sanısının aksine, milliyetçiliğin hak ve özgürlüklerimizden uzaklaştırılmamıza hizmet eden bir egemenlik ideolojisi olduğunu da açıkça ortaya koyuyor.

Füsun Akatlı

Milliyetçilik: Türkiye'nin Çıkmazı

Erdoğan Aydın.

ISBN: 9789750406355