• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/Facebook
  • https://www.twitter.com/Twitter
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi4
Bugün Toplam222
Toplam Ziyaret886363
Çocukluğun Göğe Uzanan İzleri



Resim:
Mutual Art adlı bir sayfadan edinilmiş bir kopya.

Bu sahne, çocukluğun toplumsal olarak nasıl kurulduğunu ve doğayla kurulan oyun temelli ilişkinin kültürel anlamlarını görünür kılar. Uçurtma uçuran çocuk figürü, yalnızca bireysel bir oyun pratiğini değil, aynı zamanda belirli bir dönemin çocukluk ideallerini, özgürlük anlayışını ve mekânla kurulan ilişkiyi temsil eder.

El yapımı uçurtma, tüketim kültürünün henüz belirleyici olmadığı bir dönemde, çocukların oyun araçlarını kendi emekleriyle üretme pratiğini yansıtır. Bu durum, hem yaratıcılığın hem de toplumsal dayanışmanın (örneğin aile bireylerinin birlikte uçurtma yapması) erken yaşlarda nasıl şekillendiğine dair ipuçları sunar.

Sahnenin açık bir doğa mekânında —deniz kıyısında, rüzgârın belirgin olduğu bir alanda— kurulmuş olması, çocukluğun kamusal alanla kurduğu ilişkiyi de gösterir. Günümüzün kapalı mekânlara sıkışmış, dijitalleşmiş çocukluk deneyimlerinin aksine, burada çocukluk dış mekânda özgürce hareket edebilme, bedensel deneyim yoluyla dünyayı tanıma ve doğayla etkileşim kurma üzerinden tanımlanır.

Uçurtmanın gökyüzüne yükselişi, sosyolojik açıdan çocukluk hayallerinin “yükselmesi” çağrışımından öte, bireyin toplumsal sınırları aşma arzusunu, kendi özerkliğini kurma çabasını ve geleceğe dair umutlarını sembolize eder.

kosektas.net, Köşektaş Köyü Bilgisunum Sayfası

Kitap l Anna Karenina l Lev Tolstoy


"Anna Karenina", "Leo Tolstoy"un 19. yüzyıl Rusya'sında aşk, ahlak ve toplumsal normlar temalarını araştıran klasik bir romanı. Hikaye, varlıklı Kont Vronsky ile tutkulu bir ilişkiye giren evli bir aristokrat olan Anna Karenina'nın karmaşık karakteri etrafında dönüyor.

Anna'nın evlilik dışı ilişkisi giderek ateşlendikçe toplumsal kınama artıyor, bu da kişisel çalkantılara sebebiyet veriyor. Roman aynı zamanda, ayrı bir çift olan Levin ve Kitty'nin romantik mücadeleleri de dahil olmak üzere, kimi diğer karakterlere ve onların ilişkilerine de değiniyor.

Anna'nın Vronsky ile ilişkisi zorluklarla karşı karşıya kaldıkça trajedi ortaya çıkıyor ve bu durum Anna'nın izolasyonuna ve umutsuzluğa yol açıyor. Roman, toplumsal beklentilerin sonuçlarını, aşkın karmaşıklığını ve karakterlerinin karşılaştığı ahlaki ikilemleri araştırıyor.

"Anna Karenina" insan ilişkilerinin ve toplumsal beklentilerin inceliklerini derinlemesine inceleyen ustalıkla hazırlanmış bir roman. Tolstoy, her biri kendi arzularıyla, ahlakıyla ve içinde yaşadığı toplumun kısıtlamalarıyla boğuşan karakterlerden oluşan zengin bir doku örüyor.

Anna Karenina'nın karakteri özellikle ilgi çekici; onun iç çatışmaları ve seçimlerinin sonuçları, insan davranışının dokunaklı bir şekilde araştırılmasına hizmet ediyor. Tolstoy'un anlatımı hem anlamlı hem de kolay anlaşılıyor; okur, duyguların ve toplumsal dinamiklerin nüanslarını yakalıyor.

Levin ve Kitty'nin yer aldığı paralel anlatı, aşk, evlilik ve kişisel tatmin üzerine bir yansıma sunan zıt bir bakış açısı sağlıyor. Tolstoy’un aristokrasi ile köylülük arasındaki eşitsizlikleri araştırması romana derinlik katıyor.

"Anna Karenina", düzey ve derinliği, zengin karakter gelişimi, karmaşık olay örgüsü, insan deneyimine dair derin araştırmalarıyla, zamansız bir klasik olmaya ve okuyanları büyülemeye devam ediyor.

Britannica l Russian Literature

Kitabın PDF sürümüne buradan ulaşabilirsiniz.

kosektas.net

Kitap Tanıtım Köşesi


Milliyetçilik:
Türkiye'nin Çıkmazı

“Erdoğan Aydın, bugün Türkiye’nin en çok ihtiyaç duyduğu bir etkinliğe çağırıyor okuru: Düşünmeye! Rehberlik ediyor üstelik.”


Milliyetçilikle dünyayı ve insanlığı sürekli savaş gerilimine sokmaktan başka bir şey yapılamayacağı bir yana; ülkenin sorunlarına da çözüm üretilemez!

Modernçağ tarihinin de gösterdiği gibi milliyetçilik; insanlığa, ortaçağdaki dinsel ideolojilerle kıyaslanacak denli büyük felaketler getirmiştir. Bütün savaşlar, artan silahlanma, eğitim, sağlık ve kalkınma bütçelerinin kısılması, hep milliyetçilikle meşrulaştırılmıştır. Dahası; insanı ve haklarını, dinin yerini alan yeni bir kolektif kimlikle ezmenin ve burjuvazinin çıkarlarına feda etmenin aracı olmuştur.

Sorunlarımızı görüp aşmamızı sağlayacak demokratik sağduyumuzu elimizden alıp, bizi öteki inanç ve halklara düşman etmekte din nasıl olumsuz bir misyon görmüşse, milliyetçilik de modern koşullarda aynı misyonu görmektedir.

Bu bağlamda devlet kendi halkına, sürekli olarak "davulcuya kaçabilecek kız" muamelesini reva görmektedir.

Özetle bu kitapta, milliyetçiliğin -ve yanısıra dinin- halkın kontrolü, tektipleştirilmesi ve haklarının unutturulması için nasıl temel bir ideolojik araç olarak kullanıldığı gösterilmektedir.

Kitap, kâh tarihe gidip, kâh günümüzde tartışılan sorunlara gelerek, milliyetçilikle şekillendirilmiş Türkiye’nin öyküsünü anlatıyor.

“Egemenliğin “kayıtsız şartsız millete ait” olduğunu haykıran egemen söylemin ardında, gerçekte “milletin” nasıl güdülüp kontrol altında tutulduğu yatıyor. “Halkını ve ülkesini sevmek” sanısının aksine, milliyetçiliğin hak ve özgürlüklerimizden uzaklaştırılmamıza hizmet eden bir egemenlik ideolojisi olduğunu da açıkça ortaya koyuyor.

Füsun Akatlı

Milliyetçilik: Türkiye'nin Çıkmazı

Erdoğan Aydın.

ISBN: 9789750406355