• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/Facebook
  • https://www.twitter.com/Twitter
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam101
Toplam Ziyaret840760
Kurtuluş Savaşı Gazileri

Halepçi Mustafa
Celalettin Ölgün

Bu metin, Kurtuluş Savaşı gazisi Mustafa Bozkurt’un—nam-ı diğer Halepçi Mustafa’nın—köy belleğinde bıraktığı derin izleri kayıt altına alan kısa ama yoğun bir tanıklıktır. Anlatı, yalnızca bir gazinin yaşam öyküsünü aktarmakla kalmaz; savaşın yoksulluğunu ve insan ruhunda açtığı yaraları sözlü kültürün taşıyıcı ritmiyle günümüze ulaştırır. Metin aynı zamanda, geçmişin emeğini ve fedakârlığını unutan bugünün duyarsızlığına karşı sessiz bir uyarı niteliği taşır.

kosektas.net

Neden ya da neye göre verdilerse, “Halepçi” takma adıyla anılırdı. Kurtuluş Savaşı gazisiydi. Bulunduğu ortamda harp, savaş konusu açılmaya görsün; askere alındığı günden başlayarak, topçu neferi olarak katıldığı Sakarya Meydan Muharebesi’nde Çaldağı’nı, Mangaltepe’yi; Dumlupınar Meydan Muharebesi’nde Tınaztepe’yi, Kalecik Sivrisi’ni, Çiğiltepe’yi; toplarla dövdükleri diğer tepeleri, geçtikleri köyleri, o köylerde aç, sefil, perişan ve korkmuş insanların elinden içtikleri suyu; onbaşıdan paşaya kadar tüm komutanlarını; falan yerli, falan tevellütlü, falan oğlu diye tüm silah arkadaşlarını en ince ayrıntılarına kadar anlatırdı.

İstiklal Madalyası vardı. Savaş sırasında açlıktan at pisliğinin içinden arpa tanesi seçip yıkayıp yiyenleri; bulduğu atılmış çarık parçasını ateşte közleyip yemeye çalışan askerin elinden bir başkasının çarpıp kaçışını, gözleri dola dola, sıkıntıları yeniden yaşıyormuş, düşmanı yeniden karşısında görüyormuş gibi coşkuyla anlatırdı. Dinleyenleri de duygulandırırdı.

Sağ olsa da, bu yurdu hazır bulduklarını sananlara bir daha anlatsaydı.

Halepçi: Mustafa Bozkurt. Doğumu: 1899 - Ölümü: 1986.

Celalettin Ölgün

KÖŞEKTAŞ KÖYÜ
KADIN OYUN VE HALAYLARI

DELEYEN VE İLETEN
 


Yapmış olduğu özverili çalışmalarla zengin mirasımızı ölümsüzleştiren sayın Celalettin Ölgün'e sonsuz teşekkür ederiz!

kosektas.net


DURNAM

1984 yılında fotograf sanatçısı Mehmet Ünal’ın çekmiş olduğu bu fotograf, Almanya'nın Mainz kentindeki Frankfurter Hof adlı mekanda „Almanya’ya Göçün 50. Yılı“ adı altında gerçekleştirilmiş olan bir fotograf sergisinde sergilenmiştir. kosektas.net, Köşektaş Köyü Bilgisunum Sayfası
Bahriye Dündar’dan derlenmiştir /2006
Düğün ve bayramlarda kadın ve genç kızların topluca, tef eşliğinde “Durnam” türküsünü söyleyerek; Turnaların, gökte “V” biçiminde toplu uçuşları, kanat çırpmaları, yere konmaları, kanatlarıyla yüzlerini kapatma öykünmeleri yapılarak oynadıkları eski bir oyundur. 
           
Önde tef çalıp “Durnam “ türküsünü söyleyen bir kadının (iki de olduğu görüldü) ya da genç kızın çektiği iki sıra dizilmiş oyuncular gökte uçup giden turna sürüsünü andırır biçimde aşağıdaki türküyü söyleyerek, sağa sola tef ile hareketler yapıp bazen yavaş bazen hızlı kavisler çizerek, yere çömelip kalkarak, kanatlarını kollarını yüzlerine kapatıp açarak oyun oynanırdı.
           
Durnamın kanadı yeşil
Çiğ düşüyor ışıl ışıl
Durnam kanadını deşir...hey....
Ihalım durnam ıhalımmmm. (Yerinde oynayarak yavaş yavaş çömelm Ihalım durnam ıhalımmmm.  
Sabahınan erken kakalım. (Aynı hareketlerle kalkma)
Yürüdü Durnam yürüdü
Sılada karlar eridi
Cahil günlüm tez f eridi
Ihalım durnam ıhalım.....
Sabahınan erkan kakalım
Turnam gelir alayınan
Başı dolu belayınan
Yanı çifte Köleyinen hey....
Ihalım Durnan ıhalım
Ihalım durnam ıhalım
Sabahınan erken kakalım
            Yürüdü durnam yürüdü
            Kanadı boynunu bürüdü
Durnam gelir hazin hazin
Kanadı boynundan uzun
Geldi bahar gitti yazın... Hey....
Ihalım durnam ıhalım
Ihalım durnam ıhalım
Sabahınan erken kakalım
Yürüdü Durnam yürüdü....
Kanadı boynunu bürüdü
Durnammm. Durnam.
Ben buralarda durmammmm.... Durnam.
Durnamın kanadı sarı
Sarısına konar arı
Ölmeyince vermem yarı...hey....
            Ihalım durnam ıhalımmmm.
            Ihalım durnam ıhalımmmm.
            Sabahınan erken kakalım
           
            Yürüdü Durnam yürüdü....
            Kanadı boynunu bürüdü
           
            Durnammmm. Durnam.
            Ben buralarda durmammm.... Durnam
Durnamın kanadı beyaz
Yatamıyom yerler ayaz
Sensiz geçemiyo bu yaz... hey....
            Ihalım durnam ıhalımmmm.
            Ihalım durnam ıhalımmmm.
            Sabahınan erken kakalım .
            Yürüdü Durnam yürüdü...
            Kanadı boynunu bürüdü
            Durnammmm. Durnam.
            Ben buralarda durmammm..... Durnam
Durnamın kanadı kara
Açtığın içime yara
.Sen düşürdün bizi dara... hey....
            Ihalım durnam ıhalımmmm.
            Ihalım durnam ıhalımmmm.
            Sabahınan erken kakalım .
            Yürüdü Durnam yürüdü
            Kanadı boynunu bürüdü
            Durnammm. Durnam.
Ben buralarda durmammm
Hey Durnam, hey Durnam. Hey......
Güle güle konsana hey.......
Hey durnam, hey durnam.....hey....
Durnam dala konsana hey....
Hey durnam, hey durnam...hey...
Beri yana dönsene... hey....
Hey durnam, hey durnam... hey...
Hey durnam fındık kırsana hey.....

Durna: Turna
Ihma:   Çökme, çömelme. Devenin yatırılması
Kahalım: Kalkalım


0 Yorum - Yorum Yaz
Köşektaşlı Öğretmenler


Köşektaş’ın Öğretmenleri
Bir Hafızanın İzleri

Bu fotograf, Köşektaş Köyü’nün eğitim tarihine tanıklık eden bir yüzeydir.

Siyah beyaz tonların içinde, bir köyün kaderini değiştiren onlarca yılın emeği, sabrı ve inancı görünür. Bu kare, öğretmenliğin bir meslekten çok daha fazlası olduğunun bir hatırlatmasıdır.

Fotografın merkezinde oturan Yahya Doğan, 1941’den 1977’ye kadar tam 36 yıl boyunca aynı okulda, aynı sınıfta, aynı köyün çocuklarına okuma yazmayı öğretmiştir. Onun ellerinden geçen her çocuk, köyün geleceğine yazılmış bir harf, bir cümle, bir umut olmuştur. Birinci sınıfa başlayan herkesin ilk öğretmeni olmak, bir ömürlük bir bağlılık, bir topluluğa adanmış bir hayat demektir.

Yahya Doğan’ın yüzündeki dinginlik, bu uzun yolculuğun hem yorgunluğunu hem de gururunu taşır. 65 yaşında emekli olduğunda ardında bıraktığı şey yalnızca mezun ettiği öğrenciler değil; Köşektaş’ın hafızasına kazınmış bir eğitim kültürüdür. 1996’da 84 yaşında vefat ettiğinde, köyün belleğinde bir boşluk değil, bir miras bırakmıştır.

Fotografta onun yanında duran Elmas Yavuz ve İbrahim Özdoğan ise bu mirasın sürdürücüleridir. On yılı aşan emekleri, Köşektaş’ın eğitim damarının kesintiye uğramadan akmasını sağlamıştır. Kırsal koşulların zorluğuna rağmen her sabah sınıfa giren, her çocuğun gözünde bir ışık arayan bu iki öğretmen, fotografta sessiz ama güçlü bir duruşla yer alır.

Ve İbrahim Özdoğan...
Bu karede genç, umutlu ve üretken bir öğretmen olarak duran İbrahim Özdoğan’ın hikâyesi ne yazık ki kısa sürmüştür. Amansız bir hastalığa karşı verdiği mücadeleyi kaybederek henüz 34 yaşında hayattan ayrılmıştır. Onun erken gidişi yalnızca bir öğretmenin kaybı değil; Köşektaş’ın eğitim yolculuğunda açılan derin bir yaradır. Öğrencilerinin hafızasında sıcaklığıyla, meslektaşlarının belleğinde çalışkanlığıyla, köyün tarihinde ise yarım kalmış bir umut olarak yaşamaya devam eder.

Ve çocuklar...
Öğretmenlerin kucağında, ellerinde, yanlarında duran bu küçük bedenler, Köşektaş’ın geleceğidir. Onların varlığı, öğretmenliğin yalnızca bilgi aktarmak değil, bir topluluğu büyütmek, bir köyü ayakta tutmak olduğunu hatırlatır.

Arka plandaki ağaçlar, açık alan, kırsal peyzaj — tümü, bu öğretmenlerin çalıştığı koşulları görünür kılar. Büyük kentlerin kalabalığından uzak, imkânların sınırlı olduğu bir yerde eğitim zorlu bir mücadeledir. Bu fotograf, o mücadelenin kanıtıdır.

Bugün bu kareye baktığımızda yalnızca geçmişi hatırlamıyoruz. Aynı zamanda bir borcu da hatırlıyoruz:
Köşektaş’ın öğretmenlerine duyduğumuz vefa borcunu.

Yahya Doğan’ın ömrünü adadığı sınıflar, Elmas Yavuz ve İbrahim Özdoğan’ın sabırla sürdürdüğü emek, köyün her hanesine dokunan bir ışık olmuştur. Bu fotograf, o ışığın hiç sönmediğini, hâlâ köyün belleğinde parladığını gösterir.
Bu yazı, onların hatırasına bir saygı duruşudur.

kosektas.net, Köşektaş Köyü Bilgisunum Sayfası

Atanma ve Nakil Bilgileri:

🔘 Yahya Doğan
Köşektaşlı olan Yahya Doğan, 1941 yılında Köşektaş Köyü İlkokulu’na eğitmen olarak atanmıştır. Aynı okulda 36 yıl boyunca aralıksız görev yapmış, 1977 yılında 65 yaşında yaş haddinden emekli olmuştur. 1941’den 1977’ye kadar birinci sınıfa başlayan her öğrenci onun eğitiminden geçmiştir. 1996 yılında, 84 yaşında vefat etmiştir.

🔘 Elmas Yavuz
Hacıbektaşlıdır. 1968 yılında Köşektaş Köyü İlkokulu’nda göreve başlamış, 1981 yılında görevinden ayrılmıştır.

🔘 İbrahim Özdoğan
Köşektaşlıdır. 1971 yılında göreve başlamış, on yıl kesintisiz çalıştıktan sonra hastalığı nedeniyle 1981 yılında görevinden ayrılmak zorunda kalmıştır.

Atanma ve nakil bilgileri: Sinan Uçar