• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/Facebook
  • https://www.twitter.com/Twitter

DÜĞÜN GELENEĞİMİZ

Sabiha ÖZSOY

 

 


Fotograf: Özcan Antike

Geleneksel olarak yapılan  düğünler ülkemizde bölgeden bölgeye, ilden ile hatta yakın mesafedeki  köyden köye bile değişmektedir. kültür etkileşiminden kaynaklanan bazı benzerlikler olsa da bariz farklılıklar vardır.

Bizim köyümüz çevresiyle etkileşimi oldukça fazla olan bir köydür. Bu etkileşimden  dolayı  yeniliklere açık, hareketli bir yapıya sahiptir. Dolaysıyla bazı  kökleşmiş gelenekler dışında  çeşitli gelenekler değişikliğe uğramıştır. Geleneksel olarak yapılan düğünlerimiz de eskiye göre değişikliğe uğramıştır. Bu değişmelerin nedeni yukarıda da bahsettiğim gibi  kültür etkileşimidir.

Fotograf l Özcan Antike l Kel Köçekli Bir Düğün Görüntüsü
Bu sahne, sadece bir düğün eğlencesi değil; köyün ortak hafızasında yer eden, yıllar geçse de anlatılan, “o yılların neşesi” diye hatırlanan bir anın donmuş hâli. Davulun sesi, toprak meydanın kokusu, insanların birbirine karışan sesleri ve Kel Köçek’in o kendine özgü oyunu... Hepsi, köyün belleğinde bir ritim gibi hâlâ çınlamaya devam ediyor.
kosektas.net

Köşektaş Köyü orta büyüklükte nezih bir yerleşim birimidir. Fazla büyük olmadığı için insanlar birbirini tanır. Kış aylarında köyün nüfusu azalır, yaz  aylarında ise artar. Bazı köylüler şehirdeki eğitim, sağlık, sosyal hizmetler gibi olanaklardan  faydalanmak için göç etmiştir. Ama köyle bağlantılarını koparmamışlardır. Uzun tatillerde ziyaretlerini yaparlar.



 Fotograf l Zeynep Güneş l Takı Merasimi Sonrası Halay

Köyümüzde düğünler genellikle yaz aylarında yapılır. Özellikle temmuz ayı düğün ayıdır. Çünkü köyün nüfusu  en üst noktasına ulaşır. Düğünler genellikle Cuma günü  başlar  ve üç gün sürer. Düğünlerimizin geleneksel çalgısı davul ve  zurnadır. Düğün için günler önce  hazırlıklar yapılır. Geleneksek yemekler hazırlanır. Köy halkına yetecek kadar çok yemek yapılır. Günümüzde ise  bu  gelenek pek uygulanmamaktadır. Yemekler nelerden oluşur  derseniz; etli bulgur pilavı, köfte, yaprak sarması, dolma, mantı, şerbet, baklava  gibi.... Şimdilerde ise kolaylık sağlayan yönü düşünülerek  kıymalı pide yaptırılmaktadır.


Fotograf l Özcan Antike l Düğün Seyreden Bir Grup İnsan

Yemek hazırlıkları bittikten sonra, Cuma günü Cuma namazının ardından düğün başlar. Namazdan çıkan köy halkı erkek evine gider. Bayrağın altında kurban kesildikten sonra düğün duası yapılır. Bayrak, herkesin görebilmesi için erkek evinin çatısına dikilir. Davul çalmaya başlar ve önceden hazırlanan yemekler köy halkına ikram edilir.

Erkek evine köyün genç kızları ve delikanlıları toplanır. Gelin ve damadın yakınlarıyla birlikte gençler, köyü dolaşarak halkı düğüne davet ederler. Köy halkına “okuntu” adı verilen fıstık ve şeker dağıtılır.

Cuma gecesi bütün köy halkı düğün evinde toplanır. Kadınıyla erkeğiyle herkes, davul zurna eşliğinde gece geç saatlere kadar eğlenir. 

Düğünlerimizin ikinci günü daha yoğun geçer. Bu günde deve donatılır ve ikindi vaktinde gündüz kınası yakılır. Gündüz kınası için erkek evi deve donatır.


  Fotograf l Celalettin Ölgün l Deve Oyunu


Deve donatmada gerçek bir deve söz konusu değildir. Tamamen düzmece, bir tür oyun niteliği taşıyan bir gelenektir. Bütün düğünlerde kullanılan bir deve başı bulunur. Deve başının kulakları tahta kaşıklardan, gözleri ise aynadan yapılır. Rivayete göre gözlerin aynadan yapılmasının nedeni, nazarı geri yansıtmasıdır.

Erkek evinde bu hazırlıklar yapılırken, kız evinde tatlı bir telaş vardır. Gelin, yakın bir arkadaşı ya da akrabasının evine götürülür. Orada gelin başı yıkanır ve gündüz kınası için hazırlanır. Erkek tarafı, donattığı deveyi alıp gelin başının yıkandığı eve gider. Gündüz kınası burada yakılır. Kınadan sonra gelin, erkek tarafıyla birlikte kız evine götürülür ve takı merasimi yapılır. Herkes bütçesine göre bir şeyler takar.

Erkek tarafı kınayı yaktıktan sonra evine döner. Kız tarafı ise gece yapılan eğlencelere katılmaz; kendi düzenledikleri kına gecesinde eğlenirler.

 

 Fotograf l Celalettin Ölgün
Köşektaş düğünlerinin renkli simaları Kel Köçek ile Kelik Derviş yanyana ve kolkolalar..

Erkek tarafı, gece kınası için yeniden kız evine gider. Gelin bir sandalyeye oturtulur ve etrafında bir çember oluşturulur. Kına gecesinde türküler söylenir, gelin duygulandırılarak ağlatılır. Kaynana gelinin kınasını yakar ve gelinin avucuna kına altını (Cumhuriyet altını) koyar. Gelinin arkadaşları da kendi aralarında kına gecesi yapar; ardından tef çalıp hem eğlenir hem ağlarlar.

Pazar günü düğünün son günüdür. Gelin arabası süslenir ve diğer arabalarla birlikte gelin almaya gidilir. Kız evi için bu son gün oldukça zorludur. Kız tarafı gelinin çeyizini hazırlar; erkek tarafından sandık parası istenip çeyizler gönderilir. Erkek tarafı gelini almak için öğle vakti kız evine gider. Elbette gelin hemen çıkarılmaz; kız evi yüklü miktarda kapı parası ister. Gelinin erkek kardeşi ya da babası gelin kuşağını bağlar. Gelin, yakınlarıyla vedalaştıktan sonra alkışlarla gelin arabasına bindirilir. Bu an, kız evinin en hüzünlü zamanıdır. Gelin arabası hareket ederken arkasından su dolu bir çömlek kırılır.

Fotograf l Zeynep Güneş l Takı Merasimi İçin Toplanmış Bir Grup İnsan

Eskiden, gelin erkek evine getirildiğinde kaynana ile kayınbabanın güreş tuttuğu söylenirdi. Bu gelenek günümüzde artık uygulanmamaktadır.

Üç gün süren, yorucu ama bir o kadar da eğlenceli Köşektaş düğünlerini sizlere anlatmaya çalıştım. Düğünlerimizin amacı yalnızca iki kişinin evlendiğini duyurmak değildir. Düğünler, köy halkı arasında birlik duygusunu güçlendirir, mutlulukların paylaşılmasına vesile olur. Ayrıca genç kızlar ile delikanlıların birbirlerini görüp beğenmelerine de imkân sağlar.

Ne yazık ki kültürel yozlaşma, teknolojik gelişmeler ve yaşam biçimlerinin değişmesi gibi nedenlerle bazı geleneklerimiz yavaş yavaş kaybolmaktadır. Umarım düğünlerimiz, uzun yıllar boyunca büyük değişikliklere uğramadan yaşatılmaya devam eder.

 

 

 


Köşektaş Köyü Bilgisunum Sayfası'nda yer alan metin, resim, fotograf gibi tüm içeriklerin hakları asıl sahiplerine aittir! Söz konusu bu içerikler, sahiplerinin rızası olmadan, matbu ya da dijital, başka ortamlarda kullanılamaz!


0 Yorum - Yorum Yaz
Elif Eralp

Herkes için bir Berlin hayal ediyorum” sloganıyla öne çıkan Elif Eralp, Sol Parti’nin Berlin’de yükselen ve geniş kitlelere ulaşan siyasetçilerinden biri. 1981’de Münih’te doğan Eralp’in ailesi, 1980 darbesi sonrası Türkiye’den ayrılarak Almanya’ya yerleşti. Dortmund ve Hamburg’da büyüyen Eralp, hukuk eğitimi aldı ve adliyede stajını tamamladı.

2017’de Sol Parti’ye katıldı ve göçmen kökenli insanların sesini duyurmak amacıyla “Migrantische Linke/Links Kanax” adlı çalışma grubunu kurdu. Kısa süre içinde Berlin Eyalet Parlamentosu’na girerek parti içinde etkisini artırdı. 2025’te Berlin Sol Partisi’nin başkan yardımcısı oldu; 2026 seçimleri için de baş aday gösterildi.

Berlin seçimlerinde Sol Parti, tarihinin en güçlü sonuçlarından birini alarak oyların %25,7’sini elde etti. Bu sonuç, Elif Eralp’i Berlin’in en etkili siyasi figürlerinden biri hâline getirdi ve onu belediye başkanlığı için ciddi bir aday konumuna taşıdı. Parti, bu başarıyla birlikte Berlin siyasetinde belirleyici bir rol üstlenme fırsatı yakaladı.

Eralp, göreve gelmesi hâlinde özellikle şu konulara odaklanacağını vurguluyor:

  • Kira kriziyle mücadele: Berlin’in en büyük sosyal sorunu olarak gördüğü kira artışlarının düzenlenmesi ve daha fazla sosyal konut inşa edilmesi.

  • Toplu konut politikaları: Büyük konut şirketlerinin kamusal denetime açılması ve kamulaştırma tartışmalarının sürdürülmesi.

  • Ulaşımın erişilebilirliği: Otobüs ve metro ücretlerinin düşürülmesi, toplu taşımanın daha uygun hâle getirilmesi.

  • Toplumsal kapsayıcılık: Göçmenlerin, mültecilerin ve farklı kültürel toplulukların şehir yaşamında daha görünür ve eşit bir konuma gelmesi.

Son yıllarda üye sayısını 7.000’den 19.000’e çıkaran Sol Parti’nin bu ivmesini sürdürebilmesi için Eralp’in, olası koalisyon görüşmelerinde tabanını zor kararlar konusunda ikna etmesi gerekecek.

Sonntagsblatt