Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam307
Toplam Ziyaret828894
Zeynep Uçar

Resim (*)
Zeynep Uçar’ın Muhtar Vekilliği
Seferberlik Yıllarında Kadın Emeği


Emperyalist işgale karşı ülkenin tüm güç ve kaynaklarının seferber edildiği yıllarda, Köşektaş Köyü’nde Zeynep Uçar bir süre muhtar vekilliği görevini üstlenmiştir¹. Bu görevlendirmenin hemen ardından ilan edilen genel seferberlik kapsamında, muhtar vekili olarak Zeynep Uçar, cepheye çağrılan yükümlülere Ulukışla’ya kadar eşlik etmiş; onların birliklerine güvenli biçimde ulaşmalarını sağlamıştır. Köşektaş’a Sarılar’dan gelen Zeynep Uçar, Hasan Hüseyin Uçar’ın babaannesidir².

Küçük yaşta yetim kalan Ahmet Çavuş (Uçar), Zeynep Uçar tarafından büyütülmüş; böylece aile içi dayanışmanın ve kadın emeğinin kuşaklar arası aktarımında önemli bir rol üstlenmiştir³.

Savaş, Yokluk ve Milli Mücadele Yılları; Kadınların Kamusal Alana Çıkışı

Ülkenin varoluş mücadelesi verdiği bu dönemde, erkek nüfusun büyük bölümü cepheye gitmiş; bu durum yerleşim birimlerinde idari boşlukların oluşmasına yol açmıştır. Bu boşluk çoğu zaman kadınlar tarafından doldurulmuş, ancak kadınların bu süreçteki katkıları ne resmi kayıtlara ne de toplumsal hafızaya yeterince yansımıştır.

Ayrıca, Milli Mücadele yıllarında kırsal bölgelerde kadınların kamusal görevler üstlenmesi son derece nadirdir. Kadınlar çoğunlukla ev içi sorumluluklar, yaşlı ve çocuk bakımı, tarımsal üretimin devamı ve geride kalanların ihtiyaçlarının karşılanmasıyla meşgul olurken; idari bir görevi üstlenmek ise istisnai bir durumdur.

Savaşın kırsal bölgelerdeki kadınları, cepheye yiyecek-mühimmat taşıyan, cephe gerisini ayakta tutan, erkeklerin yokluğunda tarlaları işleyip evlerini savunan kahramanlar olarak tasvir edilir⁴.

Zeynep Uçar’ın muhtar vekilliği, bu açıdan bakıldığında, savaş yıllarında kadınların üstlendiği sorumluluğun somut ve değerli bir örneğidir.

Cepheye Giden Yükümlülere Eşlik Etmesi: Sıradan Bir Görev Değil

Zeynep Uçar’ın yükümlülere Ulukışla’ya kadar eşlik etmesi, dönemin koşulları göz önüne alındığında olağanüstü bir cesaret örneğidir. Yolculuklar güvenli değildir; ulaşım imkânları sınırlıdır; kadınların tek başına uzun mesafe yolculuk yapması alışılmış bir durum değildir. Ortam gergin, belirsiz ve tehlikelidir⁵.

Bu nedenle Zeynep Uçar’ın böylesi riskli ve özveri gerektiren bir görevi üstlenmiş olması, yalnızca bireysel cesaretin değil, aynı zamanda güçlü bir toplumsal sorumluluk bilincinin de göstergesidir.

Toplumsal Hafızada Kadınların Yeri

Zeynep Uçar’ın hikâyesi, köy tarihinin çoğu zaman gölgede kalan kadın unsurunu görünür kılar. Bu tür anlatılar, yalnızca bireysel bir hatırayı değil; kadınların savaş yıllarında taşıdığı yükü, toplumsal dayanışmayı ve kadın emeğinin tarihsel sürekliliğini de ortaya koyar. Bugünden bakıldığında, onun üstlendiği sorumluluk, kadınların tarih boyunca çoğu zaman görünmez kılınan kahramanlıklarının bir yansımasıdır. Yaptıkları resmi belgelere geçmemiş olsa da köyün hafızasında ve aile anlatılarında yaşamaya devam etmektedir. Bu nedenle Zeynep Uçar’ın hikâyesi, yalnızca bir aile anlatısı değil; Köşektaş’ın toplumsal belleğinde yer alması gereken tarihsel bir tanıklıktır.

Resim (*): Zeynep Uçar’ın fotoğrafına ulaşamadığımız için metni telif hakkı bulunmayan yukarıdaki resimle yayımlamayı uygun gördük.

kosektas.net, Köşektaş Köyü Bilgisunum Sayfası

Dipnotlar

1. Celalettin Ölgün, sözlü aktarım, 2024.
2. Bülent Uçar, aile anlatısı, 2025.
3. Leyla Uçar Bayazıt, aile bilgisi, 2025.
4. Turgut Özakman, Şu Çılgın Türkler, (Bilgi Yayınevi). Turgut Özakman, Milli Mücadele dönemindeki kırsal kesim kadınlarının cephe gerisindeki fedakârlıklarını “Şu Çılgın Türkler” adlı kitabının büyük bölümünde anlatır.

İsteyen kitabın PDF sürümüne buradan:ulaşabilir.

5. Erik Jan Zürcher, Modernleşen Türkiye’nin Tarihi, Savaş ve Seferberlik Bölümleri.

Anasayfa

www.kosektas.net



Musa Kâzım Yalım l Hastayım Yaşıyorum Gözrünmez Hayâliyle
Hicaz Şarkı l Beste ve Güfte: Udi Hrant Kenkiloğlu

Musa Kâzım Yalım, ömrünü utun tınısına ve şarkının büyüsüne adamış bir musiki sevdalısıydı. Utu eline aldığı anda etrafındaki dünya yavaşlar, sesi ve nefesiyle birleşen teller adeta başka bir âleme kapı aralardı. Onun için ut çalmak bir boş zaman uğraşı değil, hayatın kendisiydi; her notada bir hatıra, her nağmede bir ömür saklıydı.

kosektas.net

KÖŞEKTAŞ KÖYÜNDEKİ İBRAMLAR GÜZERGÂHI

Bu yazı, vaktiyle Kâzım Çavuş (Dündar)’un tesbit ettiği ve Necaşi Güneş’in “İbramlar Güzergâhı” olarak adlandırdığı Köşektaş Köyündeki yerleşim hattını, aynı adı taşıyan bireylerin oluşturduğu mekânsal kümelenme üzerinden incelemektedir. Güzergâh, yalnızca bir yerleşim dizilimi değil; isim verme pratiklerinin, soy devam ettirme geleneklerinin ve lakap kültürünün mekânda görünür hâle geldiği bir toplumsal hafıza alanıdır. Bu bağlamda çalışma, güzergâhın kültürel anlamını Maurice Halbwachs’ın ortak hafıza kuramı, Pierre Nora’nın hafıza mekânları yaklaşımı, Jack Goody’un akrabalık çalışmaları ve Erving Goffman’ın kimlik sunumu kavramı çerçevesinde değerlendirmektedir.

KOSEKTAS.NET

Köşektaş Köyündeki İbramlar Güzergâhı l 28 Ocak 2026

İsim Yoğunlaşması, Soy Sürekliliği ve Lakap Kültürü Üzerine Bir İnceleme

Kırsal topluluklarda belirli isimlerin belirli mekânsal hatlarda yoğunlaşması, toplumsal örgütlenmenin önemli göstergelerindendir. Köşektaş’taki “İbramlar Güzergâhı”, aynı adı taşıyan bireylerin kuşaklar boyunca aynı hatta yaşamayı sürdürmesiyle dikkat çeker; bu durum hem soy sürekliliğinin hem de isim verme geleneğinin mekânsal bir izini oluşturur.

Teorik Çerçeve l Ortak Hafıza ve İsim Yoğunlaşması

Maurice Halbwachs, hafızanın toplumsal çerçeveler içinde şekillendiğini belirtir¹. Aynı ismin belirli bir hatta yoğunlaşması, topluluğun hafızasında sabit bir referans noktası yaratır; “İbramlar Güzergâhı” bu anlamda bir hafıza odağıdır.

Hafıza Mekânları ve Sembolik Hatlar

Pierre Nora’nın “hafıza mekânları” kavramı, geçmişin belirli sembolik odaklarda yoğunlaşmasını açıklar². Köşektaş örneğinde bu odak, bir yapıdan ziyade, aynı adı taşıyan bireylerin oluşturduğu bir yerleşim hattıdır.

Soy Devam Ettirme ve İsim Verme Gelenekleri

Jack Goody’un akrabalık çalışmaları, soyun kuşaklar boyunca nasıl sürdürüldüğünü ve isimlerin bu süreçteki rolünü ortaya koyar³. Köşektaş’ta “İbrahim” adının kuşaklar boyunca tekrar edilmesi, soyun görünürlüğünü artıran bir kültürel pratik olarak öne çıkar.

Lakap Kültürü ve Kimlik Ayrıştırma

Erving Goffman’ın kimlik sunumu kavramıyla ilişkilendirilebilecek lakaplar, aynı ismi taşıyan bireylerin ayırt edilmesini sağlar⁴. Bu lakaplar, güzergâhın içsel düzenini kuran önemli kimlik belirleyicileridir.

İbramlar Güzergâhının Tarihsel ve Kültürel Arka Planı

“İbram” adı, Anadolu’da “İbrahim” isminin halk arasındaki kısaltılmış biçimidir. İbrahim’in İslam kültüründeki merkezi konumu, bu ismin kuşaklar boyunca tercih edilmesini açıklar. Köşektaş’ta bu ismin aynı güzergâh üzerinde yoğunlaşması, hem dini-kültürel bağlılıkların hem de yerel isim verme geleneklerinin bir yansımasıdır. Böylece güzergâh, zamanla bir yerleşim hattı olmanın ötesine geçerek bir ismin mekânsal hafızasına dönüşmüştür.

Aynı Adı Taşıyan Bireylerin Aynı Hat Üzerinde Kümelenmesi

Güzergâhın en belirgin özelliği, aynı adı taşıyan bireylerin oluşturduğu mekânsal yoğunluktur. Bu yoğunluk, köy halkının hafızasında “İbramlar Güzergâhı” adının yerleşmesinin temel nedenidir.

Soy Devam Ettirme Geleneği

Aynı ismin kuşaklar boyunca tekrar edilmesi, ailelerin soy sürekliliğini vurgulama biçimidir. Her yeni “İbram”, güzergâhın hafızasına eklenen yeni bir katman olarak görülür⁵; çünkü isim verme geleneği dededen toruna aktarılan bir süreklilik anlayışına dayanır.

Lakapların Güzergâh İçindeki Düzenleyici Rolü

Aynı ismin tekrarlandığı bir hatta lakaplar, kimlik ayrıştırmanın temel aracıdır:

• Sol İbram: Fiziksel özellik üzerinden tanımlanan bir kimlik.
• Aşçı İbram: Mesleğiyle özdeşleşmiş bir şahsiyet.
• Sohununoğlu İbram: Soy bağı üzerinden kurulan bir kimlik kategorisi.
• Tahavit İbram: Soy bağı üzerinden devam ettirilen bir lakap verme geleneği⁶.

Bu lakaplar, bireyleri hem ayırt eder hem de toplumsal hafızada konumlandırır.

Güzergâhın Toplumsal Hafızadaki Yeri

Güzergâh, geçmişin izlerini taşıyan bir hafıza mekânıdır. Her isim bir yaşam öyküsünü; her ev bir aile tarihini; her lakap bir toplumsal rolü temsil eder. Bu nedenle güzergâh, bireysel hatıraların ötesine geçerek ortak hafızanın taşıyıcısına dönüşür ve mekâna, kişisel deneyimlerin toplamından daha geniş bir anlam kazandırır.

İbramlar Güzergâhı’nın sosyolojik önemi, aynı ismin aynı mekânsal hatta yoğunlaşmasında yatar. Bu yoğunlaşma, topluluğun kimlik üretim biçimlerini, soy sürekliliğini ve hafıza inşasını görünür kılar. Güzergâh, bir isim tekrarının ötesinde, Köşektaş’ın sosyal yapısını anlamak için önemli bir antropolojik örnektir. İsim verme pratikleri, soy devam ettirme gelenekleri ve lakap kültürü bu hatta somutlaşmış bir kültürel bütünlük üretmektedir. Bu nedenle güzergâhın belgelenmesi, gelecek kuşaklara bilgi aktarma açısından büyük önem taşır.

Dipnotlar

1. Maurice Halbwachs, On Collective Memory (1992).
2. Pierre Nora, Between Memory and History: Representations 26 (1989): 7–24.
3. Jack Goody, Production and Reproduction (1976).
4. Erving Goffman, The Presentation of Self in Everyday Life (1959).
5. Celalettin Ölgün, Aile İçi İsim Verme Geleneği Üzerine Notlar, 2026.
6. Celalettin Ölgün, Köy Hafızasında Lakap Kültürü: “Takavüt” Örneği, 2026.

➡️ Kaynakların İlgili Bölüm/Sayfa Bilgileri

Aşağıdaki sıralama, metindeki dört temel kaynağın PDF veya basılı sürümlerdeki ilgili bölümlerini göstermektedir.

1. Maurice Halbwachs – On Collective Memory (1992)
İlgili bölüm: The Social Frameworks of Memory, Sayfa aralığı: pp. 37–40.
Bu bölüm, hafızanın toplumsal çerçeveler içinde nasıl şekillendiğini tartışıyor ve metindeki “hafızanın toplumsal çerçeveler içinde şekillendiği” ifadesiyle doğrudan ilişkilidir.

2. Pierre Nora – “Between Memory and History” (1989)
Yayın: Representations, No. 26
Sayfa aralığı: pp. 7–24.
Makalenin tamamı hafıza mekânları kavramını açıklıyor; özellikle giriş bölümü (pp. 7–12) “hafıza mekânları”nın tanımını kapsıyor.

3. Jack Goody – Production and Reproduction (1976)
İlgili bölüm: Introduction ve Chapters 1–2.
Sayfa aralığı: pp. 1–25.
Bu bölümler, soyun devamı, aile yapıları ve kuşaklar arası aktarımın toplumsal örgütlenmedeki rolünü ele alıyor.

4. Erving Goffman – The Presentation of Self in Everyday Life (1959).
İlgili bölüm: Introduction ve Chapter 1: Performances, Sayfa aralığı: pp. 1–30.
Bu kısım, kimlik sunumu, toplumsal etkileşim ve bireylerin kendilerini nasıl görünür kıldıkları üzerine temel çerçeveyi sunuyor.

5. Celalettin Ölgün (27.01.2026). Bizde çocuklara genellikle dedelerinin adı verilir. Benim torunumun adı da bu geleneğe uygun olarak Celalettin. Babam İbrahim’e ise hem dedesinin adı hem de onun lakabı aktarılmış.

6. Celalettin Ölgün (27.01.2026). İbrahim dedemiz askerlikte sakatlanmış ve bu nedenle çürüğe çıkarılarak terhis edilmiş. Köyü Kızılağıl’a döndüğünde “Takavüt oldum” demiş. O yıllarda bu kelime pek yaygın olmadığı için dikkat çekmiş olmalı. Böylece “takavüt” sözü dedeme lakap olarak yapışmış; daha sonra da babama, adıyla birlikte bu lakap olduğu gibi aktarılmış.

Bu bilgiler, yapılan atıfların doğruluğunu güçlendirmek ve çalışmanın metodolojik şeffaflığını artırmak açısından önem taşımaktadırlar!

kosektas.net, Köşektaş Köyü Bilgisunum Sayfası l 28 Ocak 2026


Köşektaş Köyü Bilgisunum Sayfası'nda yer alan metin, resim, fotograf gibi tüm içeriklerin hakları asıl sahiplerine aittir! Söz konusu bu içerikler, sahiplerinin rızası olmadan, matbu ya da dijital, başka ortamlarda kullanılamaz!

kosektas.net, Köşektaş Köyü Bilgisunum Sayfası


www.kosektas.net| www.kosektas.com l İletişim: kosektas@kosektas.com

 Son Güncelleme: 28 Ocak 2026
İbramlar Güzergâhı

Köşektaş’ta İbramlar Güzergâhı
Bir ismin, bir hattın hikâyesi

Köşektaş’ın taşlı yollarından biri, bir topluluğun sessiz tanığıdır: Aynı adı taşıyan bir dizi insanın aynı güzergâhta yaşamış olması, belki çevrede bir ilk, belki bir rastlantı, belki de rastlantının ötesine geçen, köy kültürünün kendiliğinden oluşmuş bir mirasıdır.

Bu güzergâh, yıllar boyunca yalnızca ayak izlerini değil; sohbetleri, dayanışmaları, kederleri ve sevinçleri de taşımıştır. Bu güzergâh, yalnızca bir yol değil; bir soyun, bir geleneğin, bir köy hafızasının katman katman birikmiş izlerini barındırır. “İbram” adı, bu hatta yankılanan seslerin, kapı önlerinde edilen sohbetlerin, harman yerinde paylaşılan ekmeğin ve komşuluk hukukunun ortak paydasıdır. Aynı adı taşıyan bu insanlar, birbirlerinden bağımsız hayatlar sürseler de, isimleriyle bu hattın dokusuna işlenmişlerdir.

İbramlar Güzergâhı Üzerindeki İsimler

Her biri kendi hikâyesiyle, lakabıyla, ailesiyle ve yaşanmışlıklarıyla bu hattın bir parçası olmuş; kimi bir anısıyla, kimi bir sözüyle, kimi de sessizliğiyle hafızalarda yer etmiştir:

• Kör İbram (Sol Koca) – hattın en yaşlısı; yılların bilgeliğini taşıyan.
• Sohununoğlu İbram – bir soyun devamı; babasının adıyla anılan.
• Tahavit İbram – uzak diyarlardan gelip bu hatta yerleşen; adıyla farklılık taşıyan.
• Aşçı İbram – aşçılığıyla hatırlanan, yemeklerin lezzet ustası.
• Hacıhasanınoğlu İbram – bir soyun devamı; babasının adıyla yaşayan.
• İlle İbram – kararlılığıyla bilinen; sözünden dönmeyen.
• Topal İbram (Hacı Ethem) – bedeniyle değil, yüreğiyle yürüyen; direnciyle anılan.
• Süleyman’ın İbram – babasının gölgesinde büyüyen; aile bağlarıyla tanınan.
• Hacı Hakkı’nın İbram – bir soyun devamı; babasının adıyla anılan bir başka halka.
• Gülü’nün Halibram – annesinin adıyla anılan.
• Omarça’nın Zekiye’nin İbram – iki kuşağın izini taşıyan; aile hafızasının yürüyen parçası.
• Yaab’ın İbram – sessizliğiyle, derinliğiyle hatırlanan; az konuşup çok dinleyen.
• Çakmak’ın İbram – hattın en genç karakteri; geleceğe dair umudu temsil eden.
• Hacıbekir’in Yusuf’un İbram – üç kuşağın birleştiği bir isim; soy zincirinin güçlü halkası.
• Şakir’in İbram – hattaki son şahsiyet; iyilikseverliğiyle, yardımseverliğiyle bilinen.

Bu isimler, bir araya geldiklerinde yalnızca bir liste oluşturmaz; bir köyün sosyal dokusunu, komşuluk ilişkilerini, lakap kültürünü ve hafızasını görünür kılar.

Tesbit ve Nakil

Bu isimler, yalnızca bir kayıt değil; bir hattın belleği, bir köyün kendi kendini anlatma biçimidir.

Tesbit eden: Kazım Çavuş
Genişleten ve nakleden: Necaşi Güneş

Onların dikkatli gözlemi ve titiz aktarımı sayesinde, bu güzergâh artık yalnızca bir yol değil; geçmişi bugüne taşıyan bir anlatı, bir topluluk hafızası, bir kültürel izlek hâline gelmiştir.

kosektas.net, Köşektaş Köyü Bilgisunum Sayfası