------------------------------------------------------------------------------------------------------------
İbrahim Çöl
Derleyip - Sunan
Cumhur Uçar
------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Yukarıdaki fotografı gönderen Fethiye (Taşkıran) Çöl hanımefendi ile aşağıdaki çalışmayı gönderen Cumhur Uçar beyefendiye teşekkür ederiz!
kosektas.net
------------------------------------------------------------------------------------------------------------
İbrahim Çöl, 1912 yılında Köşektaş Köyü’nde doğar. Ana adı Sultan, baba adı Osman’dır. Ailenin dört erkek çocuğundan en sonuncusudur.
Çocukluğu köyde bağ, bahçe ve tarla işlerinde çalışmakla geçer. 16 yaşına geldiğinde; o yıllarda ilçemiz olan Avanos’a gider ve varsıl bir ailenin evinde çiftçi (hizmetkar)olarak çalışmaya başlar. Aynı evde birkaç yıl çalıştıktan sonra, aile fertlerini daha yakından tanıma fırsatı bulur. Ailenin nişanlı bir kızı vardır. Kızın nişanlısı işlemiş olduğu bir cinayetten ötürü yirmi beş yıl hüküm giymiştir ve hapis yatmaktadır. İbrahim Çöl’ün gönlü bu nişanlı kıza düşer. Sevdasını fazla saklayamaz. İbrahim Çöl’ün kendisine karşılıksız aşık olan başka bir komşu kızı daha vardır. İbrahim Çöl’e olan sevgisinin karşılığını alamadığı için şaşkına dönen bu komşu kızı, İbrahim Çöl’le kızının arasında olan ilişkiyi evin sahibine duyurur ve İbrahim Çöl’ün evden kovulmasını sağlar. Köyüne dönmekten başka çaresi kalmayan İbrahim Çöl: “O anı, yıllar sonra, gözlerimi kapayarak, Avanos’tan köye kadar yürüdüm ve yeniden yaşadım. Efkarlandım, ateşlendim, dağlandım. Gözlerimi açtığımda kendimi Köşektaş’ın girişindeki mezarlığın yanında buldum.” diye anlatacaktır.
Hayal aleminde geçen bu yolculuğunda İbrahim Çöl, duygularını şu dizelerle dile getirmiştir.
Kara kıştır Avanos’un zeynatı,
Düşmana uğrasın verem illeti,
Bize derler Çöloğlunun milleti
Takar kaynağıma alır kaçarım.
Er sabah, er sabah düştüm yollara,
Selam verdim açılan tüm güllere
Burnumu tutsam da esen yellere,
Gelir mi ola nazlı yarin kokusu?
Irmak kenarında yayılan kazlar,
Seyrana çıkmışlar gelinler kızlar,
Muhanet hapisin yolunu gözler,
Takar kaynağıma alır kaçarım.
Elleri testili suya gidenler,
Bahçede koydum da güllü fidanlar,
Elleri kitaplı dua edenler,
Bizim derde çare yok mu hocalar?
Avanod dedikleri küçük kasaba,
Gün inerken otururlar hesaba,
Sana diyom sana sevdiğim güzel,
Kavlimizi düşmanlara desene.
Ziyarete çıktım ırmak parılar,
Böyle olursa bizim işler geriler,
Size diyom size delikanlılar,
Takar kaynağıma alır kaçarım.
Aşeri de deli gönül aşeri,
Ah çektikçe ala gözler yaşarır,
Bir gece misafir olsam yaylanda,
Çağırsam da çıkar mola dışarı?
Köye geldikten sonra da, şiirlerinde, sohbetlerinde Avanos’taki yaylalardan çok sık bahseden İbrahim Çöl, hayatının geri kalan kısmında “Yaylacı” olarak anılır.
Karacaoğlan misali gördüğü her güzele aşık olan İbrahim Çöl, yıllar sonra Fadik adında bir komşu kızına gönlünü kaptırır. Acısını, sevdasını, hasretini çok yoğun yaşar ama savaştan yeni çıkmış bir ülkede genç olmak o kadar kolay değildir. Bütün Anadulu köylüsü gibi, o da, yoksulluğun pençesini her an ensesinde hissetmektedir. 1932 yılında, başlık parası kazanmak amacıyla, birkaç arkadaşıyla birlikte, İzmir’e doğru, yaya olarak yola çıkar. Günler süren yolculuktan sonra, İzmir’e varır. İzmir’de dört yıl kaldıktan sonra, köye dönme fırsatı bile bulamadan askere gider. Gurbet elde yanan aşk ateşine bir de sıla hasreti eklenen İbrahim Çöl, duygu ve düşüncelerini şu dizelerle dile getirir:
Yalan bu dünyanın ahiri yalan,
Dolan Fadiğim de çeşmayi dolan,
Olayıdım başı güllü bir yılan,
Akayıdım pencereyin telinden.
Göllüpınar ayağında gölün var,
Baş ucunda eğrim eğrim yolun var,
Kimisi gelir de kimisi gider,
Fadiğimin gönül eğler dili var.
Hoca’nın minaresi zeytinin dalı,
Eğrim eğrim olmuş sılanın yolu,
Arkadaşlar sılamıza gidelim,
Alalım Fadiği sığır güdelim.
Dinleyin ağalar tarif edeyim,
Gözde hayal hayal işi sılanın,
Yel estikçe gelir türlü kokusu,
Kayası, toprağı, taşı sılanın.
Gurbetlik, hasretlik ne yaman beter,
Andıkça sılayı efkarım artar,
Bahar aylarında bülbüller öter,
Köşektaş derler de adı sılanın.
Soyha Göllüpınar enginden akar,
Ayrılık derler de bağrımı yakar,
Gelin, kız karışmış çamaşır yıkar,
Köşektaş derler de adı sılanın.
Ancak yıllar sonra köyüne dönebilen İbrahim Çöl, çok acı bir haberle karşılaşır. Fadik, komşu köy Kayaaltı’dan birisiyle zorla evlendirildikten kısa bir süre sonra, üzüntüsünden hastalanmış ve ölmüştür. Bu acı haber üzerine İbrahim Çöl, duygu ve düşüncelerini şu dizelerle dile getirir:
Arzuladım Köşektaş’ın Köyü’nü,
Göremedim nazlı yarin boyunu,
Eğer Fadiğimden haber vermezsen,
Ortaçeşme içmem senin suyunu.
“Ortaçeşme”, Fadik’le, kendi evlerinin arasındaki çeşmenin adıdır.
Fadik henüz ölmeden önce arkadaşlarından birisine: “Ben İbrahim’le evlenemedim. Bari siz evlenin!" diye tavsiyede bulunur.
Daha sonra, İbrahim Çöl, Tevriz adında birisiyle evlenir. Bu evlilikten beş çocukları olur. Daha sonraki hayatını çiftçilik yaparak sürdüren İbrahim Çöl, 1999 yılında, 87 yaşındayken aramızdan ayrılır. Kendisine Allah’tan rahmet diliyor, ruhu şad olsun diyoruz.
------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Anasayfa