BİR ARAYA GELMEK
Suavi CESUR
------------------------------------------------------------------------------------------------------------
On yıl kadar önce Hacıbektaş’ta bulunan arkadaşlarla bir araya geldiğimizde, köyümüzün güzelliklerinden, acı tatlı çocukluk anılarımızdan ve geleneklerimizden konuşurken, tatlı bir hayale dalarak, biraz da duygusallaşarak, ortak bir fikir çıkmıştı aramızdan.
Her yıl geleneksel hale getirmek kaydıyla, köyün dışında, suyun başında bir KÖŞEKTAŞ günü düzenleyelim demiştik. Tabi hemen bir durum değerlendirmesi yapmak gerekiyordu. Öncelikli konu: yurt içinde ve yurt dışında köyden dışarıda yaşayan insanlarımızın, yoğun bir şekilde köyde bulunduğu dönemi, mevsimi ayı göz önüne almamız gerekiyordu. Bizim dışımızda, yurt içinde ve yurt dışındaki iletişim kurduğumuz arkadaşlarla görüşerek, katılımın fazla olmasını sağlamak amacı ile yardımları istenmeliydi. Bu düşünce doğrultusunda Temmuz ayının ikinci pazarı, kutlama günü olarak belirlendi, bir çok arkadaşla iletişim kuruldu ve yardımcı olmaları istendi. Ama maalesef güvendiğimiz dağlara karlar yağdı, yardımcı olmalarını beklediğimiz arkadaşlar gereken ilgiyi göstermedi. Kararlaştırılan gün geldiğinde biz, 3-5 arkadaş ailelerimizle birlikte afırtlıktaki Memmet Ağa’nın çeşmesinin başında idik, bırakın yakın yerlerde olanları, köydeki beklenen ve bu organizasyonun içerisinde olanlar dahi katılmadı. Sonuç olarak büyük bir hayal kırıklığı ve moral bozukluğu yaşadık.
KÖŞEKTAŞLI olan ve hasretini çeken kim istemez Memmet Ağa’da olmayı, Karamıstafa’da, Sivri’de, Bağlık’da, Suvalgın’da, Kadıpınarı’nda, Çoraklık’da, Ahmetli’de ve de Döndarının Pınarı’nda (susuz ve kurumuş olsalarda) oturmayı, mangal yakarak defi gam yapmayı.
Önceki yıllarda Ünsal, Deniz, Lütfullah ya da Bayram yaz döneminde köye geldiklerinde zaman zaman buralarda olurduk. Bizim kuşaktan arkadaşlarla (Erol, Hasan, Hayati, Osman, Sabri, Harun, Selahattin, Yakup, Gürsel) bir araya gelerek, geçmişe yolculuk yapar anılarımızı tazelerdik. Yine böylesi güzel bir birliktelikten sonra, gecenin geç saatlerinde Hacıbektaş'a dönerken, Sabri arabayı ören tarlada durdurdu ve hepimiz aşağıya indik, dışarıda mükemmel bir yaz havası hâkim, Dolunay Bali Tepesi’nden birkaç metre yüksekte. İşte bu atmosfer bizi o kadar çok etkiledi ki; inanın yönümüzü köye döndük asfaltın üzerinde secde ettik. Hiçbir yerde Dolunayla bir yerleşim biriminin, birbirlerini bu denli bir güzellikte tamamlayamayacağının iddiasını yaptık. Tabi ki bu düşüncemizin ne kadarı doğru tartışılır ama bizim için, KÖŞEKTAŞLI olmanın güzel bir ifadesi olsa gerek.
Bu yıl Almanya’dan gelen arkadaşlardan Deniz, Ünsal ve Cemal Gürsel’in güzel organizasyonları ile Hacıbektaş'ın gözde piknik (mesire) alanı olan Dedebağ’da bir araya geldik.
Kadir ve Sinan’ın engin piknik kültürleri sayesinde, damak tadının doruğuna ulaştık. İsmail ve Hasan’ın adam söyletme sanatının yanında, gırgır ve esprileriyle gülmekten kırıldık. Altan’ı anlatmaya gerek var mı bilmiyorum ama, o da başlı başına bir Cumhuriyet.
Ben aslında alkolün olduğu ortamda siyaset yapılmasını sevmem ama, şöyle de bir gerçek var. Yediğimiz ekmeği, içtiğimiz suyu konuşmak da bir anlamda siyaset, üstelik masada Nuri (İsmaaloğlu), Ramazan ve Cemal varken ne mümkün. Fikirler öneriler eleştiriler tartışmalar vs. güzeldi hoştu, bir başka zamanda ve bir başka mekanda tekrar buluşmak dileği ile, herkese sevgiler selamlar.. Suavi Cesur...
------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Anasayfa