Deve Tellal İken, Pire Berber İken
Menmune Şen
_________________________________________________________________________________________
Bazen işin karnın yarıldığı sıralar, yapılacak işin ucundan tutacak birini bulamaz insan. Çoğu zaman; eline yaba verip tınaz attıracak, evraaç tutuşturup ekmek evirdecek, çamur kardırıp kümes yaptıracak kimseyi bulamazdım. Konu komşu, omuzuma çok biner, laf heyket edip, kakıç kakmak için fırsat kollardı.
Senenin birinde, kar kış kapıya dayanmadan, kış için ekmek yapayım dedim. Derdim, konunun komşunun, dostun düşmanın diline düşmeden, kışlık ekmeğimi hazır etmekti.
İşe bir gün önceden girişip, tüm hazırlıklarımı yaptım. Hilmi’ye akşam erken yatıp, sabah erken kalkmasını; ekmeği evirmesini tembihledim.
Sabah erkenden kalktım. Hamuru yoğurdum. Saçmayı sapı tandırın başına yığdım. Tandırı yakmadan varıp şu Hilmi’yi kaldırayım dedim. İçeri girdim ki, ne göreyim, yorgan dürülüce duruyor. Yer yarılmış, içine girmiş sanki, Hilmi yok.
Hiç beklemedim. Gidip tandırı yaktım. Başladım hamuru kendim açıp, kendim evirmeye. Daha bir döküm bile bitmeden, Salim’in Feriği Lale haber getirdi:
Hilmi ile Hacı, eski ilkokulun çatısından yakaladıkları iki telis torba dolusu güvercini, Lale’ye götürüp, kızartmasını istemişler. Lale, Hacı’ya, güvercinleri kızartacağını, ancak bir gün sonra, diğer kardeşleri ile birlikte yenmeleri koşuluyla. Hacı, analığının bu koşulunu çaresiz kabul etmiş. Hilmi ile Hacı, güvercinlerin tüylerini bir solukta yolmuşlar. Lale, soyulmuş güvercinleri kızartmış, bir tepsiye koymuş, üzerini örtmüş ve kısa bir süre için evden ayrılmış. Lale’nin evden ayrılışını fırsat bilen Hilmi ile Hacı, mutfağa girmişler, milangazı yakıp bir tas yağlamaç yapmışlar. Yağlamaçla birlikte kızarmış iki telis torba dolusu güvercini bir tane bile bırakmadan yemişler. Karınları doyduktan sonra ise, korktuklarından olacak kaçmışlar. Görenler, Hilmi ile Hacı’nın, Sarılar - Avanos istikametine doğru kaçtıklarını söylemişler.
O gün bu haberi aldıktan sonra, akşama dek; hem hamur açtım, hem evirdim, hem de aşağıdaki türküyü söyledim:
---------------------------------------------------------
Dürülü de şu Hilmi`nin yorganı,
Dağa doğru nasıl çıktın ermanı?
Avanos`ta savcılığa sormalı,
Hilmi`yi Hacı`yı görmediniz mi?
Gökteki güvercinler kanat açıyor,
Suçlandı Hilmi nereye kaçıyor?
Evdeki ziyana kıymet biçiyor,
Hilmi`yi Hacı`yı görmediniz mi?
Gittiğin yollar ne kadar dolamaç,
Pişti güvercinler oldu bulamaç,
Dibine etmiş koca tas yağlamaç,
Hilmi`yi Hacı`yı görmediniz mi?
-----------------------------------------------------------------------------------------------------------
Yaba: Harman savurmakta kullanılan, çatal biçiminde, tahtadan yapılmış tarım aracı.
Tınaz: Rüzgarda savrulmak için hazırlanan dövülmüş tahıl yığını.
Evraaç: (Halk Dili) Açılmış ekmeği döndürüp çevirerek pişirmek için kullanılan ağaçtan yapılmış bir gereç.
Evirmek: Döndürmek, çevirmek.
Saçma: (Halk Dili) Sap saman karışımı, tandırda ekmek pişirmek için kullanılan bir yakacak türü.
Tandır: Köylerde yere çukur kazılarak yapılan bir tür fırın.
Telis Torba: Bitkisel tellerden yapılmış, kaba örgülü büyük çuval.
Hilmi: Hilmi Şen ( Menmune Şen`in oğlu).
Hacı: Hacı Şen (Salim Şen`in oğlu).
Salim: Salim Şen.
Ferik: (Halk Dili) İlk eşin üzerine getirilen ikinci bir eş için kullanılan bir deyim.
Yağlamaç: (Halk Dili) Yukfa ekmeği yağda kızartarak yapılan bir yemek türü.
_________________________________________________________________________________________
Anasayfa