“EN ÇOK GÖZDEN UZAKTAKİ ÇOCUKLAR SÖMÜRÜLÜYOR”
Dr. E. Sabri Dündar
____________________________
UNICEF raporlarına göre her yıl iki milyon çocuğun fuhuş ticaretine sokulduğu, 5.7 milyon çocuğun köle olarak satıldığı, 1.2 milyon çocuğun insan ticaretine maruz kaldığı belirtilmektedir.
Doğum sonrasında nüfusa da kaydedilmeyen bu yoksul ülkelerin “GÖRÜNMEZ” çocuklarının en fazla yardıma ihtiyacı olan, en yoksul, istismar edilen ve sömürülen çocukları görmezden gelerek daha fazla ilerleme sağlanamayacağı vurgulanmaktadır ve 80 milyon “ÇOCUK GELİN” var denilmektedir.
Emniyet Genel Müdürlüğü verilerine göre Emniyet amiri Erkan YÜCESAN tarafından yapılan araştırmada son beş yılda çocuk suçlarında önemli artışlar görüldüğü kaydedilmiştir. Sözkonusu araştırmada 2000 yılında 12243 olan asayişe yönelik çocuk suçlarıyla ilgili olay sayısının 2005 yılının ilk 11 ayında 163867 ye yükseldiği, bu artışa paralel olarak yaş oranlarının gittikçe düştüğü, küçük yaşta bu ortamlara giren çocukların ileride birer suç makinasına dönüştüğü belirtilmektedir. Özellikle suç işletilen çocuklar seçiliriken ceza almayacak yaş aralığında olanlar seçilmektedir. ”Bu sayede çocuk ceza almazken tekrar yeni suçlarda kullanılabilmektedir” denilmiştir.
Çocukların karıştığı suçların türleri incelendiğinde hırsızlık, gasp, müessir fiil, adam öldürmek, dolandırıcılık, kundakçılık, yan kesicilik gibi suçların sıklıkla işlendiği vurgulanmıştır. Çocukları suça iten nedenler ise; aileden ve çevreden yeterli ilgi görememe, sevgi yoksunluğu, otoriter aile, yanlış eğitim, ekonomik sıkıntılar, ailelerin parçalanması, bazı gelenek ve görenekler, göç, dışlanmışlık psikolojisi, örnek alınan suçlu bireyler, televizyonda suç işlemenin ve mafyalaşmanın övülür hale getirilmesi gösterilebilir.
Uluslararası Hür Sendikalar Konfederasyonunun (CISL) Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla yayınladığı açıklamada çalışan kadınların oranının arttığı ancak dünyada yoksulluk içinde yaşayan insanların yüzde yetmişinin hala kadınlardan oluştuğu belirtilmiştir. Kadınların iş dünyasında sayıları giderek artan engele maruz kaldığı ve en iyi iş ve mevkilerin “ezici bir çoğunlukla erkeklere verildiği vurgulanmıştır.”
Kadınını ve çocuğunu sahiplenmeyen bir dünyanın onları sömürü ve istismara karşı savunmasız bırakacağı açıktır. Silahın, şiddetin, mafyalaşmanın göklere çıkarıldığı reyting rekorları kıran televizyon dizilerini hayranlıkla çocuğuyla birlikte seyreden sevgili anneler ve çocuklar daha da ne kadar seyredecekler kimbilir!
En iyi göbek atanın, en iyi gelinin ve damadın seçildiği anlamsız yarışma proğramlarıyla sadece cep telefonu şirketlerinin ve medya patronlarının kasalarının dolması sağlanmaktadır. Sonuçta bu tür yarışma proğramlarına katılıp acımasız çarkların arasında ezilen ve otel odalarında uyuşturucudan ölen insanların dramları bile tekrar medyatik malzeme olarak geri dönmekte insafsız kıyma makinasından gelen ve ezilen kemik ve sinirlerin çıtırtısı kulaklarımızı tırmalamaktadır. Çıkan kıymalar tekrar tekrar çekilmekte ve önümüze getirilmektedir. Kustuklarımız bize tekrar yedirilmektedir. ABD ve Avrupa da artık içinden çıkılmaz noktalara gelen uyuşturucu sorunu Batı Uygarlık Sisteminin en olumsuz, en büyük çözülemez nitelikteki handikaplarından biridir. Bizim de kapımızdadır.
Gül ağızlarında süt ve elma kokusu duymak istediğimiz sevgili çocuklarımızın bali ve tiner koklamalarını istemiyoruz demek yeterli değildir. Her alanda sahiplenilmeli ve korunmalıdır kadınlar ve çocuklar. Töre cinayetlerine kurban giden “ÇOCUK GELİNLERİN” kınalı ve masum elleriyle boğulmak üzereyken ter içinde uyanabiliriz karabasan uykularımızdan.
____________________________________________________________________
Anasayfa