Solda: Çakanoz Mehmet (Hicri 1311-Miladi 1958)`in daha sonradan renklendirilmiş fotografı. Sağda: O yıllardan bir fotograf: Kuvva-i Milliyeci Yörük Ali Efe (ortada) ve kızanları
_________________________________________________________
ÇAKANOZ MEHMET
_________________________________________________________
Hepimiz milli mücadele sırasında Kuvva-i Milliyecilerin rolünü az çok biliriz. Bu gruplar, daha sonradan bir kısmı zararlı faaliyetler içerisinde bulunsalar dahi, özellikle Ege bölgesinde düşmanın Anadolu içlerine hızlı bir şekilde ilerlemesini önlemişler ve kendi bölgelerini kısmen savunmuşlardır.
Özellikle Aydın, Balıkesir gibi illerde ve Ödemiş, Nazilli, Alaşehir gibi ilçelerde teşkilatlanan bu gruplar, dağları mesken tutarak, kendi yöntemlerince yurt savunması yapmışlardır. Bu faaliyetleri sırasında zaman zaman halka yük olup onların sırtındaki bir kambur olarak görülseler de milli mücadele sonuna kadar pek çoğu varlığını sürdürmüştür.
Bu gruplar içerisinde liderliğini Demirci Mehmet Efe’nin yaptığı ve Ankara hükümeti tarafından ödüllendirilen gruplar olduğu gibi, Çerkez Ethem ve adamları gibi daha sonradan Yunanlıların yanında yer alanlar da vardır.
Turgutlu ve çevresinde Yunan işgaline ve devamında Yunan zulmüne bu şekilde bir karşı duruş olmamış mıdır? O dönemde yaygın olarak kullanılan ismiyle Kasaba, içinden neden bir Demirci Mehmet, bir Yörük Ali veya bir Gökçen Efe çıkaramamıştır?
Aşağıda, Turgutlu’nun bir köyü olan Güney’den çıkmış, dağlarda ay ışığı saplı bıçağını çakmak taşıyla bileyip kötülerin bağrına saplamaktan çekinmeyen, tüfeğini hep zalime doğrultmuş bir Kuvva-ı Milliyeci’den, Çakanoz Mehmet’ten bahsedeceğiz.
Kasaba da diğer il ve ilçeler gibi Yunan zulmüne karşıdır. Yeri ve zamanı gelince düşmana anladığı dilden cevap da verilmiştir. Fakat işgalin ilk aylarında halkın yeterince örgütlenememesinden ve yerli Rum nüfustan çekinildiği için gereken tepki gösterilememiştir. Bu durum Kasaba halkının da içine sinmemiştir; ancak yapılabilecek şeyler sınırlıdır.
İşte böyle çaresizlik içinde kıvranırken, vatanın elden gidişi dert olup içini kemirmeye başladığı bir günde kararını verir Güney köyünden Çakanoz Mehmet. Böyle giderse ne zenginliği kalacaktır ne şerefi. Böyle giderse ne bağı ne bahçesi ne de yıllardır yurt bellediği, uğruna atalarının can verdiği vatanı kalacaktır Çakanoz Mehmet’in elinde. Onun fikrince düşmana karşı durmak, mücadeleye girişmek; çaresiz, kaderine boyun eğerek beklemekten daha onurlu bir davranıştır.
Çakanoz Mehmet, adeta üniforma giyer gibi giyer şalvarı, cepkeni. Başına börkü geçirir, üzerine de Yörüklerin çok sevdiği sarılı kırmızılı çevresini sarar. İçinde gümüş tabaka saklı kuşak ve körüklü çizmeleriyle hazırdır artık. Tüfeğini alır, çapraz askılı fişekliğini takar, ağası Abdil’in(*) elini öpüp sevdikleriyle helalleştikten sonra yola koyulur. Hedefinde, o dönemde Aydın’a bağlı Dağmarmara köylerini(Karaköy, Kabaçınar, Kuşlar, Hacı İsalar, Yunusdere ve Ören) örgütleyip bir kuvvet oluşturmak vardır. Çevre köyler onun ismini daha önceden zaten bilmektedir. Çevresine yaptığı iyiliklerle, yiğitliğiyle, kıvrak zekasıyla ve biraz da kurnazlığıyla kendisini tanıtmıştır. Üstelik seferberlik yıllarında yedek subay olarak görev almış, eğitimli, halk arasında sözü dinlenir, hatırlı bir kişidir. Kısa sürede bir kuvvet toplar kendisine. Üç gün içinde kırk kişiye ulaşır sayı. Çakanoz Mehmet liderliğinde Karaköy merkezli bir grup olurlar. Onlar artık düşmana saldırıp baskın yapabilecek, en azından vurkaç yöntemiyle rakibine zarar verebilecek güçtedirler. Bu grubun amaçlarından biri de halkı; kendisini sömüren, talan yapan, kız kaçıran, astığı astık, kestiği kestik yerli ve Rum çetelerden korumaktır.
Kasaba ve çevresinden olumsuz haberler gelir sürekli. Yunanlıların yaptığı zulümler dayanılacak gibi değildir. Üstelik sanki ebediyen orada kalacaklarmış gibi kiliseler inşa etmekte, rahip ve rahibeler yetiştiren kurumlar açmaktadırlar. Öyle hızlıdır ki bu çalışmalar, yerli halk olan biteni görüp günden güne umudunu yitirmektedir ve ağız birliği etmişçesine artık Ege’nin bir gavur memleketi olduğundan bahsetmektedir
Zaman zaman yapılan küçük çaplı ve plansız saldırılar Çakanoz Mehmet için yeterli değildir artık. Kararını verir. Adamlarıyla düze inecek ve ayıyı ininde avlayacaktır.
Hazırlıklar tamamlanır. Yeni katılımlarla sayıları yetmişe ulaşan korkusuz kızanlar ve Çakanoz Mehmet, gecenin karanlığında yola çıkarlar. Atları araziyi tanıdığından adeta gündüz vakti yol alıyormuş gibi ilerlerler ve o saatte ay ışığında parlayan tek şey gümüş kakmalı mavzerlerdir.
Çakanoz Mehmet daha önceden, saldıracağı yerleri bir bir tespit etmiştir. İlk hedef Irlamaz çayı üzerinde kurulu değirmenlerdir. O dönemde Irlamaz üzerinde on iki su değirmeni vardır. Bunlardan on tanesi Rumlar’a aittir ve işgal sırasında bu değirmenleri Yunan askerleri işletmektedir. Zaten yerli halkın öğütecek ne buğdayı vardır ne de mısırı. Değirmenlerde görevli askerler ani saldırılarla öldürülür. Havanın aydınlanmaya başladığı saatlerde Çakanoz ve adamları çoktan Kayrak köyü çevresindeki mağaralardadır. Çakanoz Mehmet bu saldırıyla bir anlamda, işgalden önce bir tas çorbası olsa dahi Rum komşusuyla paylaşan fakat şimdi yarı aç yarı tok yaşamaya mecbur bırakılan fedakar Kasabalıların öcünü almıştır.
Bu baskının ardından Çakanoz Mehmet, hem Yunanlılar hem de Kasabalılar tarafından aranan isim olur. Yunan askerleri ve Rumlar onu cezalandırmak, yerli halk ise sevgisini göstermek, bir kahramana sarılmak için aramaktadır.
İleriki günlerde buna benzer saldırılar devam eder. Yunan kuvvetlerine epey zayiat verdirilir; ancak bir karakol baskını sırasında Çakanoz Mehmet ve üç adamı tuzağa düşürülür. Yunan askerleri tarafından yakalanır ve Manisa’ya gönderilirler(*). Orada birkaç ay kaldıktan sonra Çakanoz Mehmet diğer esirlerle beraber Atina’ya sevk edilir. Esaret altında ve sefalet içinde geçen üç yıldan sonra dönebilir çok sevdiği memleketine. Elbette artık bıraktığı gibi değildir yurdu. Belki hala fakirdir Güney köyündeki anası, belki hala harabe halindedir şehirleri, kasabaları, köyleri ama özgürdür halkı. Ununu kendi değirmeninde öğütebiliyordur artık.
Dönüşünde Çakanoz Mehmet’e nasıl bir kıymet verilmiştir bilemeyiz ama bildiğimiz kesin bir şey var o da Turgutlu halkının gönlünde –en azından o yıllarda- unutulmaz bir yeri olduğudur.
Çakanoz Mehmet 1958 yılında acı bir şekilde can verir. Oğlu tarafından, bir tartışma sırasında bıçaklanarak öldürülür. Anlatılanlara göre Çakanoz Mehmet öldüğü günün sabahı eşinin rüyasını yorumlamıştır. Eşi, rüyasında gördüğü bıçakla delinmiş yayık ve o delikten akan ayranı anlatmıştır. Çakanoz Mehmet’te bu yayığın kendi vücudu, akan ayranın da kendi kanı olduğunu ifade etmiştir. Rüya akşama kalmadan gerçekleşmiştir. Mezarı bugün Güney köyündedir.
_________________________________________________________
Anasayfa
_________________________________________________________
Açıklama: Klavyede sekme (Tab) veya aralık (Spacebar) tuşlarına basarak, yazı alanı sol kenarından boşluk bırakarak içeriden başlamak kullandığımız teknoloji ile olası olmadığından satır başlarında boşluk bırakılmamıştır. kosektas.net