Anasayfa
Bağlantılar
Forumlar
Gelenekler
Ağıtlar
Atışmalar
Halk Dili
Halk Tıbbı
Hikayeler
Eşek kadar
Orospuluk Mektebi
Maniler
Öyküler
Şiirler
Tekerlemeler
Törenler
Yakıştırmalar
Künye
Kütükler
Müzeler
Portallar
Site Haritası
Ziyaretçi Defteri


01/10/2002 İtibarıyla
 
 
+ 92.202 Ziyaret Gerçekleştirilmiştir.

ALİAĞA ÖYKÜLERİ

  EŞEK KADAR OLAMADILAR

Seyit CESUR

anlatıyor....

Ben genellikle çocukken köy odalarında dinlediğim hikayeleri anlatırım. Anlatırken de duyduklarımı azaltıp çoğaltmamaya, kelimesi kelimesine aktarmaya büyük özen gösteririm. Anadolu’da bazı şeyleri anlatır, anlatır da tevtür işte deyip bırakırlar. Anlatılan doğru mu, yanlış mı bir karara bile varamaz insan. Öyle ya, lafın içine tevatür girince inanacak mısın, inanmayacak mısın? Bir karar veremeseniz de, en azından, belki de doğrudur demek zorunda kalırsınız.

İyi dinleyin. Şimdi size anlatacağım hikaye Antalya’da katıldığı bir kompozisyon yarışmasında hem içerik bakımından, hem de anlatım bakımından birincilik elde etmiştir. Birinciliği kazanan hikayeyi ben anlattım. Kaleme alan ise, Abidin Erdem’in kızı. Şu an adını hatırlayamadım...

*************

Aliağa, Kayaltı Bağları’nda epey bir bekçilik yaptı. Çeşitli nedenlerden dolayı bekçiliği bırakıp tekrar başladığı çok olmuştur. Yine bekçilik yıllarının birinde eşekten düşer ve kalça kemiği çıkar. O yıllarda köyde ve çevrede bilinen tüm sınıkçılara  görünmesine rağmen, bir türlü iyileşmez. Bu durumu Aliağa’yı bir hayli rahatsız eder. Sınıkçılardan ümidini kesen Aliağa, son çareyi doktora görünmekte görür. Bir değil, birkaç doktora görünmesine rağmen ağrıları bir türlü dinmez. Tüm bu olup bitenlerden sonra, hiçbir doktora görünmeme kararı alır ve odasına çekilir.

Aradan biraz zaman geçtikten sonra, Kayaaltılılar Aliağa’ya gelip giderek bir an önce görevinin başına dönmesini isterler. Aliağa, Kayaaltılıların bu tekliflerini ilk başlarda reddetse de, daha sonra kabul eder, ağrı ve sızılarına rağmen görevinin başına döner.

Göreve tekrar başlar başlamaz köye gidip ekmek getirme ihtiyacı hisseder. Ancak eşeğe binmeye pek cesaret edemez. Bir süre düşünüp taşındıktan sonra, çareyi yine eşeğe binmekte görür. Eşeğe biner ve biner binmez tekrar düşer. Aliağa’nın bu düşüşü, ilk düşüşünün neden olduğu ağrı ve sızılarının dinmesine neden olur. O günden sonra ‘Aliağa, ağrı ve sızılarla aran nasıl?’ diye soranlara hep aynı yanıtı verir. Muayne olduğu doktorları kastederek ‘Muhanetler eşek kadar da olamadılar.’...

*************

Tevatür: Yaygın söylenti. Bir haberin ağızdan ağıza dolaşması.
Sınıkçı: (Halk Dili) Kırık, çıkık saran kimse. (Diplomasız).

*************

Not: Aliağa'nın kendisine 'ağrı ve sızılarla aran nasıl?’ diye soranlara vermiş olduğu yanıtı bir hayli yumuşatarak aktarmak zorunda kaldık. kosektas.net

Anasayfa

Açıklama: Klavyede sekme (Tab) veya aralık (Spacebar) tuşlarına basarak, yazı alanı sol kenarından boşluk bırakarak içeriden başlamak kullandığımız teknoloji ile olası olmadığından satır başlarında boşluk bırakılmamıştır. kosektas.net

Top
Şebeke: www.kosektas.net - İletişim: kosektas@kosektas.net  | Son Güncelleme: 20 Mayıs 2008