_____________________________________________________________________________
NET HABER
_____________________________________________________________________________
Hacı Bektaş-ı Veli'yi Anma Programı
Haber: İHA 17 Temmuz 2008 05:52
Nevşehir'in Hacıbektaş ilçesinde her yıl geleneksel olarak düzenlenen Hacıbektaş-ı Veli Anma, Kültür ve Sanat Etkinlikleri programı belli oldu.
Hacıbektaş ilçesinde, 13. yüzyılda yaşamış olan ünlü Türk Düşünürü Hacıbektaş-ı Veli anısına düzenlenen 45. Ulusal, 19. Uluslararası Hacıbektaş Veli Anma, Kültür ve Sanat Etkinlikleri, 16-18 Ağustos 2008 tarihleri arasında yapılacak.
Her yıl, Türkiye genelinden ve yurtdışından gelen binlerce Alevi vatandaşın ve siyasetçilerin katılımı ile gerçekleşen törenler ile ilgili hazırlıkların devam ettiğini belirten Hacıbektaş Belediye Başkanı Ali Rıza Selmanpakoğlu, geçtiğimiz gün Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ü Çankaya Köşkü'nde ziyaret ederek törenlere davet ettiğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Gül'ün bu yılki törenlere katılacağını söyleyen Belediye Başkanı Ali Rıza Selmanpakoğlu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı da ziyaret ederek törenlere davet edeceklerini kaydetti. Şuna kadar bazı bakanların yanı sıra CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, DSP Genel Başkanı Zeki Sezer ve DP Genel Başkanı Süleyman Soylu'nun törenlere katılacaklarını bildirdiklerini söyleyen Ali Rıza Selmanpakoğlu, tüm siyasi parti genel başkanlarına davetiye gönderildiğini ifade etti.
Bu arada 16-18 Ağustos tarihleri arasındaki Hacıbektaş Veli Anma, Kültür ve Sanat Etkinlikleri programı da belli oldu. 16 Ağustos 2008 Cumartesi günü Cumhuriyet Meydanı’nda gerçekleştirilecek olan tören ile başlayacak etkinlikler çerçevesinde, 15. Hacıbektaş Veli Dostluk ve Barış Ödülü de sahibini bulacak. Açılış programının ardından törene katılanlar hep birlikte Hacıbektaş Veli Külliyesi’ni ziyaret edecek. Törenlerin ilk gününde ayrıca Hacıbektaş Veli Kültür Merkezi'n de Işık Çuhacıoğlu ve Vicdan Güvenç'in resim sergileri ve Hacıbektaş Veli Öğretisi konulu panel düzenlenecek.
Prof. Dr. Filiz Kılıç'ın yöneteceği panele konuşmacı olarak Öğretim Görevlisi Özgür Savaşcı, Araştırmacı-Yazar Şakir Keçeli ve Edmond Brahima katılacak. 60. Yıl Kapalı Spor Salonu'nda yapılacak olan Birlik Cem Töreni, Susmayan Nefes Pir Sultan adlı tiyatro gösterisi ve Cumhuriyet Meydanı'ndaki halk konserleri ile törenlerin ilk günkü programı sona erecek.
Törenlerin ikinci günü ise, Cumhuriyet Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Miyase İlknur'un yöneteceği ve konuşmacı olarak Araştırmacı-Yazar İlhan Cem Ersever ve Araştırmacı-Yazar Gani Pekşen'in katılacağı Alevilikte Semah ve Müzik konulu panel ile başlayacak. Panelin ardından Garipdede Konuk Evi'nde Birlik Cem Töreni yapılacak ve Hacıbektaş Kültür Merkezi'nde Hoş Gelişler Ola adlı tiyatro oyunu sahnelenecek. Aynı gün gece ise Cumhuriyet Meydanı’nda törene katılanlar için şiir dinletisi ve halk konseri programı düzenlenecek.
Hacıbektaş Veli Anma, Kültür ve Sanat Etkinlikleri’nin son gününde ise, gece semah ekiplerinin gösterileri ve halk konserleri yer alacağı belirtildi.
_________________________________________________________________________________________________
MUSTAFA KEMAL 20.YÜZYILIN EN BÜYÜK LİDERİ
Kent Haber
Amerikalı tarihçi ve psikiyatrist Prof. Arnold Ludwig, dünyanın çeşitli siyasi önderlerinin başarı ve önem derecelerini sınıflandıran 11 ölçeğe göre, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ü, 20'nci yüzyılın en büyük lideri olarak nitelendirdi.
Amerika Atatürk Toplumu adlı kuruluşun Washington'da düzenlediği yıllık Atatürk'ü anma konuşmasını, halen ABD'nin en eski yüksek öğretim kurumları arasında yer alan Brown Üniversitesi'nde görev yapan ve 2002'de yazdığı ve dünya liderlerini ele aldığı ''Dağın Arslanı: Siyasi Liderliğin Doğası'' adlı kitabıyla tanınan Prof. Ludwig yaptı.
Aslen psikiyatrist olan ve daha sonra tarih ve siyasi liderlik konularını incelemeye yönelen Ludwig, siyasi önderlerin neden ve ne kadar önemli ve büyük olduklarını tarafsız şekilde değerlendirebilecek bir ölçeği geliştirmek için uzun süre çalıştığını ve sonunda Jul Sezar, Napoleon ve George Washington gibi tarihi isimlerin, liderliği tanımlamak için ortak kullandığı 11 kriterden oluşan bir sistem belirlediğini anlattı.
Ludwig'in verdiği bilgiye göre bu ölçeğin kriterleri, ''sıfırdan ülke yaratmak, toprakları genişletmek, iktidarda kalınan süre, askeri başarı, sosyal tasarım gücü, ekonomik başarı, devlet adamlığı, ideoloji ortaya koyma, ahlaken örnek olma, siyasi miras ve ülkenin nüfusu'' ölçütlerinden oluşuyor.
Daha sonra incelenen liderlere, bu kriterlerin her biri için 0 ile 3 veya 0 ile 5 arasında puan veriliyor.
Prof. Ludwig, kitabında, 20'nci yüzyıla damgasını vuran yüzlerce lideri bu sisteme göre kıyasladığını ve Atatürk'ün en üst sırada geldiğini anlattı.
Buna göre Atatürk, Ludwig'in kitabında bu 11 kriterden toplam 31 puan aldı.
Sıralamada ikinciliği, 30'ar puanla komünist Çin'in kurucusu Mao Zedung ve 2. Dünya Savaşı sırasındaki ABD başkanı Franklin Delano Roosevelt elde etti.
Aynı ölçeğe göre, dağılan SSCB'nin son lideri Mihail Gorbaçov 24, İngiltere'nin efsanevi başbakanlarından Winston Churchill 22, Güney Afrikalı lider Nelson Mandela 20, eski ABD başkanı Bill Clinton da 15 puan topladı.
Ludwig, toplantıyı izleyenlerle birlikte şimdiki ABD Başkanı George Bush'u da değerlendirdi. Bush'un puanı 15 çıktı. (Kent Haber)
________________________________________________________________
Külüstür Mahkemenin Külüstür savcısı Baki Tuğ’un ‘’Ceviz Kabuğu’’ televizyon programında Hulki Cevizoğlu’na söyledikleri...
‘’Elbetteki idam cezası şart değildi, ancak biliyorsunuz Türk Ceza Kanunu’nun 59. maddesi sanıkların duruşmadaki tavırlarıyla ilgilidir.’’
Hasan Pulur'un 5 Mayıs 2008 Tarihli Yazısı
36 yıl olmuş... EĞER televizyondaki ‘’Hatırla Sevgili’’ dizisi olmasaydı, kaç kişi Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ı hatırlayacaktı, hatta onların idam edilişlerinin 36. yılı olduğunu...
Üçünün idam edildiği gün doğanlar, Cahit Sıtkı Tarancı’nın ‘’Yaş otuz beş, yolun yarısı eder’’ sınırını geçtiler.
1968 kuşağının simgesidir bu idamlar...
Onlar ‘’Tam bağımsız Türkiye!” diye yola, o yolun sonunda Nâzım Hikmet’in dediği gibi ‘’Çingenenin yağlı ilmiğini boyunlarında taşıyarak’’, yine ‘’Tam bağımsız Türkiye!’’ diye haykırarak ölüme gittiler.
* * *
HULKİ Cevizoğlu, 1968 kuşağının ‘’seyir defteri’’ni şöyle özetler:
‘’Masum öğrenci hareketlerinin siyasallaşması, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının yakalanışı, Mustafa Kemal düşüncesiyle, Samsun’dan yola çıkarak Marksizm, Leninizm ve Maoizme ulaşmak, eylemlerin arkasındaki güç, bedel ödeyenler, kazananlar ve kaybedenler, balyoz harekâtı, banka soygunları, 12 Mart muhtırası, bu muhtıranın içinde ikinci bir muhtıra, tasfiye edilenler, cunta hareketleri.’’
* * *
GEÇENLERDE, o günler tartışılırken, biri Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının adam öldürdüklerini söylemek istedi.
Hayır, ne Deniz Gezmiş’in, ne Yusuf Aslan’ın, ne Hüseyin İnan’ın ellerine bulaşmış kimsenin kanı yoktur.
Bir kere bu iyi bilinmelidir.
Ya onların idamı?
Mahkemenin savcısı Baki Tuğ’un ‘’Ceviz Kabuğu’’ televizyon programında Hulki Cevizoğlu’na söyledikleri...
‘’Elbetteki idam cezası şart değildi, ancak biliyorsunuz Türk Ceza Kanunu’nun 59. maddesi sanıkların duruşmadaki tavırlarıyla ilgilidir.’’
* * *
PEKİ, neymiş, nasılmış tavırları?
‘’Duruşmada sanıklar eğer mahkemeye birazcık saygılı olmuş olsalardı, zannediyorum, Ceza Kanunu’nun 59. maddesi uygulanır ve bu gençler idam edilmezlerdi.’’
* * *
SAVCI Baki Tuğ böyle diyor.
Böyle bir gerekçeye vicdanınızda yer var mı?
‘’Saygısızlık yapmışlar’’ da, ne yapmışlar?
Yine savcı anlatıyor:
‘’Ancak bu çocuklar mahkemede çok sert, haşin, mahkeme heyetine karşı olumlu davranış içinde olmadıkları gibi, ‘Eğer yaptığımız ihtilalde, yapacağımız ihtilalde başarılı olsaydık, sizleri burada yargılamazdık, hepinizi duvar dibine dizip bir kurşunla hallederdik’ şeklinde konuşmuşlardır.’’
İşte saygısızlıkları bu...
* * *
SAVCIYA göre, bu saygısızlığı yapmasalardı, idam edilmezlerdi.
Saygısızlık, velev ki mahkemeye bile olsa, cezası idam mıdır, ölüm cezası mıdır?
İşte yarın idam edilişlerinin 36. yıldönümünde anılacak olan Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan, Yusuf Aslan’ın Baki Tuğ’a göre ölüm kararının gerekçesi budur; bu itiraf, bir dönemin kara damgasıdır.
Kar ve tipi Hacıbektaş ve çevresinde yaşamı felç etti!
Haber: Sulucakarahöyük, HACIBEKTAŞ
Kar ve tipi hacıbektaş ve çevresinde gözle görülür bir şekilde günlük yaşamı etkiledi.
28.1.2008 sat 13:30 da başlayan kar ve tipi insanların günlük hayata katılmasını önemli oranda etkiledi. Özellikle elektirik kesilmesine bağlı olarak yaşanan olumsuzlukların yanı sıra Hacıbektaşta fırınlar ekmek çıkartamadı.
Önemli sıkıntılar yaşatan elektirik kesilmesinin ise ana trafoda çıkan bir arıza nedeni ile oluştuğu gazetemize bildirildi.
Hacıbektaş TEDAŞ yetkililerinden aldığımız bilgilere göre; 29.1. 2008 günü ana trafoda arıza çıktı. 29.1. 2008 günü sabaha karşı saat 1.25 de giden elektirkler ancak öğleden sonra saat 16:00’ da geldi.
Elektirik kesintisi için mesaide olan TEDAŞ personeli ise kar ve tipiye bağlı olarak zor anlar yaşadılar.
Avanos, Kozaklı, Gülşehir ekiplerinden yardım alamayan hacıbektaş TEDAŞ personeli Dadağ Mevkii’nde mahsur kaldı.
Kızılağıl da bulunan trafonun arızalanmasına bağlı olarak ise Hacıbektaşta sular kesildi.
Otobüsler mahsur kaldı
Nevşehir'de etkili olan yoğun kar yağışı ve tipi nedeniyle gece Nevşehir - Aksaray karayolu trafiğe kapandı. Yolun kapanması ile birlikte yüzlerce otobüs yol kenarlarında ve petrol istasyonlarında mahsur kaldı. Nevşehir'de 29.1.2008 akşam saatlerinde başlayan yoğun kar yağışı gece tipiye dönüştü. Tipi ile birlikte Nevşehir - Aksaray karayolu gece saat 01.00 sularında trafiğe kapanırken, trafik polisleri otobüslerin ve özel araçların Nevşehir'den çıkışına izin vermedi.
Kapanan karayolu nedeniyle yüzlerce otobüs yol kenarlarında ve petrol istasyonlarında mahsur kaldı. Yolcular zaman zaman otobüslerinden inerek yol durumu hakkında yetkililerden bilgi almaya çalışırken, yol açma çalışmalarının yetersizliğinden yakındı.
Sabaha kadar otobüslerinde bekleyen yolculara otobüslerinde sürekli olarak çay ve kahve servisi yapıldı.
Karayolları ekiplerinin uzun süren çalışmalarının ardından Nevşehir - Aksaray karayolu ancak sabah saatlerinde trafiğe açılırken, otobüslerin kontrollü olarak trafiğe çıkmalarına izin verildi.
45 yolcu az kalsın donuyordu!
Nevşehir - Kayseri karayolunda yaklaşık 6 saat süre ile mahsur kalan yolcu otobüsüne ulaşıldı. Donma tehlikesi geçiren yolcular Nevşehir Terminali'ne getirildi.
Nevşehir'de yoğun kar yağışı ve beraberindeki tipi etkisini sürdürüyor. Yaklaşık 100 köy yolunun kapalı olduğu Nevşehir'de, şehirlerarası karayolunda da ulaşım sağlanamadı.
Şehir giriş ve çıkışlarında bekleyen trafik ekipleri araçların şehirlerarası yollara çıkmasına izin vermedi. Bu arada, sabah saat 09.00'da Kayseri'den Aksaray'a hareket eden ve Nevşehir - Kayseri karayolunda tipiye yakalanarak yoldan çıkan Aksaray Turizme ait yolcu otobüsüne saatler sonra ulaşılabildi.
Yoğun tipi sebebiyle Karayolları ekiplerinin ancak 6 saatte ulaşabildiği otobüs içerisindeki 45 yolcu donma tehlikesi geçirdi. Saatlerce kendilerine ulaşacak bir yardım ekibi bekleyen otobüs şöförü Ali Altak ve yolcular, cep telefonları ile sürekli olarak yardım istediklerini ancak kendilerine kimsenin ulaşmadığını söylediler. Arızası giderilerek Nevşehir il merkezine getirilen otobüsdeki yolcular Adnan Menderes Terminali'nde Nevşehir - Aksaray karayolunun trafiğe açılmasını beklediler.
100 köyle ulaşım kesildi
Nevşehir'de kötü hava şartları nedeniyle şehirlerarası birçok karayolu ve köy yolları trafiğe kapandı. Yoğun tipi ekiplerin çalışmasına engel oldu. Edinilen bilgiye göre, Nevşehir'de akşam saatlerinde başlayan yoğun kar yağışı ile birlikte şehir merkezinde kar kalınlığı 22 santimetre olarak ölçülürken yüksek kesimlerde kalınlık 30 santimetreye kadar ulaştı. Metrekareye son 24 saat içerisinde 19 kilogram yağışın düştüğü Nevşehir'de kar yağışı gece tipiye dönüştü.
Tipi ve beraberinde gelen buzlanma şehirlerarası ve şehir içi trafiği de olumsuz etkiledi. Tipi ve yoğun buzlanma nedeniyle Nevşehir - Aksaray, Nevşehir - Kırşehir ve Nevşehir - Kayseri karayolu trafiğe kapandı. Karayolları ekiplerinin çalışmalarını sürdürdüğü bu yollarda trafik zaman zaman tek şeritten verilebildi.
Bu arada Nevşehir il genelinde 100 köy yolunun kapalı olduğu bildirildi. Yoğun tipi, Özel Idare Müdürlüğü ekiplerinin çalışmasına engel olurken, uzun uğraşlar sonucu açılan yollar ise kısa süre sonra yeniden trafiğe kapanıyor. Sulucakarahöyük, 30.01.2008.
___________________________________________________________________________
Aile İçi Şiddetle Mücadelede Erkeklerin Eğitimi
Projeyi Hazırlayan: Sezai Aydoğan
Özgür Haber haber koordinatörü Elif Dumanlı’nın Köşektaşlı psikolog Sezai Aydoğan'la yapmış olduğu röportaj:
_________________________________________________________________________________________
Kadın Dayanışma Vakfı, Van Kadın Dayanışma Vakfı ile Hollanda MOVISIE kuruluşunun işbirliğiyle düzenlenen Aile İçinde Kadına Yönelik Şiddetle Mücadelede "Deneyimler, Öncelikler, İşbirlikleri Atölyesi"nde katılımcılara aile içi şiddetle ilgili erkeklere yönelik yaptığı eğitim çalışmalarını anlatan Sezai Aydoğan, erkeklere yönelik yaptığı eğitimlerle ilgili sorularımızı cevapladı.
Kısaca kendinizi tanıtır mısınız?
Ankara Üniversitesi ile Köln Üniversitesi'nde psikoloji ve eğitim rehabilitasyonu konusunda eğitim aldım. Yedi yıldır Hollanda'da yaşıyorum ve MOVISIE adlı bir kuruluşta uzman danışman olarak görev yapıyorum. Aile içi şiddetle mücadele ve cinsiyetler arası farklılıkların sağlık alanındaki önemiyle ilgili çeşitli projelere başkanlık ve danışmanlık yapıyorum. "Zincirin Eksik Halkası: Erkekler Olarak Sorunlarla Baş Etmek" başlığı altında bir proje geliştirdim.
Projenizle ilgili konuşmak istiyorum ama öncelikle MOVISIE hakkında kısa bir bilgi verir misiniz?
Hollanda Sağlık, Refah ve Spor Bakanlığı, alanda toplumsal çalışmalar yapan kurumların parçalanmışlıklarını önlemek, birbirleriyle sistematik ve destekleyici çalışmalar yapabilmeleri için üç ana başlık oluşturdu. Bunlar; gençlik, uzun dönemli bakım hizmetleri ve toplumsal destek. Toplumsal destek alanı MOVISIE çatısı altında toplanmıştır.
"Zincirin Eksik Halkası: Erkekler Olarak Sorunlarla Baş Etmek" adına bir proje geliştirdiğinizi söylediniz. Bu projenin amacı nedir?
Bu projeyi geliştirmekteki amacım; erkeklerin aile içi şiddetle mücadelede suç failleri olarak değil, sorunun çözümünde sorumluluk alması gereken bireyler olarak ele alınması gerektiğini düşünmemdir. Bugüne kadar aile içi şiddetle mücadele alanında yapılan çalışmalar genellikle kadınlara yönelik olup erkeler bu çalışmalarda hep yok sayılmış ya da suçlu olarak görüldüğü için hiç çalışma yapılmamıştır. Bu projede, erkeklerin kendilerini, toplumsal rollerini ve de aile içi şiddetin önlenmesiyle ilgili neler yapabileceklerini sorgulatmaya çalışıyorum.
Projenizi nasıl geliştirdiniz?
Bütün toplumlarda birbirine benzeyen kadınlık ve erkeklik rolleri ve belli davranış kalıpları var. Mesela, "Erkek çalışır, ailesini geçindirir, ağlamaz" gibi kodlar. Bu kodları kullanarak bir metot geliştirdim. Geliştirdiğim metodun üç aşaması var. Birinci aşamada erkek olma hali; ikinci aşamada sorunlarla baş etme; üçüncü aşamada ise belirlenen kodlara karşı çıkılmadığında ya da kendilerinden beklenenleri veremediklerinde gösterdikleri tepkiler yani aile içi şiddet üzerine çalışıyoruz.
Eğitim çalışmalarını nasıl yapıyorsunuz?
Yaklaşık 15-20 erkekle bir araya geliyoruz. Belli bir program çerçevesinde ve iki saatlik bir süre içerisinde belirlenen konuları hep birlikte konuşup, tartışıp kadına ve insan haklarına saygılı birey, baba, ağabey, kardeş, erkek arkadaş olarak neler yapabileceklerini gözden geçiriyoruz. Birlikte şiddeti durdurma yöntemlerini arıyoruz.
"Hoş geldiniz" faslından sonra "Erkek olmak nedir?" "Ne zaman erkek olarak kabul görüyorsunuz?" diye soruyorum. Bu sorulara bizim kültürden gelen erkeler genellikle aşağı yukarı hep aynı cevapları veriyorlar. "Ben bir iş sahibi olmadan erkek olarak görülmüyorum. Sünnet olduktan sonra erkek olarak görülüyorum. 18?20 yaşına kadar erkek olarak sayılmıyoruz. Ancak bir işimiz ve bir eşimiz olduğu zaman erkek olarak kabul ediliyoruz. Askere gidip geldikten sonra erkek olarak kabul ediliyoruz vb" İlk açıklamalarından sonra kendi aralarında gülmeye ve tartışmaya başlıyorlar. Tartışma devam ettikçe; aslında diyorlar sünnet de olsak, askere gidip de gelsek, evlensek de, iş sahibi de olsak, yine de eğer çocuk sahibi olamamışsak erkek sayılmıyoruz diyorlar. O zaman grup başkanı olarak; senden beklenenleri karşılayamadığında ne oluyor? Yani evlendin, işini kaybettin, aileni geçindiremiyorsun, çok da rekabetçi değilsin, ya da cinsel olarak da aktif değilsin, bu durumda evde neler oluyor diye soruyorum. Genelde çevrenin kendilerine saygılarının azaldığını; çevre tarafından ciddiye alınmadıklarını; bu sebeple bir takım gerginliklerinin başladığını söylüyorlar. Bu durumlarda kendilerini nasıl hissettiklerini soruyorum. Korktuklarını ve kendi içlerinde çatışma yaşadıklarını anlatıyorlar. Bu durumda ne yaptıklarını soruyorum. Eşleriyle çatıştıklarını, eşlerinin çenelerini kapatması için bağırmaya, çağırmaya ya da dövmeye başladıklarını söylüyorlar. O zaman, "Aile içinde hangi tür şiddet var?" diye soruyorum. Fiziksel şiddetin ne olduğu üzerine konuşmaya başlıyoruz. Aşama aşama aile içinde yaşanan diğer şiddet türleri üzerinde konuşmaya devam ediyoruz. "Eşinizle hangi problemleri yaşıyorsunuz?" sorusunu soruyorum. Eşleri ile cinsel problemler yaşadıklarını söylüyorlar. "Eşimle cinsel ilişkiye girmek zorundayım. Girmezsem başkasına gider diye korkuyorum," diyorlar. "Şöyle yapmazsan böyle olur, dikkat et diyor toplum. Anne söylüyor, baba söylüyor, ağabey söylüyor, kahvedeki erkekler söylüyor. Sen kılıbık oldun. Yahut sen inceldin gibi dokundurmalar..." Bu sefer cinsel olarak kendini kanıtlama baskısı oluyor. "Ne yapacağımı bilemiyorum. Eşimi cinsel ilişkiye zorluyorum," diyorlar. Fiziksel şiddetten sonra cinsel şiddet başlıyor. Diğer taraftan da çocukların ve yaşlıların istismarı oluyor. Bunlar hep arka arkaya geliyor. Hep birlikte şiddet türlerinin tanımlarını çıkartıyoruz. Başlangıçta bir kez vurmayı şiddet olarak görmüyor. Diyorum ki; bakın vurmak, dövmek, itmek, tekmelemek fiziksel şiddet. Aşağılamak, küfür etmek, şişkosun, beceriksizsin, sen de kadın mısın gibi söylemlerin psikolojik şiddet olduğunu, eşiyle zorla cinsel ilişkiye girmenin cinsel şiddet olduğunu söylüyorum. Şiddet türlerinin farkına varıyorlar. "Aslında ilk başta ben o kadar da saldırgan değildim," diyorlar ve bir sessizlik başlıyor. Kendi içlerinde konuşuyorlar. O zaman diyorum ki; "Bana bir şey söylemek zorunda değilsiniz. Ben eşinize şiddet uygulayıp uygulamadığınızı merak etmiyorum," diyorum ve "Etrafınızda böyle bir şey yaşayan tanıdığınız biri var mı?" diye soruyorum. Önce yine bir sessizlik oluyor. Sonra, tanıdıkları böyle erkeklerin olduğunu ve ne yapacaklarını bilemediklerini söylüyorlar. Danışabilecekleri insanların isimlerini, telefon numaralarını, nasıl danışma alacaklarını hazırlamışım. Diyorum ki; bakın eğer istiyorsanız çıkışta masanın üzerinden broşür alabilirsiniz. Etrafınızdaki insanlara yardımcı olursunuz. Böylelikle de onlara sorumluluk veriyorum.
Erkekleri eğitime getirmek sorun olmuyor mu? Bu sorunu açmak için neler yapıyorsunuz?
Onları toplantıya getirmek için farklı yöntemler kullanıyorum. Mesela, Faslılara bir akşam yemeği veriyorum. Kurumun bütçesini ona göre ayarlıyorum. Mahallere gidiyorum. Kahve sahibine söylüyorum. O mahalledeki sosyal hizmet uzmanına söylüyorum. Bazen de telefon açıp, toplantı yapacağımı çevresindeki tanıdıklarına söylemesini istiyorum. Mesela, Kanarya Sevenler Derneği'ne gidiyorum, "Ne güzel hobiniz var. Saygı duyuyorum. Fakat görüyorsunuz, etrafımızdaki insanlar birtakım acılar çekiyor. Aile içinde gerilimler olduğunu duyuyorsunuz. Bu konuda konuşsak ne dersiniz?" diye soruyorum. Bu şekilde ifade ettiğimde buyur ediyorlar.
İleriye dönük hedefleriniz nelerdir?
Bu tür metotları geliştirmek ve uygulamak. Sonra deneyimlerimi kitaplaştırmayı düşünüyorum. Aynı zamanda bu alanda çalışma yapan ve benden yardım isteyen insanlara, kuruluşlara yardımcı olmak.
Elif Dumanlı
Özgür Haber haber koordinatörü
_________________________________________________________________________________________
Anasayfa