Anasayfa
Bağlantılar
Forumlar
Gelenekler
Ağıtlar
Cafiye'ye Ağıt I
Cafiye'ye Ağıt II
Dürüye'ye Ağıt
Körçeşme'ye Ağıt
Oktay'a Ağıt
Omar'a Ağıt
Ülkü'ye Ağıt
Yasin'e Ağıt
Yusuf'a Ağıt
Atışmalar
Halk Dili
Halk Tıbbı
Hikayeler
Maniler
Öyküler
Şiirler
Tekerlemeler
Törenler
Yakıştırmalar
Künye
Kütükler
Müzeler
Portallar
Site Haritası
Ziyaretçi Defteri


01/10/2002 İtibarıyla
 
 
+ 92.202 Ziyaret Gerçekleştirilmiştir.
Kamil Abalıoğlu
Ağıdı dinlemek istiyorsanız bilgisayarınızın sesini açınız. kosektas.net

 

CAFİYE OLAYI

__________________________________________________________________________________________ 

Cafiye Olayı, olayın bizzat içerisinde bulunan Hüsnü Uçar tarafından anlatılmış olup, oğlu Cumhur Uçar tarafından kaleme alınmıştır. Bu kıymetli çalışmasını bu sütunlarda yayınlanması  amacıyla bize veren Cumhur Hoca'ya çok teşekkür ediyor, Hüsnü Uçar'ı ise saygıyla anıyoruz. kosektas.net

__________________________________________________________________________________________

Köyümüz delikanlılarından Rağıp Uçar 16 yaşında bir gençtir. Cafiye adında bir kıza sevdalanır. Kızı babasından istetir. Babası önce kabul ederse de sonra bu fikrinden vazgeçer. Tüm bu gelişmelerden sonra 1930’lu yıllarda, aşağışdaki olaylar gelişir.

Ragıp Cafiye’nin kendisine verilmemesini gurur meselesi yapar, amca oğulları Hüsnü ve Niyazi Uçar’dan yardım ister.Üç amca oğlu Cafiye’yı kaçırmaya karar verirler.

O devirlerde kızlar arasında imece usulüyle ‘bulgur ayıklama’ işi yapılırmış.

Bütün genç kızlar her gece bir evde toplanırlarmış. Bu kızlar arasında Cafiye’de varmış.

Amca oğulları kızı kaçırmak için en uygun evi ve zamanı kolluyorlarmış. Bir akşam düşüncelerini uygulamaya koyulmuşlar. İçlerinde en güçlü olan Niyazi kapıyı tutmuş, diğer ikisi içeri girerek çırayı (çıra: gaz yağı yakan ilkel bir ışıtıcı) söndürmüşler, Cafiye’yi alıp çıkmışlar. Niyazi halen kapıyı tutuyor, içeridekilerin çıkmasını engelliyormuş.

Ancak içeriden Şerif adında uyanık bir kadın pencereden çıkarak Cafiye’nin akrabalarına haber vermiş, derken köyden büyük bir kalabalık peşlerine düşmüş. Cafiye’nin babası biraz geriden gider ama dayısı Bekir hem: ‘Yeğenim gitme! Seni ellerinden alacağım.’ diye bağırarak, hem de gençlere tehditler savurarak en önde gider. Yakın takipte olduklarını farkeden Niyazi: ‘Üç kişiyiz. Elimizdeki kızı onlara mı vereceğiz? der ve Ragıp’a dönüp ateş etmesini söyler. Ragıp silahını çeker ve ateş eder. Kızın dayısı vurulmuştur. Kalabalık olay yerinde toplanır kalır. Cafiye ve gençler yola devam edip, o zamanlar köy, günümüzde kasaba olan Sarılar’da bir eve sığınırlar.

Sarılar’a girerken çeşmenin başında o devrin eşkiyalerı uyumaktalarmış. Olayı geç haber alan eşkiyalar: ‘Keşke farkedebilsek de kızı ellerinden alsaydık.’ diye tasavurda bulunmuşlar. İşte Cafiye türküsünde geçen ‘Kalleş olur Sarılar’ın uşağı.’ ibaresi bu gelişmeden kaynaklanır.

Amca oğullarından Hüsnü ile Niyazi, Ragıp’la Cafiye’yi sığındıkları evde bırakarak köye dönerler. Amaçları, Bekir’in durumunu öğrenmektir. Köye gelip mezarlıkta gizlenirler. Vakit tan yeri ağırmaktadır. Köylüler Bekir’i ön tarafında ayna takılı bir kağınıya bindirip Avanos’a doğru yola koyulurlar. Ayna, kağnıda bir cenaze bulunduğunun işaretidir.

Hüsnü ile Niyazi bu durumu Ragıp’a iletirler. Bir kaç gün sonra  Sarılar’da saklandıkları yerin belirlendiği kanısına varırlar ve Aşağıbarak Köyü’ne geçmeye karar verirler.  Ancak jandarma bu yer değiştirme olayını haber alır ve Sarılar’la Aşağıbarak arasındaki dağda pusuya yatar.

Ragıp, Cafiye ve amca oğulları gece vakti Sarılar ve Aşağıbarak arasındaki dağa yaklaştıklarında siğara ışığı farkederler. Aradan çok zaman geçmez ve karşılıklı ateş başlar.

O dönemin köy muhtarı Zekeriya Tandoğan (aynı zamanda gençlerin akrabasıdır), köyden kalabalık bir grubun olay yerine geldiği şeklinde bir görüntü vermek amacıyla ters istikametten havaya sürekli ateş etmektedir.

Uzun bir çatışmadan sonra jandarma takipten vazgeçer ve bırakıp gider. Çatışmadan sonra yola devam edip Aşağıbarak Köyü’ne varırlar. Ragıp ile Cafiye orada kalır, Hüsnü ile Niyazi ayrılırlar.

Aradan bir kaç gün geçtikten sonra Ragıp’la Cafiye saklandıkları evde yakalanırlar. Ragıp yaya olarak önce Avanos’a oradan da Kırşehir’e götürülür.  Ragıp’ın götürülüşünü amca oğlu Hüsnü bağların içinden uzak bir mesafeden izler. 

Mahkeme Cafiye’yi babasına teslim eder. Ragıp ise idamla yargılansa da avukatı Osman Çetin, Ragıp’ın yaşının çok küçük olduğunu kanıtlar ve mahkemenin verdiği kararı temyiz kanalıyla bozdurur. 

Diğer amca oğulları 2.5 yıl kaçak hayatı yaşarlar, büyük çiftliklerde çalışırlar. Köye döndüklerinde ise bir ihbar sonrası yakalanır ve Kırşehir Ağır Ceza Mahkemesi tarafından ikişer buçuk yıl hapse mahkum edilirler. Daha sonraki yıllarda cezalarını çekerler ve serbest kalırlar.

Ragıp 7.5 yılını hapiste geçirdikten sonra özgürlüğüne kavuşur. Ragıp artık  sebesttir ancak Cafiye başka bir köye gelin gitmiştir. Aşağıdaki türkünün ilham kaynağı olan olayın özeti budur.

Mahkemeye girdim çarı sürünür,
Görünce güzeli göynüm yerinir,
Sana diyom sana Şerif bibisi,
Çağırtman türküyü Cafem darılır.

Otur gelim petinini bağlayım,
Sen dişarda ben içerde ağlayım,
Yeni kanunlara minnet eyleyim,
Elimden gelini almasın deyi.

Yastık diken oldu battı yüzüme,
Tan uykusu girmez oldu gözüme,
Duydum Ragıp’tan gelin almışlar,
Utandım da ben vuruyom dişime.

Anam ölmüş benim zay emeklerim,
Mapise düştüm de zindan beklerim,
Kağıda koydum da gelin saçını,
Gün aşa değil her gün yoklarım.

Kırşehir’den Ankara’ya kalkarık,
Bozuk geldi evrağımız çıkarık,
Sağ olsun canım da koca pederim,
Gene varır ocağını yakarım.

Ankara da Kırşehir’den aralı,
Nola gelin ben de olaydım yaralı,
Mapis damlarında günüm geçmşyor,
Muhanet baban seni elimden alalı.

Sarılara’a vardım da sabah olmadan,
Gülünü topladım soğuk olmadan,
Sallan sunam Avanos’a varalım,
Baban gelip ifadeyi vermeden.
 
Yenice Bağı’ndan indim aşağı,
Tabancama süremedim fişeği,
Sana diyom sana gelin Cafiyem
Kalleş olur Sarılar’ın uiağı.

Yenice Bağları erken bozulur,
Jandarmalar tabur tabur dizilir,
Kurbanlar olayım gelin cafiyem,
Bizim evrak Ankara’ya yazılır.

Yenice de Kırşehir’ine ulalı,
Ben oldum da Cafiyem’e yaralı,
Hapis damlarında günüm geçmiyor,
Cafiyem de ele gelin olalı.
 
Köşektaş’ın altı soğuk pınarlar,
İçerler suyunu bizi anarlar,
Mapise gireni öldü sayarlar,
Örer de salarım kilit bağını.

Bulanık bulanık akıyo ırmak,
Bize haram oldu bu ilde durmak,
Yörü gelin Avanos!a varalım,
Babayın muradı elimden almak.

Aman emmi uşağı ne belalı başımız,
Daha on beşidi bizişm yaşımız,
Gelin ifadeyi verdi de çıktı,
Gayrı bir Allah’a kaldı işimiz.

Dolanırım Kırşehir’in dağını,
Sen erittin yüreğimin yağını,
Mapise gireni öldü sayarlar,
Örer de salarım önlük bağını.

Bir yol gider İstanbul’a Urum’a,
Ayrılık kınası yakmış eline,
Yanmıyon mu Ayşe komşum ne diyon?
Aşağıya doğru giden geline.

____________________________________________________________________

Anasayfa

Açıklama: Klavyede sekme (Tab) veya aralık (Spacebar) tuşlarına basarak, yazı alanı sol kenarından boşluk bırakarak içeriden başlamak kullandığımız teknoloji ile olası olmadığından satır başlarında boşluk bırakılmamıştır. kosektas.net

Top
Şebeke: www.kosektas.net - İletişim: kosektas@kosektas.net  | Son Güncelleme: 20 Mayıs 2008