KAPADOKYA
HÜSEYİN SEYFİ
Eğitimci
____________________________________________________________________
Kapadokya tarih içinde iki ayrı zaman diliminde, eski ve yeni Kapadokya olmak üzere iki kısımda incelenir.
Eski Kapadokya, kuzeyden Karadeniz kıyılarına, güneyden orta toroslara, batıdan Kırşehir ve Kırıkkale’ye doğudan ise Malatya’ya kadar uzanan genişçe yüzeyi kaplayan bir alandır.
Günümüzde bilinen, turizm akışı içindeki Kapadokya ise İç Anadolu’nun ortasında bir daireyi kaplar. Bu dairenin merkezini Göreme sayarsak ve merkezden Avanos’a, Ürgüp’e, Nevşehir’e bir üçgen çizersek bu merkez çapında bütün yönlere yaklaşık 90- 140 km gibi bir uzaklığı içine alır.
Kapadokya adını eski dilde (Pers) Güzel Atlar Ülkesi anlamına gelen’ Kapatuka’ veya ‘Katpadukya’ isimlerinden Kapadokya olarak günümüz diline uyarlanmıştır.
Bölgede eski tarihlerde özellikle Hititler döneminde de atların beslenip büyütüldüğüne dair belgeler mevcuttur.
Kapadokya bölgesi her şeyden önce jeolojik yapısıyla ve tarihsel konumuyla ilgi çeker. Aslında burada yaşamış tüm uygarlıkların coğrafi ve jeolojik yapıyla yakından ilişkileri olmuştur. Açık bir anlatımla, burada yaşamış uygarlıkların böylesi bir yapıya yaşamsal ihtiyaçları vardı; barınma, sığınma gibi… Onlar için hazır kaya oyukları, vadiler birer barınak idi.
Kapadokya bölgesindeki Erciyes, Hasan Dağı, Melendiz Dağı jeolojik devirlerde aktif (çalışan) birer volkandılar. Bu ana volkanlardan başka irili ufaklı daha birçok volkan konilerinin bulunduğu fakat bunların zamanla aşındığı ve nerdeyse gözden kayboldukları bilinen bir olgudur.
Volkan oluşumlarına 25-10 milyon yıl telafuz edilmektedir. Volkan püskürmeleri kimilerine göre yaklaşık iki milyon yıl öncesine kadar sürmüştür.
Ana volkanlardan ve aradaki kaybolmuş diğer volkanlardan püsküren maddelerle plato şekillenmiş, erozyon, mevsimsel gece gündüz sıcaklık farklılıkları ile bölge sürekli değişime uğramıştır. Ayrıca milattan önce 10-11 bin yıl önce dünyamızı kapladığı düşünülen uzun süren, şiddetli yağışların esasen bölgeyi şekillendirdiği bilinmektedir. Gerçekten peri bacalarının ve ilginç şekillerin oluşması için gerekli üst ve alt yapı bölgede sürekli var olmuştur. İç ve dış etkenler vasıtasıyla akla hayale gelmeyecek şekiller meydana gelmiştir.
Kızılırmak sel ve yağmur akıntılarını sürekli kendine çekerek vadi ve derelerin oluşmasını, şekillenmesini hızlandırmış buralarda peribacalarının ortaya çıkmasına neden olmuştur. Peribacalarının en sert kısımları şapka denilen üst kısımlardır. Alt kısım ve gövdeleri şapkaya göre daha yumuşak maddenin şekillendirdiği için sürekli ufalanır ve incelir. Bu madde tüf denilen yanardağ küllerinden oluşmuş yumuşak topraktır. Sert şapka kısımları sert kayaçlar olup volkanın bazalt denilen maddesinden şekillenmiştir. Yani şapkayı oluşturan kaya türü, gövdeyi oluşturan kaya türünden daha sağlam ve daha dayanıklıdır. Bu açıklama peribacalarının nasıl oluştuğu konusunda bir fikir verebilir.
Bölgede Hıristiyanlık döneminden kalma çok sayıda kiliseler vardır. Tarihsel kronolojiye göre ilk Hıristiyanlar İsa’dan hemen sonra (M.S birinci ve ikinci yy) bölgeye yerleşmişler Hıristiyanlığın tüm dünyaya yayılması için bölgeyi adeta Hıristiyanlık üniversitesi haline getirmişlerdir.
Fikir edinmek amacı ile bölgede yaşamış uygarlıkları tarihleri ile beraber kısaca şöyle sıralayabiliriz:
-
Erken Hitit dönemi: M.Ö 3000-1750
-
Geç Hitit krallığı: M.Ö 1200-700
-
Pers dönemi ve Kapadokya Birleşik Krallıkları: M.Ö 585-332
-
Roma dönemi: M.S 17-395
-
Bizans dönemi: M.S 397-1071
-
Selçuklu dönemi: M.S 1071-1299
-
Osmanlı dönemi: M.S 1299-1923
Yukarıda tarihlerini verdiğimiz uygarlıklar döneminin boşluk olan kısımlarında bilinen ve bilinmeyen bazı karanlık dönemler de bulunmaktadır. Bunlar fazla detay alacağı için değinilmemiştir.
M.Ö 7000 yılına ait bulgular çok yakın bir zamanda Gülşehir Civelek köyü yakınlarında bulunmuş konu üstüne araştırmalar devam etmektedir.
Kapadokya bölgesindeki Kayseri, Niğde, Nevşehir’ i de içine alan Geç Hitit dönemine ait yine Gülşehir Sivas’a (Gökçetoprak) Acıgöl (Topada) Hacıbektaş Karaburna köyündeki yazılı Hitit hiyeroglifleri yazılı birer anıtlardır. Ayrıca yöremiz Hacıbektaş, Topaklı ve Sarılar kasabalarında bulunan Höyüklerde de araştırma kazıları yapılmış buralardan Hitit, Frig ve Roma devirlerine ait buluntular ortaya çıkarılmıştır.
Kapadokya bölgesinin gezilip görülecek yerleri ana yol ve noktalarının dışında o kadar çok ve değişik kısımlar vardır ki; bunlar iki üç günlük gezilerle bitmez. Yürüyüş vadileri çok ilginçtir. Yaya olarak gezilmesi önerilir. Yüründüğünde gözle görülen güzelliklere ulaşılması kolay olur.
İleride daha geniş bilgiler sunmayı diliyor, sitede emeği geçen herkese ayrı ayrı teşekkür ediyor başarılarınızın devamını en içten duygularla temenni ediyorum.
____________________________________________________________________
Anasayfa
____________________________________________________________________
Açıklama: Klavyede sekme (Tab) veya aralık (Spacebar) tuşlarına basarak, yazı alanı sol kenarından boşluk bırakarak içeriden başlamak kullandığımız teknoloji ile olası olmadığından satır başlarında boşluk bırakılmamıştır. kosektas.net