Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi6
Bugün Toplam464
Toplam Ziyaret838352
Köşektaş Hikayeleri

Boynu Kravatlı

Celalettin Ölgün

Kimi öyküler sık okunduğunda ya da dinlendiğinde,
insanda bir bıkkınlık yaratır; kimi öyküler de
şiddetli etkiler, derin izler bırakır!
kosektas.net

Kimi yerde “aptal” deseler de, kendileri biz aptal değil, “abdalız!” derler. Aslında kendi tanımları doğrudur. Çalgıcılık yaparak geçimlerini sağlarlar, kalender insanlardır. Çalgıdan geldikleri günü dolu dolu yaşarlar, eğlenirler, diğer günler ise yarı aç yarı tokturlar. Kendi aralarında ara sıra kavga etseler de, başkalarına zararları olmaz. Her kentte, onların toplu yaşadıkları mahalleler, semtler vardır.

1950’li yıllara değin kayıtsız, yurtsuz yaşarlarken, devlet, Hacıbektaş abdallarını asimile yoluyla eritmeyi düşünmüş olmalı ki, her köye üç aile yerleştirilmesini zorunlu kılmış. Anlatılanlara göre: Son yıllara değin zurnacı Külebi usta, düğünlerde davul oynatan Ferzi usta, Hallik usta, Köşektaş nüfusuna kayıtlılarmış. Sonradan hepsi de Hacıbektaş’a ya da Kırşehir’e yerleşmişler.

Hangi köyün nüfusuna kayıtlı olduğu bilinmeyen zurnacı Kemal usta da Köşektaşlı sayılır. Köyde olsun, dışarıda yaşasın, tüm Köşektaşlıları bilir. Köyün tamamına yakınının düğünlerinde o ve ekibi çalgıcılık yapmış, çocukların tümünü o sünnet yapmıştır. Sağlamcıdır; yeni doğan erkek çocuklar, nüfus kayıtları yaptırıldıktan sonra, onun defterine de kaydedilir. Zaman, zaman oğlan babasına: “Ne oldu, güççük ağa büyüyor mu?” diye, sünneti anımsatır.

Kız bitirme, nişan gibi merasimlerden haberi olur, oğlan tarafını her görüşünde, düğün zamanını sorar. Kısaca işinin takipçisidir. Kemal usta, doğruluğunun, cana yakınlığının yanında, aydın bir insandır. Çocuklarına sadece kendi işini yaptırmamış, hepsini okutmuştur da. Oğullarından öğretmen, banka memuru olanlar vardır.

Kemal ustanın öğretmen oğlu lisede okurken, kendi gibi şakacı olan anası, oğluna her gün takılıyormuş; “Şuna bak, şuna, okula gidiyor! Yarın, Neşet gibi saz çalan adam olacak değil ya, boynu gravatlı eşşek olur!" “Şuna bak, şuna, boz davulu duvara asıp da, utanmadan okula gidiyor.” Kadın, öbür oğlanı da zaman zaman sıkıştırırmış: "Şu sazı iyi öğren, çal, Neşet gibi adam ol! Öğrenmezsen, seni okula gönderir, okutur, öğretmen yapar, köy, köy süründürürüm!"

Diğer kimi yargıları yanlış olsa da, doğruluk payı olan yargıları da var.

• İlk kez 21 Mart 2005 tarihinde yayınlanmış bir öyküdür.

Kemal Usta: Kemal Süle, 1934 yılı, Adana/Kozan, Hacımirza köyü doğumludur. 1936 yılında babasıyla birlikte Sivas'ın Şarkışla ilçesi, Alakilise köyüne, oradan da, 1953 yılında, Hacıbektaş'a göç etmiştir. (Bilgi: Suavi Cesur).

Kız Bitirme: Söz kesme.

Ernest Hemingway

"Çanlar Kimin İçin Çalıyor", Ernest Hemingway tarafından yazılan ve ilk kez 1940 yılında yayınlanan klasik bir roman. İspanya İç Savaşı sırasında geçen hikaye, Robert Jordan adında Amerikalı bir dinamitçinin, bir köprüyü havaya uçurmak için, gerilla savaşçılarından oluşan bir gruba katılmasını konu alıyor. Roman, savaş, aşk, ölüm ve insan davranış temalarını araştırıyor ve Hemingway'in kendine özgü yazma stilini ve insan doğasının karmaşıklıklarına dair derin içgörüsünü sergiliyor.

"Çanlar Kimin İçin Çalıyor", İspanya İç Savaşı'nın arka planında geçen bir roman. Kahramanı Robert Jordan, düşman için kritik bir köprüyü yıkmakla görevli bir gerilla grubuna atanan Amerikalı bir dinamitçi. Anlatı, çeşitli savaşçı gruplarının yaşamlarını derinlemesine inceliyor, onların mücadelelerini ve dostluklarını tasvir ediyor.

Hikaye ilerledikçe Jordan, Maria adında İspanyol bir kadınla romantik bir ilişkiye giriyor ve görevine kişisel ve duygusal bir karmaşıklık katmanı ekliyor. Roman, savaşın sert gerçeklerini, şiddetin bireyler üzerindeki etkisini ve yaşam ve ölümü çevreleyen varoluşsal soruları araştırıyor.

Hemingway'in seyrek ve ekonomik anlatımı savaşın yoğunluğunu ve karakterlerin iç çatışmalarını yansıtıyor. Bir John Donne şiirinden alınan başlık, birbirine bağlılığın genel temasını ve savaşın insanlığa verdiği zararı yansıtıyor. "Çanlar Kimin İçin Çalıyor", çatışmaların ortasında insanlığın durumuna dair dokunaklı bir araştırmayı temsil ediyor.

Hemingway'in "Çanlar Kimin İçin Çalıyor" adlı eseri kapsamlı eleştirel analizlere konu oldu, savaşın psikolojik etkisini keşfetmesi nedeniyle övüldü ve algılanan romantik unsurlar nedeniyle eleştirildi. Kritik tartışmaların temel yönleri:

1. **Karakterizasyon ve İnsan İlişkileri:**
    - Hemingway'in karakterleri genellikle savaş zamanındaki insanların farklı yönlerini temsil eden arketipler olarak görülür. 
   - Robert Jordan ve Maria arasındaki ilişki, savaşın kaosunun ortasında aşk için verilen mücadeleyi resmediyor.

2. **Savaş ve Etkileri:**
   - Eleştirmenler, romanın savaşın vahşetini ve bunun bireyler üzerindeki psikolojik etkisini tasvir ettiğini vurguluyor. 
   - Savaşın ayrıntılı tasviri ve karakterler üzerindeki etkisi Hemingway'in bir savaş muhabiri olarak ilk elden deneyimlerini yansıtıyor.

3. **Varoluşsal Temalar:** 
   - Roman, yaşamı, ölümü ve insan varlığının anlamını inceleyerek varoluşsal temaları araştırıyor. 
   - Hemingway'in karakterleri ölümün kaçınılmazlığıyla boğuşuyor ve insanlığın daha geniş bağlamı içinde bireylerin birbirine bağlılığını vurguluyor.

4. **Yazma Stili:** 
   - Hemingway'in kendine özgü düzyazısı, romanın duygusal etkisine katkıda bulunuyor. 
   - Eleştirmenler onun karmaşık duyguları ve durumları ekonomik ve kesin bir şekilde aktarmak için kullandığı dili takdir ediyor.

5. **Siyasi Yorum:** 
   - Kimi eleştirmenler romanın siyasi tonlarını analiz ediyor ve onu İspanya İç Savaşı'na ve buna bağlı olarak dönemin daha geniş sosyo-politik ortamına dair bir yorum olarak görüyor.

6. **Romantizmin Eleştirisi:** 
   - Kimileri Hemingway'in savaş ve aşkı romantik tasvirinin bu deneyimlerin karmaşıklığını aşırı basitleştirebileceğini iddia ediyor. 
   - Eleştirmenler, romanın, özellikle de kahramanlık ve fedakarlık tasvirlerinde savaşı romantikleştirip romantikleştirmediğini sorguluyor.

7. **Sembolizm ve Başlığın Önemi:** 
   - John Donne'un meditasyonundan alınan başlık, insanlığın birbirine bağlılığı ve ortak acı deneyimi için bir metafor görevi görüyor. 
   - Eleştirmenler, karakterlerin tarihin gidişatını değiştirme girişimini temsil eden köprünün sembolizmini odak noktası olarak araştırıyor.

Genel olarak, "Çanlar Kimin İçin Çalıyor" derin temaları keşfetmesi nedeniyle övgüyle karşılanıyor, ancak romanın savaşı ele alışı ve bunun bireyler üzerindeki etkisi hakkında tartışmalar devam ediyor. Kişisel ilişkiler, varoluşsal tefekkür ve çatışmanın sert gerçeklerinin karışımı, onu zengin bir eleştirel analiz konusu haline getirmeye devam ediyor.

Britannica l English Literature

Köşektaş Hikayeleri


Ah Senin İçin Koygun Koygun Çaldığım Zurnalar
Celalettin Ölgün

Hikâyelerin kültürler açısından önemine ilişkin değerlendirmeler, genellikle kimlik ve hafıza aktarımı, toplumsal bağların kurulması, değerlerin iletilmesi ve deneyimlerin anlamlandırılması gibi işlevlere vurgu yapar.
kosektas.net

Eski yıllarda davullu, zurnalı, köçekli, ince sazlı düğün yapmak herkesin altından kalkacağı iş değildi. Böyle düğünleri ancak varlıklılar yaparlardı. Elinde avucunda olmayanlar ise kimisinin “cin düğünü”, kimisinin de “ennecin” dediği; yalnız “tef” çalınıp kadın ve kızların kendi aralarında oynadıkları, erkeklerin geriden seyrettikleri düğünler yapardı.

Almancıların mark göndermeye başladığı yıllara değin Köşektaşlı hep böylesi düğünler yaptı. Varlıklı kişinin oğlunun düğünü de cin düğünüyle olacak değil ya. Onların düğünü, o yılların en gösterişli düğünü oldu. Boyunlarına kora denilen ziller, koşumlarına göz değmesin diye iri iri mavi boncuklar dikili atlar koşulmuş arabalarla; Köşektaş kütüğüne kayıtlı olmasına karşın Hacıbektaş’ta ikamet eden Davulcu Ferzi, Zurnacı Kulebi ustalarla birlikte Engel köyünden seçkin çalgıcılar getirtildi. Nereden bulunmuşsa Acer Harman Yeri’ne, belki de yatak yükleri altında saklanan eski yörüklükten kalma çadırlar kuruldu. Davul, zurna, köçek eşliğinde Kelik Derviş’in peşinde kadınlar kartala gittiler; Turnam oyunu eşliğinde ev ev dolaşıp tüm köy halkını düğüne davet ettiler. Üç gün boyunca dışarıda davul zurna, odada saz, keman, Zeynelabidin cümbüşü ve dümbelek çaldı; çalgıların önünde köçek oğlan oynadı. Hatta Belbaraklı Lomen ile Yahya’nın Ali, kaşıktan yaptıkları kuklayı bile oynattılar. Anlatılanlara bakılırsa o güne dek yapılan düğünlerin en görkemlisi oldu; gelin çıktı, düğün bitti.

O yıllarda varsıl–yoksul yaşantısı arasında fazla bir fark yoktu. Varsıl da yamalı şalvar giyer; eti bayramdan bayrama ya da herkes gibi koyun, kuzu hışırlarsa ya da deneleme sonucunda ölürse yerlerdi. Kışın odasında ocak ya da sobada tezek, kerme yakardı; belki de ısısı ve kokusu fazla olan koyun kermesi yakardı, yoksullardan farklı olarak.

Düğünü izleyen günlerin birinde yeni gelin, dışarıya ahırdan çıkarılmış gübreyi yalınayak çiğneyip tezek harcı yapmaktadır. Her yanına hayvan gübresi yapışmış, eli ve ayakları pislik içinde kalmış durumdadır. Düğününde zurna çalmış Fevzi Usta, kim bilir ne amaçla oradan geçerken, özenle çaldığı zurnaya verdiği emeğe acımış olmalı ki geline bakıp dayanamamış:

“Ah! Senin için koygun koygun çaldığım zurnalar!”

• İlk kez 18 Şubat 2005 tarihinde yayınlanmış bir öyküdür.


Kerme:Tezek.
Zeynelabidin cümbüşü: Metal Tambur.
Koygun: Etkili, dokunaklı, içli.